Istanbullu Emi Varon Eskinazi, New York’ta dünya yazarları arasına girmeye hazırlanıyor

Istanbullu Emi Varon Eskinazi, New York’ta dünya yazarları arasına girmeye hazırlanıyor

Ağaçların tepesinden inmek bilmeyen ve her zaman düşüp kalkmaktan kanayan bacaklarını bir çırpıda silip oyuna geri dönmeyi başaran ama dersleri ne kadar iyi olursa olsun tahta önünde tek ayak üstünde bekleme cezasından kurtulmayı bir türlü başaramayan; yine de, yüksek bir puanla Notre Dame de Sion Lisesi’ne, ardından Galataray Üniversitesi’ne girebilen Emi Varon Eskinazi’ye, okul yıllarında, “bir gün bu yaşadıklarından esintilerle bir roman yazacaksın ve onu tüm dünya okuyacak” deseler herhalde inanmazdı. Ama şimdi, bu, Emi için çok uzak bir hedef değil.

“… O kadar garip ki… Okurken bir an önce mezun olmak için türlü dualar ettiğim okul, tuhaf bir şekilde yıllar sonra içimde çok büyük bir özleme dönüştü. Zaman zaman mezunlar gelip “Bu sıraların kıymetini bilin, ileride çok arayacaksınız” dediklerinde “O ilerisi bir gelse artık…” diye içimden geçirirdim. Geliyormuş… Kim derdi ki, gün gelecek ve o köşe bucak kaçtığımız öğretmenleri bile özler hale geleceğiz… “diyor Eskinazi ilk romanı “Çikolatalı Krep ve Demleme Çay,” hakkında konuşmak için bir araya geldiğimizde ve ekliyor: “Aşkı tatmış herkese hitap eden kitabım, beni Notre Dame de Sion’un koridorlarına geri götürürken aynı zamanda çok da güzel bir okuyucu kitlesiyle buluşturdu. O kadar güzel geri dönüşler aldım ki, bunun bana verdiği manevi tatmin hiçbir şeyle ölçülemez. “Keşke bu kadar beklemeseydim” diyorum bazen ama hayaller gerçekleşmek için en doğru zamanı kolluyor.”

***

418542 241321175948753 1269417722 nEmi Varon Eskinazi’nin ilk romanı “Çikolatalı Krep ve Demleme Çay,” geçen Şubat ayında GOA yayıncılık tarafından yayınlanmasının ardından, kısa süre içinde, en çok satan kitaplar listesinde en üst sıralarda dikkat çekmeye başladı. Haziran ayında TC Kültür Bakanlığı tarafından da devlet kütüphanelerine de dağıtılmak üzere satın alındı ve tavsiye edilen kitaplar arasına girdi.

İlk kitabıyla Türkiye’de yakaladığı başarıdan memnun olan Emi Varon Eskinazi, bugünlerdeyse, kitabını Ingilizce olarak e-book formatında dünya edebiyat severlere sunmaya hazırlanıyor.

2006 yüreğinin peşine takılıp New York’a gelin gelen Emi, kısa bir sürede şehre tutkuyla bağlanıyor. Ancak bu tutku Istanbul’a olan özlemini azaltmıyor ve iki büğülü şehrin yansımaları arasında 2009’da kendini ilk romanını “Çikolatalı Krep ve Demleme Çay” ı yazarken buluyor.

Kıpır kıpır, capcanlı, içten ve sımsıcak anlatımını, roman boyunca  muhafaza eden kitap, daha ilk sayfada sizi içine çekmeyi başarıyor: 24 saat uyumayan şehirde, masalar arasında adeta atlet çevikliğiyle  koşuşturan garsonlar, çoktan zıvanadan çıkmış bir şef ve akıl almaz istekleriyle dopdolu bardağa son damla müşterileriyle, bir restorantta, kendinizi iliklerinize kadar New York’ta hissediyorsunuz. Kitabın başkahramanı önce  Jennifer olarak karşımıza çıkıyor derken ilerleyen sayfalarda “meğer Ceylanmış!” diyorsunuz. Bir de Damla var!..

Kitap boyu, New York’tan Istanbul’a yıllar öncesine gidip geliyorsunuz. Sayfalar ilerlerken kah bir Fransız lisesinin koridorlarinda, kah Istanbul sokaklarında, kah New York’ta dolanıyorsunuz.  Süprizlerle dolu üç öykücük, uyumla akıp gidiyor. Yalnız, Emi her ne kadar öyküler arası ustaca geçislerini farklı yazı karakterleriyle ayırmış da olsa, okurun her bölümde farkını hissettiren anlatımın büğüsüne kapılıp dikkati elden bırakmaması lazım! Zira, iyi bir beyin cimnastiği olan bu geçişler, Emi Varon Eskinazi’nin usta yazarlara taş çıkaran kurgu yeteneğini fevkalade bir şekilde gözler önüne seriyor.

