Titanic’in umulmadık şekilde batışı

Cenab-ı Hak “Yarattıklarımız içinde, daima Hakka giden yolu gösteren ve onunla adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.” (Araf Suresi, 7/181) buyurmaktadır.

Efendimiz (S.A.S.) de bu hususta “Kıyamet kopuncaya kadar her zaman mutlaka  gâlibane, zâhirane hak üzere bulunan, ümmetimden bir tâife bulunacaktır.” (Buhari) buyurmaktadır. “Gariplere müjdeler olsun!”  müjdesine mazhar bu tâife, insanların bozduklarını düzeltmeye, ıslah etmeye çalışacaklardır. Bunların işi, hizmet-i İmaniye ve Kur’aniyedir… Mağdur ve mazlum da olsalar Hak yolu gösterecek ve o yoldan ayrılmayacaklardır. Onların imanî ve Kur’anî hizmetlerini engellemeye çalışanlar da olacaktır… Bu engelciler mümin olsalar bile, faaliyetleri iman-Kur’an hizmetini engelleme şeklinde  olursa faaliyetleri maalesef, İslama kastedenlerin işine yaracağı için, onların hesabına olmuş olur. Karşılaşacakları vaziyetler de ona göre olur. İnşaallah, hatalarından döner ve mazlum-mağdurlardan helallik dileyip, tahribatlarını tamir ederler.  Yoksa şu İlahî hitap bir yönüyle onlara da bakar: “Âyetlerimizi yalan sayanları, farkına varmayacakları şekilde yavaş yavaş helâke yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veririm; fakat vakti gelince, Benim cezalandırmam pek keskin ve şiddetlidir.” (Âraf Suresi, 7/182-183) “Halkı zulümde ortak ve  onmaz derecede ileri gitmiş nice şehirleri yok ettik! Öyle ki, şimdi hepsinin yerinde yeller esiyor; üstü altına gelmiş binalar, körelmiş kuyular, kurumuş çeşmeler, YERLE BİR  OLMUŞ  MUHTEŞEM  SARAYLAR!.. Peki bunlar biraz olsun dünyayı gezip dolaşmazlar mı ki, hiç değilse düşünüp duygulanacak gönüllere, gerçeğin sesini işitecek kulaklara sahip olsunlar. Ne var ki, onlarda kör olan, gözler değil, asıl kör olan sinelerindeki gönüllerdir.” (Has Suresi, 22/45-46)

Asla Cenab-ı Hakka meydan okunamaz… İşaret hatta imâ ile bile olsa meydan okuyanlar asla iflâh olmamıştır. Meşhur Titanic isimli o büyük gemiyi bir hatırlayalım. İngiliz bayrağı taşıyan bu dev gemi, 2227 yolcusu ile beraber, İngiltere’nin Southampton Limanından New York’a gitmek için yola çıkmıştı. Gemiyi yapanlar “Titanic batırılamaz” diyorlardı. Bazı medya kuruluşlarında hâşâ Titanic’i Tanrının bile batıramayacağı iddiaları da vardı.  Yolculuk sırasında 14 Nisan 1912 gününün bulutsuz bir akşam vakti, bir buzdağı ile çarpıştı. Neticede 1522 kişi soğuk sularda kayboldu. Geminin batmayacağından emin olan yapımcıları, yolculara yetecek sayıda botları, gemiye almayı lüzumsuz saymışlardı… Ama hiç ummadıkları şekilde, sürpriz bir kaza ile karşılaşmışlardı!..

Firavunlara, Nemrutlara, Şeddatlara, Karunlara ve feci sonlarına bakacak olursak hep hiç akıllarına gelmeyen noktalardan gelen felaketlerle yok olup gittiler…

Kur’an-ı Kerim bunların kıssalarını anlatıyor; ibret almamız lâzım. Cenab-ı  Hakkın kudreti  o zaman yetiyordu da hâşâ şimdi yetmiyor mu? Her zaman yeter… Buyurun şöyle bir göz atalım, bakalım: “(Lût kavmini yok etmeye gelen vazifeliler, Hz. Lût Aleyhisselama şöyle diyorlardı: )  “Büsbütün  yoldan çıkmaları sebebiyle, biz bu şehir halkının üzerine gökten bir azap indireceğiz.” (Ankebut Suresi, 29/34)   “Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, onlara dedi ki: ‘Ey benim halkım! Yalnız Allah’a ibadet edin, âhiret gününü bekleyin ve ülkede  FESATÇILIK  YAPARAK DÜZENİ  BOZMAYIN!’  Fakat onlar kendisini yalancı saydılar. Bunun üzerine müthiş bir zelzele, kendilerini KISKIVRAK  YAKALIYIVERDİ. Oldukları yerde çökekaldılar.  Âd ve Semûd halklarını da imha ettik. (…)  Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da helâk ettik. Musa kendilerine (bu üçüne) belgelerle, mucizelerle geldi, ama onlar o ülkede kibirlendiler,  büyüklük tasladılar, fakat hükmümüzden kurtulamadılar. Onlardan her birini kendi suçu sebebiyle  cezaya çarptırdık:  Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir gürültü bastırıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmedi, onlar asıl kendi kendilerine zulmettiler.”  Ankebût Suresi, 29/36-40)

Çağımızın bir zâlimi hakkında da Üstad Bediüzzaman Hazretleri; Cenab-ı Hak, Nemrud’u bir sinekle, Firavunu karınca ile yok ettiği gibi, bir cebbarı da çıplak gözle görülmeyen bir mikropla kabre soktuğunu ifade ediyor.

Yorum Yaz

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış!

Henüz hiçbir yorum yapılmamış. Ama bu habere ilk yorum yapan siz olabilirsiniz.

Yorum Yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*