Hırvatlar mı çok iyi? Biz mi çok kötüydük?

Milli Takım daha önceki katıldığımız turnuvalarda olduğu gibi gene büyük bir turnuvaya kötü başladı. Ancak sosyal medyada herkesin biraz da oynanan futbolun kötülüğünden kaynaklanan bir serzeniş ve ümitsizlik hakim.

Unutmayalım daha önceki Avrupa Şampiyonası’na Portekiz mağlubiyeti, Dünya Kupası’na da Brezilya mağlubiyeti ile başlamıştık. Daha kaybedilmiş bir şey yok. Ben bu takımın ayağa kalkmayı becerecek kalitede olduğuna inanıyorum.

Maça gelecek olursak. Çok kötü bir futbolla yenilip, 1-0 lik skor ile kaybedilmesinin şans olduğunda herkes birleşiyor. Karşılaşmanın hakkı, çok daha büyük bir fark ile yenilgi idi. O halde nerede yanlış yapıldı. Herkes, ben dahil çoğu, futbolcuların maç eksiği ve formsuzluğundan bahsediyoruz. Ama dün formsuz öyle biri vardı ki maçın bu hale gelmesindeki ana sebep oydu.

Evet Fatih Terim ve ekibi! Büyük bir mucize gerçekleştirerek,turnuvaya gitmeyi başarırken, bu çocuklar vardı ancak; aslan payı,her zamanki gibi, Fatih Terim’e verildi. Hırvatistan karşısında çok kötü oynanarak maç kaybediliyor ve başta Arda olmak üzere bir çok futbolcu yem yapılıyor. Fatih Terim’i eleştirme cesaretini gösteren gazeteci yok denilecek kadar az. Hiçbir TV kanalı veya gazetede ciddi manada hoca eleştirisi görmedim.

Oldu olacak meclisten karar çıkarsınlar. Cumhurbaşkanı ile birlikte Türkiye Futbol Direktörünü de eleştirmek hapis sebebi olsun. Mallarına el konsun bir daha  spor camiasında barındırılmasın. Yanlış anlaşılmasın sakın, Fatih Terim, dünya spor kamuoyunun saygınlığını kazanmış, gerçekten imparator bir teknik direktör. Lakin o da bir insan ve o da zamansız bir şekilde Hırvatistan maçında çok formsuzdu.

Neydi peki Fatih Terim’in hataları!

Bir kere klasik Fatih Terim anlayışı ile rakip analizi ciddiye alınmamış. Ben kendi futbolumu oynarım mantığı ile sahaya çıkılmış. Evet büyük takımlar böyle yaparlar ama o büyüklükte olmadığımız dün belli oldu. Fatih Terim öncelikle rakibini durdurmayı ve ardından hızlı çıkışlar ile gol pozisyonları üretmeyi planlamış.

Bu kadar yumuşak kadronun rakibi durdurması gerçekten zaten zor idi. Bir de durdurduktan sonra hangi futbolcu ile hızlı çıkabilmeyi planladığına da anlam vermedim. Hakan? Cenk? Arda? Oğuzhan? Hepsi birinci viteste top oynayan oyuncular.

İlk yarıda aslında kadronun bu plana uygunluğu tartışılsa da eğer Ozan o golü atabilseydi işler değişebilir. Maç öncesi yanlış kurgulama ve düşüncelerin uygulanamaması da normal, ancak oyuna müdahale anlamında da Fatih Hoca başarılı olamadığı gibi durum çok daha kötüye gidiyor ise; orada teknik direktörün formsuzluğundan bahsedebiliriz.

İkinci yarı, bu vitesi artırmak icin Emre, Volkan ve Burak oyuna girseler de bu sefer geride olmamızdan kaynaklanan rakip oyun sisteminin değişmesi ile oyun daha sıkıntılı bir hal aldı. Benim bildiğim Fatih Terim, bu işten bir kaç kişinin kellesini alarak sıyrılır. Zaten ne kadar kötü olursa olsun Arda’yı her zaman sahada tutan Fatih Terim, onu oyundan alarak bir mesaj vermiş oldu.

Eğer inşallah olmaz ama bizim icin turnuva kötü biterse, bazı oyuncular üzerine suçlar yıkılır, kendisi bu işten sıyrılır.

Tekrar maça dönersek: Rakip tamamen oyunu kanat akınları üzerine kurmuş. Hemen hemen her defasında kanada inmeyi başardılar. Buna Hakan Çalhanoğlu ve Arda’nın beklere hiç yardım etmeyişi Cenk ve Oğuzhan’ın neredeyse hiç ama hiç top kapmadan maçı bitirmesi Ozan’ın da saç düzeltme ile meşgul olması neticesinde, rakip golü buluyor.

İkinci yarıda yapılan oyuncu ve sistem değişikliği neticesinde; dağılan balansı tamamen bozulan, oyun ritminden çok dağınık bir şekle bürünen Milli Takım fark yemekten şansı ile kurtuluyor. İngiltere maçı sonrası yazdığım yazıda pres bağlantılarında sıkıntılarımızın olduğunu, maçı çok az sayıda top kazanma ile bitirdiğimizi, Hırvatistan ve İspanya’nın İngiltere’den çok daha iyi top çevirdiği için başımızın çok ağrıyabileceğini yazmıştım.

Gördük ki Hırvatistan maçında bu yönde bir gelişme olmaması bizi sıkıntıya sokan bir başka faktördü. Bu da zaten çok yumuşak bir takın olduğumuzu gösteriyor. Daha sertleşmemiz gerekiyor. Maç sonu ikinci yarıdaki dağınıklığı fiziki yorgunluğa bağlayan Fatih Terim, beni bir kez daha şaşırttı. Hatanın sıfırını kendine alması gerçekten düşündürücü idi.

Bugün İspanya’nın Çek Cumhuriyetini yenmesi, ikincilik şansımızı bir hayli azalttı. Ama İspanya’dan alınacak her puan ve Çek galibiyeti bizi en iyi üçler sınıfına sokacaktır.

Milli Takımda bunu başaracak kalite, her şeye rağmen bence mevcut. Unutmayalım elemelerde her şey bitti derken, büyük bir mucizeye imza atarak Fransa vizesi alan yine bu takım. Gruptan çıkma şansı devam ettiği sürece ümidimi yitirmiyorum. Çünkü Milli Takımımız bize bunu alıştırdı. Allah yardımcıları olsun.

Yorum Yaz

1 Yorum

  1. Can Haziran 23, 20:30

    En buyuk sorun cogu oyuncunun kendi takimlarinda tam randmanli oynayamamasi.

    Bu yoruma cevap yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*