Bakın Emi Varon Eskinazi Zaman Amerika’ya ilk kitabı “Çikolatalı Krep ve Demleme Çay” ile edebiyat dünyasına girişini nasıl anlatıyor:

“Roman yazma kararı nasıl doğdu?”

“Galatasaray Üniversitesi’ni bitirip New York’a geldiğimden beri beni mutlu edecek bir iş bulmanın yollarını aradım. Kendimi ifade edebileceğim, seve seve yapacağım… O arayışta beni bu hayatta en çok mutlu eden şeyin yazmak olduğunu farkettim. “Neden olmasın?” dedim ve denedim. Bugüne kadar aldığım en doğru karardı.”

“Çikolatalı krep ve demleme çay ” fikri aklında ilk nasıl belirdi?

2008 yılında kitap yazmaya karar verdiğimde bir sene boyunca farklı bir konu üzerinde çalıştım. Ancak hikâye beni istediğim kadar içine çekmedi. Bir süre sonra İstanbul’da liseye ait ajandalarımı ve sayfaların aralarına tutturulmuş şiirlerimi bulunca o heyecan dolu yılları konu alan bir hikâye yazmaya karar verdim. Böylece ortaya “Çikolatalı Krep ve Demleme Çay” çıktı.

İlk yazma denemeni birikim, tecrübe gerektiren ve şüphesiz en zor yazım türlerinden olan romanla, hem de bilinç akımıyla, üstelik çok da başarıyla yapman dikkat çekici. Kitabın güçlü bir kurgusu var. Bunu neye borçlusun?

“Yazı yazma konusunda lisedeki şiir denemelerim haricinde bir tecrübem olmadığı için bunu sadece konunun beni çok etkilemesine bağlayabilirim. Lise yıllarını hep özlemle anarım. Gerçek hayata dair pek bir şey bilmediğim,en büyük derdimin ders çalışmak olduğu, aşık olup şiirler yazdığım yıllardı. Yazarken o günlere geri dönmek beni çok heyecanlandırdı. Tabii, o yılları bugünle harmanlamak da ayrı bir keyif verdi. Bu başarıyı, sevdiğim şeyi yaparken kendimi tamamen o işe adayabilmemin ayrıcalığına borçluyum.”

“Kitabını okurken bir çok bölümü gözümde canlandırmak hiç de zor olmadı. Eminim, tüm okurların benimle aynı fikirdedir. Adeta kelimelerle resim ciziyorsun, değil mi?”

“Evet kitabımı yazarken gözlerimi kapatıp kelimelere döktüğüm sahnelere çok sık gidip geliyordum. Bu durum, sanki o mekânlarda o karakterlerle birlikteymişim; hatta o karaktermişim gibi düşünüp yazmamı oldukça kolaylaştırdı.”

“Resim çiziyor musun ya da fotoraf çekiyor musun?”

“Her ikisini de profesyonel olarak yapmıyorum. Ancak zaman zaman kelimelerin yetmediği yerde kendimi elimde kara kalem ve boş bir sayfayla bulduğum oluyor.”

“Kitabının sinema filmi yapılmasını ister misin?”

“Bunu çok isterim. Hatta yazarken bile kamera açılarını  ve sahne geçişlerini gözümde canlandırıyordum. İnşallah bir gün… Neden olmasın?”

“Kitabını hangi kategoride görüyorsun? Aşk romanı mı gençlik romanı mı?”

“Kitabım bir aşk romanı. Bana 20’lerinin başlarında genç kızlardan da 50’lerinde erkeklerden de çok güzel yorumlar geliyor. Bu yüzden kitabımı belli bir yaş kategorisine koyamam. “Çikolatalı Krep ve Demleme Çay” aşkın dokunup geçtiği ya da içine yerleştiği her kalbe hitap ediyor.”

“Kitabı New York’ta yazmışsın ama  İstanbul ağırlıklı. Istanbul özlemi çektiğin için olabilir mi?”

“İstanbul özlemi çektiğim doğrudur. Özellikle de Ceylan İstanbul’u Daniel sayesinde yeniden keşfederken benim de içim içime sığmıyordu. Bazı mekânların güzelliği gözlerimi kapattığımda zihnimde beliriyordu ve o an orada olmayı çok istiyordum.”

“Şu ana dek gelen tepkiler nasıl?”EMI 3

“Şu ana kadar gelen tepkiler oldukça olumlu. Romanın konusu kadar yazım tarzımı da beğendiklerini söylüyorlar. Hatta bir an önce ikinci kitabımı okumak için bekleyenler var. Bunu bilmek çok hoş.”

 “Kitapta yasak bir aşk var ve tensel iletişimi çok canlı resmetmişsin. Bu noktada okurlardan hiç olumsuz tepki almadın mı?”

