Yamanlar

“Gerçek okul, insana sonsuzluk yolunu açan sırlı bir anahtardır”

Neredeyse kurulduğu günden beri Yamanlar Koleji’nin giriş kapısında serlevha gibi asılı durur bu veciz söz. Misafirine, daha içeri adım atmadan, nasıl bir dünyanın kapısında olduğunu anlatır tek cümlede.

Gerçek bir okulda okumamış olmak sizin kabahatiniz değil. Okul düşmanı eşkiyalar olmaksa bizzat ve evvelen sizin kabahatiniz.

Koca bir memleketin demokratik, insan haklarına saygılı özgür bir ülkede yaşama hayalini Avrupa Birliği otobüsüne bindirip, Boko Haram kavşağında indirdiniz. Vebali büyük bunun… Dünyanın başka başka ülkelerinde yaşanan tuhaf terör hadiselerini, eli kanlı katillerin ilkokul baskınlarını, okul kapamalarını kaygıyla izlerdik hep. En ilkel kabilelerde bile yüzyıllardır erkekler arasında süre gelen savaşların, bu çağda, mimsiz medeniyetin Mars’a merdiven dayadığı bu asırda kadınlara, çocuklara ulaşmasına anlam veremezdik bir türlü. Bu tersine modernleşmenin hazin vahşeti geldi bizi de buldu sonunda. Bırakın ilkokul çocuklarını, kreşteki bebelerin el işi ödevinden terör örgütü çıkarmaya çalışan haramiler musallat oldu evlatlarımıza.

Polis baskınından başka hiçbir yolla girmeleri mümkün olmayan en parlak okullara dadandılar. Uluslararası fizik olimpiyatlarında madalya bırakmayan okullarda elde mezura tabela ölçtüler. Matematiğin zirvesine adını yazdırmış mekanlarda adım adım merdiven genişliği karışladılar. Geldiler, aklı, fikri, mantığı, ayak üstü iğfal edip gittiler. Mezurayı dayayıp ölçtüklerinin kendi hasetleri, adım adım karışladıklarının kendi ahlakları olduğunu fark edemediler.

Kıymetli antika tabloları ucuz, basit replikalarıyla değiştirme çabasındaki düzenbaz kaçakçılara benziyorlar. Okulların, dershanelerin, yurtların, olimpiyatların orijinallerini gasp edecek, çalacak, yakıp yıkacak, bir el çabukluğuyla kendi acemi kopyalarını yerlerine yerleştirecekler. Beyhude çaba. Nasıl bir Kenan Evren’den Picasso çıkmazsa rüşvet çarkının menbaı olmuş fason vakıflardan aklı başında bir eğitim kurumu çıkmaz, çıkamaz. Hayatını Yamanlar’a adamış bir Sebahattin Kasap’ın yoksa Yamanlar olamazsın zaten. Okulun her metrekaresine ayrı emeği geçmiş bir Abdullah Yolbir’in olmadan belki derme çatma bir bina yaparsın evet, ama o binaya ruh üfleyemezsin. Bir Necati Amca’n yok senin. Sami Hoca’n yok. Hele bir Şakir Abi’n hiç yok. 25 yıl önce küçük bir çocuk olarak o ‘sırlı anahtar’ı çevirip, ‘gerçek okul’un kapısından içeri giren adam büyüdü, o okula müdür oldu. Senin yerinden sökmeye çalıştığın tohumlar çoktan filizlendi, çiçek verdi, toprağa yeni tohumlar düşürdü.

Yani ‘Örnekleri kendinden’ bir hareketi, kendine Boko Haram’ı örnek alarak bitiremezsin. Basarsın, yakarsın, yıkarsın belki evet, ama bu kayadan tek toz zerresi koparamazsın. Gönlümüze yazdıklarımızı sökemezsin zira. Çünkü senin kuytuda kıstırıp soymaya çalıştığın bu kervan çoktan menziline ulaştı.

Yamanlar sadece bir okul değil dünyanın dört bir tarafındaki binlerce mezunu için, hatırlandıkça burnunun direğini sızlatan bir ev. Okul deyince anladığımız gasp edilecek bir arazi, ihalesinden komisyon tırtıklanacak bir inşaat, yıkılıp AVM yapılacak bir yapı değil çünkü bizim. Sırlı bir anahtarla açılan, sonsuzluk yolunun bir kutlu menfezi… Okul, Yamanlar bizim için. Altınından gümüşüne türlü türlü madalyalar, ülke tarihinde elde edilmemiş büyük başarılar, şampiyonluklar… Bunlar sizin dışarıdan bakınca gördüğünüz Yamanlar. Bizim Yamanlar’ımız başka. Bizim Yamanlar’ımız ruhumuzun en derinlerine kök salmış, bağrında büyüdüğümüz huzur dolu yuva.

Neredeyse kırk yıl önce Kestanepazarı’nda, bir tahta kulübecikte yola çıktığında bu kervan, sadece bir Hocaefendi ve etrafında 3-4 genç insan vardı. Tek bir okul, yurt, dersane yoktu. Aradan yıllar geçti. Milyonlarca kişi gönül verdi bu davaya. Şimdi sen bütün bu müesseseleri tek tek gasp etsen, yaksan, yıksan, talan etsen… Yine bir Hocaefendi ve bu sefer etrafında milyonlarca insan var. Her şey, Allah’ın izniyle, en baştan, tek tek yine yapılır.

Ama sen yine de elinden geleni ardına koyma. Koyma ki, ‘Bizden öncekilerin başına gelenler bizim de başımıza gelmeden kurtuluşa ereceğimizi’ sanmayalım…

Yorum Yaz

2 Yorum

  1. Oguzhan Senturk Ağustos 23, 20:08

    Cok guzel ifade etmissiniz Sitki Bey. Bir Yamanlar mezunu olarak tesekkur ederim.

    Bu yoruma cevap yaz
  2. Oktay Safak Ağustos 25, 04:59

    Helal olsun Sıtkı Bey, kaleminize sağlık.

    Bu yoruma cevap yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*

FACEBOOK