Mektup

Havuzun klor oranı en yüksek mevkutesi Takvim, asırlık mazisiyle dünyanın önde gelen düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü’nü ‘cemaatin kurduğunu’ iddia ettiğinde, olayın bu noktaya geleceğini tahmin etmeliydik.

Alman cumhurbaşkanını ‘İmam’ ilan edebilen bir akıl, “Messi de paralelmiş” seviyesine geldiğinde artık her şey için çok geçti.

O yüzden koskoca bir cumhurbaşkanının kalkıp başka bir ülke meclisinin yüzde yirmisini, senatosunun dörtte üçünü ‘kiralık’ olmakla itham etmesi şaşırtmıyor bizi. Aynı milletvekillerinden, senatörlerden tek bir randevu alabilmek için halkın parasından harcanan 65 milyon dolarda ise bir çelişki görülmüyor artık.

Alıştık çünkü.

Hükümetin, hükümet medyasının ve hükümetin ‘hükümete hükmedemeyen başı’nın her on beş dakikada bir kendiyle çelişen devasa yalanları, ithamları, iftiraları şaşırma eşiğimizi aldı göğe yükseltti.

AKP hükümetinin Türkiye’yi konumlandırdığı otoriter dikta yapısının da etkisi var bunda. Hükümet medyasının ‘Parti’ye yapılan eleştiriler karşısında aldığı tavır üçüncü sınıf otokrasilerden farklı değil.

Geçtiğimiz hafta ABD Senatosu’nun rekor sayıda senatörün imzasıyla Dışişleri Bakanı John Kerry’ye gönderdiği ‘basın özgürlüğü’ mektubunu ele alalım. Hükümet cenahından bu hazmı zor mektup karşısında henüz bir ses duyulmazken havuz medyasının heybesinden yine o klasik tepki çıktı: Kiralanmış senatörler, yazdırılmış mektuplar vs.

Şaşırtıcı mı bu tepki? Değil. Zira dikta rejimlerinin şiarıdır bu tarz bir medya ve bu tip senaryolar. Bir zamanların Saddam ya da Mübarek medyası, şimdinin Esad ya da Kim Jong Un televizyonları ‘Yüce lider’e yöneltilen bir eleştiri karşısında nasıl bir tepki verecekse AKP medyası da Tayyip Erdoğan’a yapılan bir eleştiri karşısında aynı refkleksi gösteriyor. Gösterirken de alabildiğine komik duruma düşüyor. ABD’yi tanımıyorlar çünkü, dünyayı tanımıyorlar. Paçalarından akan cehaleti gizleyip süpürecekleri yerde daha da ortaya saçıyorlar. Bırakın bir cemaati, bir sivil toplum kuruluşunu, ABD başkanının bile istediği bir konuda Senato’dan bu kadar yüksek sayıda bir imzayı çıkaramayacağını bilmiyorlar. ABD başkanının dahi buna gücü yetmezken bir küçük grubun, bir mektup hazırlayıp Senato’nun dörtte üçüne bir çırpıda imza attırabileceğini sanıyorlar. Derin bir hayalin içinde yaşıyorlar.

Obama, başkanlık döneminin ilk dört senesini sağlık reformuna ve o reform için Temsilciler Meclisi ve Senato’dan toplayacağı imzalara harcadı. Cumhuriyetçiler bir yana, kendi milletvekili ve senatörlerini dahi bazı maddelere ikna edene kadar akla karayı seçti ABD başkanı. Bütün bunlar ortadayken siz neyi savunduğunuzun farkında mısınız? Kendinizi nasıl duruma düşürdüğünüzü görmüyor musunuz?

Today’s Zaman muhabiri Mahir Zeynalov’un bu mektuptan nasıl olup da önceden haberdar olduğunu soruyorlar. Kendisine ‘gazeteci’ diyen adamlar bu soruyu gerçekten soruyor, sorabiliyor. Haberci Mahir, gazeteci… Bir gazeteci, Washington gibi küçük bir şehirde, 74 senatörün bir araya gelip Türkiye ile ilgili bir mektuba imza atacağını öğrenmeyip ne yapacak. Tarihte örneği yok böyle bir mektubun. Bunu atlayan gazeteci, Washington’da niye yaşar?

O yüzden asıl soru şu: Sizin nasıl olur da bu mektuptan haberiniz olmaz? Siz nasıl gazetecisiniz?

ABD’li iki senatör Türkiye ile ilgili ‘derin endişelerini’ aktaran bir mektubun hazırlığına girişiyor. Bu mektup günlerce, hatta haftalarca Senato koridorlarında dolaşıyor. Ve senin gibi, sizin gibi, ‘güya gazeteci’lerin ne mektuptan, ne imzalardan haberi oluyor. Yahu siz nasıl gazetecisiniz? Mektubu imza atan senatör sayısı 74. Her senatörün ortalama 50 danışmanı var Senato’da. Toplamda yaklaşık 1500 kişi eder. Bu kadar kişi içinde tek bir kontağınız, tek bir kaynağınız, tek bir tanışıklığınız yok mu? Bu nasıl gazetecilik? Bu nasıl habercilik? Tepeden inme acemi parti kalemşörlerinin gazetecilik mesleğine verdiği zarar büyük.

Çalınan milyar dolarlar, sıfırlanan milyon avrolar geri gelir de itibarı yerle bir olan gazetecilik mesleği havuzdan yediği bu vurgunu nasıl atlatır onu bilmem.

sozcan@zamanamerika.com

@sitkiozcan

Yorum Yaz

1 Yorum

  1. Bünyamin Atmaca Mart 21, 16:04

    Vak’ayı güzel yorumlamışsınız Sıtkı Bey. Mahir Zeynalov, havuzculara 1500 takla attırmış!

    Bu yoruma cevap yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*

FACEBOOK