Erken seçim mi, sine-i millet mi?

En son Beşiktaş Belediye Başkanı görevden uzaklaştırıştırıldı. Artık seçimin de bir hükmü kalmadı! Ancak CHP lideri, meydan okuyor. Erken seçim istiyor. Kemal Kılıçdaroğlu’ nun resmî Twitter hesabındaki paylaşım şöyleydi:

“İktidara meydan okuyorum: Gelin Türkiye’nin geleceği için 17 ay beklemeyelim, yerel seçimlerde halka gidelim.”
En sonda yazacağımı başta yazayım:
OHAL kalkmadan, adil ve güvenli seçim şartları sağlanmadan seçimi istemek siyasi intihardır.

Bugün Türkiye, her bakımdan 1950 öncesi Tek parti dönemine benziyor. Ülke OHAL ile yönetiliyor. Yasama devre dışı. Yargı Saraya bağlı! Yürütme perişan. Valiler, AKP il başkanı gibi… Medya bağımlı! TRT, AA ve havuz adı verilen medya organları iktidarın kara propaganda aracı! Seçimler, adil ve eşit şartlarda geçmiyor. Sandık güvenliği yok. Oy sayımları şüpheli.

1950 öncesi de böyleydi. 1946 seçim faciasında açık oy gizli tasnif sistemi vardı! Herkes oyunu göstererek kullanıyor, sayım kapalı kapılar ardında yapılıyordu! Sandıklar tek parti memurlarına emanetti! Valiler, CHP il başkanı, kaymakamlar parti ilçe başkanıydı! Seçim kurullarında sadece CHP’li üyeler görev alıyordu! Sonuçların yazıldığı mazbatalar boş olarak sandık kurullarına imzalattırılmıştı.

Peki 14 Mayıs 1950’de, sandıkta iktidar yani beyaz devrim nasıl gerçekleşmişti?

1946 seçim faciasından sonra Demokrat Parti (DP) bütün gücüyle seçim sisteminin değişmesine çalıştı. Celal Bayar ve Adnan Menderes, büyük heyecan uyandıran mitinglerle kamuoyunu oluşturdu. Şaibeli seçimler gündemden hiç düşürülmedi!

DP, Meclis oturumlarına katılmayarak tepkisini daha ileri aşamaya taşıdı. Seçim sistemi değişmezse Sine-i millete döneceklerini ilan ettiler.

Sonunda CHP, geri adım atmak zorunda kaldı. İsmet İnönü ile Celal Bayar seçim sisteminin değişmesi konusunda anlaştı. Muhalefet ve iktidar milletvekillerinden oluşan bir komisyon kuruldu Seçim sistemi üzerine çalıştılar. Meclis’e getirilen ve ittifakla geçen yeni kanunla, “gizli oy, açık tasnif’ sistemine geçildi! Yargı güvencesi geldi.

14 Mayıs 1950 seçimleri, CHP-DP’nin birlikte çıkardıkları yeni seçim kanunu ile gidilen ilk seçimlerdi. Adil ve yargı denetimindeki seçimlerle halkın iradesi sandığa yansıdı. 27 yıllık tek parti dönemi böyle sona erebildi!

Seçim sistemi değişmese Halk Parti’nin kaybetmesi imkansızdı! İsmet İnönü, tek adam olarak kalacaktı. Milli şefin, çok partili sisteme geçme kararı ve ardından seçim sistemindeki değişikliğe “evet” demesi demokrasi tarihimize yazıldı.

AKP’nin kazandığı son seçimlerdeki şaibeler uluslararası bağımsız denetim kurumlarının raporlarında duruyor.
16 Nisan’daki referandum şaibeliydi.
Mühürsüz pusulalar geçerli sayıldı!

Son seçimlerde AKP, devletin imkanlarını sonuna kadar kullandı. Yetmedi Bakan, milletvekili ve il başkanları geceyarısı seçim kurullarına giderek sonuçlara müdahale ettiler! Ankara’da Mansur Yavaş kazanmıştı ama gece sonuçlar değiştirildi!
Muhalefet, sandık hırsızlığını gündemde tutamadı.

Bugün şartlar daha da ağırlaştı. OHAL var. KHK’larla ülke yönetiliyor. Muhalefet lideri Selahattin Demirtaş ve bazı milletvekilleri hapiste! Bu şartlarda gidilecek sandıktan milli irade değil ‘Tek adam’ın istediği sonuçlar çıkacaktır!

DP’nin seçim sistemini değiştirme mücadelesi Meclis zabıtlarında var!
AKP, adil şartlarda ve sandık güvenliği sağlanarak seçime zorlanabilir. Aksi takdirde Meclis’ten çekilme ve Sine-i millet gündeme getirebilir.

Yorum Yaz

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış!

Henüz hiçbir yorum yapılmamış. Ama bu habere ilk yorum yapan siz olabilirsiniz.

Yorum Yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*