Gerçeği söylemem gerekirse kendimi bu konuda olumsuz tepki almaya hazırlamıştım ama öyle olmadı. Bana gelen yorumlardan anladığım kadarıyla okuyucum karakterleri çok benimsedi ve yaşadıkları bu yasak aşktan oldukça etkilendi.   

“Okurların romanınla ilgili en çok neyi merak ediyor?”

“Hikâyenin gerçek olup olmadığını öğrenmek istiyorlar. Aralarından bazıları da okuduklarının gerçek olmasını çok arzuluyor. Bunu benden duymak istiyor. Ben de bu soruyu, “Hikâyem sizin inanmak istediğiniz şekilde” diyerek yanıtlıyorum. 

“Kitabında vermek istedigin mesaj ne?”

“Hayat sürprizlerle dolu. Kendini bir anda “yapmam” dediklerini yaparken bulabilirsin. Ya da “bitti” dediğin bir hikâye aslında yeniden canlanmak için doğru zamanı bekliyor olabilir. Hiçbir şeyi önceden bilemezsin. Bu yüzden yapacağın en iyi şey, ileriyi düşünüp endişelenmek yerine şu an için elinde olanların değerini bilmek.”

“Şimdilerde edebiyata dair neler yapıyorsun?”

“Şu an gazetemen.com isimli bir internet gazetesinde köşe yazıları yazıyorum. İkinci kitabım için de kenara notlar alıyorum.”

“Edebiyata yönelik hedeflerin neler?”

“Farklı tarzlarda yazarak kendimi ilerletmek istiyorum. Yazmak insanın iç dünyasını oldukça zenginleştiriyor. Farklı yerlerde, farklı zamanlarda ve karakterlerde yaşıyorsun. İlk kitabım bir aşk romanıydı. Bu birçok kişi gibi benim de deneyimlediğim bir konuydu. Bundan sonra biraz daha ileri gitmek, tamamen bambaşka, hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmak ve okuyucularımı da oraya davet etmek istiyorum.”

“Yazmaya ilgi duyan ama cesaret edemeyenlere bir tavsiyen var mi?”

“Genç yazarlara, yazmak isteyenlere önerim, mutlaka yazmaya başlasınlar. O ilk adımı atmak en zoru. Her yeni gün yeni kararlar alıyoruz. “Bugün rejime başlıyorum”, “Artık her gün spor yapacağım”, “Bundan böyle sigara içmek yok”… Ancak alınan birçok karar uygulanmak bir yana ertesi güne kalmadan unutuluyor bile. Yazmaya başlamak da bunlardan biri. Bugün oturup yazsınlar, yarın bu yazdıklarının onları nereye götüreceğini hiç bilemezler. Her şey sadece birkaç kelimenin yanyana gelmesiyle başlıyor. Hayaller, kararlar ve kelimeler birleştiğindeyse ortaya mükemmel sonuç çıkıyor: Sevdiğin bir işi tamamlama bilinci.”

***

Zaman Amerika olarak Emi Varon Eskinazi’nin tüm hayallerini gerçekleştirmesini ve yazın dünyasında da başarılarının devamını dilerken söyleşimizi onun sözleriyle noktalıyoruz:

“Hayallerinize ulaşmaya çalışmaktan hiç vazgeçmeyin. Kanayan yaralarına rağmen ağacın tepesindeki dutlara erişmeye çalışan küçük bir kız gibi…”

Write a comment

2 Comments

  1. Taner SALAN November 7, 08:27

    sayın Emi varon’untwetter veya facebook hesabı varmı kendisiniyakından takip etmek istiyorum.saygılarımla.

  2. özge kılıç May 12, 09:56

    merhaba emi dün kitap fuarını gezerken gözüm bir kitaba takıldı ismi çok dikkatimi çekti ”ÇİKOLATALI KREP VE DEMLEME ÇAY ” nedense içeriğine bile bakmadan onu almak istedin arkadaki içten fotoğrafın ise dikkatimi çekti.. eve gelir gelmez kitabı okumaya başladım ve gece 3.30 ‘a kadar kitap, ben, çiseleyen yağmur ve 3 ””fincan”” kahve.. şu an 263.sayfadayım yaklaşık 55 sayfa kaldı. itiraf etmeliyim ki 20 yaşındayım ve bu yaşıma kadar bu kadar güzel bir kitap okumadım.. umarım bu mesajım sana ulaşır bunu okumanı çok istiyorum. şu an sana bu mesajı yazarken bir yandan da FLORENT PAGNY DORS şarkısını dinliyorum. 2. kitabını sabırsızlıkla bekliyorum umarım bir gün yollarımız kesişir.. saygılarımla özge kılıç..

Only registered users can comment.