Barcelona’ya ne haller oldu?

Nisan ayına gelindiğinde Barcelona 39 maçlık yenilmezlik serisine ulaşmıştı;ancak son 6 maçında 4 mağlubiyet ve 1 beraberlikle belkide senenin en büyük sürprizini gerçekleştirdi.

Önce Şampiyonlar Ligi’nde Atletico Madrid’e elenen Barca daha sonra 9 puanlık lig avantajını kaybederek Atletico Madrid ile puan puana geldi. Real Madrid de farkı 1 puana indirdi.

Oysa ki son maçında 2-1 kaybettiği Valencia karşısında Şubat ayında 7-0’lık bir galibiyet almıştı. Durum böyle olunca tüm gözler Koç Luiz Enrique’ye çevrildi. Suçun tamamını üzerine alarak futbolcuların üstündeki baskıyı almaya çalışsa da, tükenmişlik yaşayan özellikle forvet hattı kalan maçlarda toparlanır mı göreceğiz.

Çok yoğun maç temposu içerisinde Enrique, gerek transfer yasağı gerekse Arda gibi sisteme uymayan yanlış transferler sebebiyle rotasyonu istediği gibi uygulayamaması bu sonucu doğurdu gibi duruyor.

Basit bir hesap yaparsak; Barca’nın ileri üçlüsü Neymar, Suarez ve Messi geçtiğimiz yıl toplam 16058 dakika sahada kalmışlar. Bu rakam Bayern Munih forvetlerinden %18, Mancester City forvetlerinden %42, Real Madrid forvetlerinden %57, Atletico Madrid forvetlerinden %63 daha fazla demek.

Bu sene oynadıkları maçlarda sadece dört kere oyundan çıkan bu üçlü, son Valencia maçında 90 dakika sahada kaldı. Bu maç aralıksız 53. maç idi ve buna Japonya’daki kulüpler dünya kupası dahil.

Ayrıca bu üçlü milli takımları için Güney Amerika ‘ya seyahat ediyorlardı. Bu üçlünün alternatifleri maalesef oynadıkları 16 maçta sadece 3 gollük katkı sağlayınca Enrique’nin fazla rotasyon şansı kalmadı.

Her ne kadar Şampiyonlar Ligi’nden elense de ,ligde kalan maçlar kazanıldığı vakit ipler halen elinde gibi duruyor; ancak bu tükenmişlik sendromunu üzerlerinden nasıl atarlar hep beraber göreceğiz. Oyuncuların da insan olduğu faktörünü de unutmamak lazım.

Arda’nın transferine ülke olarak çok sevindik ancak Barcelona açısında çok faydalı bir transfer olmadı. Tüm otoriteler ağız birliği etmişcesine aynı yorumda bulunuyorlar.

Arda tartışmasız çok önemli bir oyuncu; ancak oyun tarzının Barcelona’nın oyun yapısına uymadığı aşikar. Arda’nın oyunculuğuna laf söylemek abesle iştigal olur. Ancak Arda’nın Barcelona’da başarılı olabileceğini düşünmek de bir o kadar abestir. Yanılmayı çok istedim ancak Arda’nın Barca da başarılı olamayacağı çok açık idi. Bunu öngöremeyen Luis Enrique ve ekibi suçludur.

Set hücum oynayan, hızlı düşünüp hızlı hareket eden Barcelona, sürekli topun atak yönünü değiştirerek adeta hentbol hücumları ile oynuyor ve defansta boşluklar arıyor. Bu boşlukları bulabilmek ve sonuca ulaşabilmek için özellikle orta saha ve hücum oyuncuları; hızlı top çevirmek, ayakta çok top tutmamak, sürekli boş alan oluşturmak, gol vuruşlarında etkili olmak, assist özellikleri ön planda olmak, tek pas tiki taka sistemini iyi uygulamak, senede en azından 10 gol 10 assistlik istatislikleri yakalamış olmak zorunda.

Arda yukarıdaki normların kaçına uyuyor siz düşünün. Dolayısıyla bir mükemmel takım ile bir mükemmel oyuncu her zaman uyumlu olacak diye bir durum yok. Arda için yanlış bir aşk, Barcelona için de yanlış bir tercih oldu. Atletico ve Simone onun için biçilmez kaftandı. İngiltere Arda için doğru tercih olabilir. Bu transfer ile Arda hayaline kavuşmuş oldu ancak maalesef spor camiası dün ile yaşamıyor.

NOT: Bana Türkiye Süper Ligi’ni soran arkadaşlar için kısaca söylemek istiyorum. Aziz Yıldırım Barcelona örneğini vererek Fenerbahçe’nin puan farkını kapatabileceğini söylemiş. Başka faktörlerden fark kapanabilir ancak Barcelona örneği pek gerçekçi değil. Beşiktaş hem rakibi Fenerbahçe’den daha az maç oynadı hem de Avrupa Kupaları’ndan erken elenerek konsantrasyonunu bir noktada toplayarak belki de şampiyonluğu kurtarmış oldu. Braga travması sonrası Fenerbahçe’nin düştüğü durum ortada.

Yorum Yaz

1 Yorum

  1. Kaya Haziran 1, 20:16

    Yuregimizi agzimiza getirdi barca, ama neyseki sampiyon bitirdi sonunda.

    Bu yoruma cevap yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*