GİRİŞİMCİLİK – Muhtar Kent’ten Alınacak Dersler: Ekonomi düzelirken siz ne yapıyorsunuz?

Muhtar Kent’ten Alınacak Dersler: Ekonomi düzelirken siz ne yapıyorsunuz?

Coca-Cola yönetim kurulu üyesi ve dünya başkanı Muhtar Kent’i bir Ekim 2009 akşamı FOX Business TV kanalında izlemiştim. Öyle güzel bir iş geliştirme ziyafeti olmuştu ki, izlerken bir yandan da pekçok not almıştım. Hala saklıyorum! Röportajı yapan haberci elbette ki Kent’e, ekonominin ne zaman düzeleceğini düşündüğünü sormuştu. Kent’in yanıtı şöyleydi: “Bilen varsa bana gönderin! Bu kriz gerçekten büyüktü ve büyük küçük tüm işletmeleri etkiledi. Tabii bizi de. İyileşme çok çabuk olmayacak ama esas soru şu: Düzelme başladığında ne yapacağız? Çünkü bu dönemin geçici olduğunu biliyoruz.”

Peki düzelme başladı.. siz ne yapıyorsunuz?

Kent’e yöneltilen 2.soru tahmin ettiğiniz gibi, Coca-Cola’nın ne yapmayı planladığı idi. Kent de şu an Coca-Cola’nın en büyük önceliğinin “kalıcı kılınabilen yenilikçilik” olduğunu belirtti. İş sürekliliğini sağlamak için kalıcı inovasyon. Bu amaçla üzerinde çalıştıkları projelerden birini anlattı. 2020 yılına dek, ürünlerini üretmek için kullandıkları suyun tamamını, aldıkları gibi temiz olarak geri dönüştürüyor olmayı hedeflediklerini söyledi. Çünkü dünyanın her yerinde su aldıkları köylerde kasabalarda yaşam sürekliliğini sağlamazlarsa kendilerinin de iş sürekliliğine sahip olamayacağını söyledi. İş sürekliliği hedefine yönelik olarak Coca-Cola’nın dünyanın heryerinde yeni şirketler satın aldığını, yatırımlar yapmakta olduğunu, ekonomideki düzelmeye hazırlık yaptığını belirtti.

James Collins ve Jerry Porras birlikte yazdıkları “Kalıcı Olmak” (Built to Last) adlı kitapta, tüm krizlere, savaşlara, felaketlere rağmen 50 yıldan fazla ayakta kalan firmaların sırlarını anlatırlar. Görünüşe bakılırsa Coca-Cola da onlardan biri olmaya adanmış durumda. Önceki yazılarımda zaman zaman bu krizin son kriz olmayacağından bahsetmişimdir. Muhtar Kent’in bunun farkında olması şaşırtıcı değil, ne de olsa o dünyanın en büyük organizasyonlarından birinin lideri. Ancak hem farkında olduğuna, hem de bu farkındalığı üzerine harekete geçen bir lider olduğuna dikkat edin. Bu gerçekten az bulunur bir özellik. Bir düşünün: Çok büyük bir şirketin böylesine dinamik olması sizi şaşırtmıyor mu? İş sürekliliği mi? Coca-Cola’nın inovasyona ne ihtiyacı var ki? Zaten çok büyük, dünyaya yayılmış, tuzu kuru. Ama gelin görün ki Coca-Cola süreklilik derdinde, inovasyon peşinde.

Röportajın bir bölümünde Muhtar Kent ile TV habercisi bir markete girdiler. Kent orada değişik ürünlerini değişik pazarlama yaklaşımları ile nasıl pazarladıklarını gösterdi. Pazarlamada yaptıkları inovasyon denemelerini anlattı. Tüketicinin çok hızlı değiştiğinden bahsetti. Bilgiyi kullanma şeklinin değiştiğinden bahsetti. Bağlantıya dayalı pazarlama, duruma dayalı pazarlama gibi kavramlar kullandı. Onu izlerken bir taraftan da Muhtar Kent’in bu bahsettiği kavramların hiç de büyük firmalara özgü olmadığını, büyük küçük tüm işletmeleri ilgilendiren temel kavramların, üzerinde beyin fırtınası yapılmış ve çok çeşitlendirilmiş hedef kitlelere uyarlanmasından başka bir şey olmadığını düşünüyordum. O gece Muhtar Kent’i izlemek müthiş bir iş geliştirme ziyafeti oldu benim için. Diğer taraftan ise KOBİ’leri düşünüyordum. Bırakın iş pazarlama yaklaşımlarını, pazarlamanın abc’si olan kavramları bile kullanmadan işletmesini ayakta tutmaya çalışan iş sahiplerini.

Lütfen bana kulak verin: Rahatlık bölgenizden çıkmak zorundasınız! İşletmenizin ne kadar küçük veya büyük olduğu önemli değil. Her iki halde de süreklilik garanti değil. Bunun için önce SİZ işletmenizin lideri olarak SİZ, alıştığınızın dışına çıkmak, kendinizi geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek zorundasınız! Bilgi Çağı’nda geçerli olan tek şey bu: Yenilenebilme yeteneği. Durmadan yenilenmek. Sizi sağlam bastıracak olan tek şey bu. Kendinize güvenmekten bir an bile şüphe etmemenizi, şüphe ettiğiniz zamanlarda ise çabuk toparlanmanızı sağlayacak olan şey bu.

Muhtar Kent’i izlerken doğal olarak hissettiğim şeylerden biri gururdu. Türkiye’de şirketleşme tarihi şurada ne kadar ki ama artık Türk yöneticiler global şirketlerin dünya başkanlığına bile oturuyor. İlginç olan nedir biliyor musunuz: Bu yazıyı Türkiye’deki iş sahipleri için yazıyor olsaydım gerçekten örnek alamayacakları bazı şeyler olacaktı. Türkiye ekonomisi ile Amerikan ekonomisi arasında ciddi yapı farklılıkları var. Ama sizler, Amerika’da kendi işini yapan Türkler, hiçbir bahaneniz yok. Amerika’da büyük şirketler için geçerli olan hemen hemen tüm uygulamalar ölçek küçültmek suretiyle KOBİ’lere de uygulanabiliyor. Çünkü ülke büyük, nüfus büyük, Türkiye’ye kıyasla herşey yeterince hala büyük. Farkında mısınız?

Ciddi bir karar verip evinizi, yurdunuzu terkettiniz, YENİ dünyaya geldiniz, daha iyi YENİ bir yaşam adına. İşletmenizi başarıya götürmek için yeni yollar bulmak bundan daha zor olamaz, öyle değil mi? İşte devrimcilerin yaptığı budur: Eski köye yeni adet getirmek. İşletmenizde devrim yapacak kişi siz değilseniz kim?

Subegüm Bulut

Özgür Kaşifler İşletme Koçluğu

Genel Müdür / Baş İşletme Koçu

www.ozgurkasifler.com

İşletmenizi büyütürken yaşadığınız sorunlarla ilgili sorularınızı aşağıdaki linkte bulunan formu kullanarak bana iletebilirsiniz:

http://www.zamanamerika.com/index.php/tr/2011-07-25-15-55-34 [1]

Write a comment

No Comments

No Comments Yet!

Let me tell You a sad story ! There are no comments yet, but You can be first one to comment this article.

Write a comment

Only registered users can comment.