“Ak Parti giderek otoriterleşiyor”

“Ak Parti giderek otoriterleşiyor”

New York Teknoloji Enstitüsü (NYIT) Üniversitesi’nde yapılan uluslararası panelde Türkiye ile Ortadoğu’daki demokratikleşme sorunu masaya yatırıldı.

New York Türk Kültür Merkezi (TCCNY) ile NYIT tarafından ortaklaşa düzenlenen panel büyük ilgi gördü. NYIT Başkanı Edward Guiliano, TCC New York Başkanı Sadri Altınok ve yardımcısı Mehmet Kılıç’ın açılış konuşmaları ile başlayan panelin konusu: ‘‘Ortadoğu’da Demokratikleşme Sorunu: ABD, Türkiye ve Arap Dünyası’’ oldu.

 

Konuşmacılar arasında bulunan Turkish Review dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Kerim Balcı’nın sunumu ise katılımcıların ilgisini topladı. Ortadoğu’da değişimin aktörlerinden olan siyasi oluşumlar hakkında bilgi veren Kerim Balcı, bunları ‘‘politik’’ ya da ‘‘apolitik’’ diye ikiye ayırdı. Politik aktörleri de kendi için de ikiye ayıran Balcı, bunları ‘‘şiddeti savunan ve savunmayan’’ şeklinde tasnif etti. Şiddet taraftarı olanlara Hizbullah ile Hamas’ı, şiddeti savunmayan gruba ise Müslüman Kardeşler ile Ak Parti’yi örnek veren Balcı, Ortadoğu da özellikle ikinci gruptakilerin daha çok yaygın olduğunu söyledi.

Ak Parti’nin kurulduğundan bu zamana kadar hep hükümet olduğu ve hiç muhalefet görevi üstlenmediğine dikkat çeken Balcı, bu anlamda siyasi bir yenilgi ile de test olmadığını ifade etti. Ak Parti’nin üçüncü dönemi ile birlikte ‘‘reformcu’’ özelliğini terk ettiğini aktaran Balcı, bunun yerine devlette kendi yapılanmasını kurduğunu dile getirdi. Ak Parti’nin giderek otoriterleşme eğilimine girdiğini savunan Balcı, hükümetin toplumu değiştirmede yaklaşımının tepeden bir dönüşüm tarzını benimsediğini söyledi. Bu anlamda Marksizmi Rusya’da gündelik yaşam şekline dönüştüren Lenin anlayışı ile paralellik gösterdiğini vurgulayan Balcı, ‘‘Ak Parti’nin ya da Müslüman Kardeşlerin komünist olduklarını ileri sürmüyorum, sadece yöntemin aynı olduğuna dikkat çekmek istiyorum.’’ dedi.

Ak Parti’nin Türkiye’de Şerait’ı getirmek gibi bir isteğinin olduğunu kimsenin savunamayacağını anlatan Balcı, ‘‘Öyle birşey olsa 17 Aralık yolsuzluk soruşturması nedeniyle en önce kendileri çok ciddi bir şekilde cezanlandırılır.’’ diye konuştu.

HİZMET APOLİTİK BİR HAREKETTİR

 

Ortadoğu’daki apolitik aktörlerin siyasi duruşları olduğu ancak siyasette yer almak gibi hedeflerinin olmadığını belirten Balcı şöyle devam ettii; ‘‘Bunlar siyasi parti kurmaz, kursalar bile amaçları hükümette yer almak değildir. Yine bu grupların rejimi değiştirme ya da rejime alternatif oluşturma gibi planları yoktur.’’

New York’un Manhattan adasındaki NYIT Üniversitesi’nin kampüsünde yapılan uluslararası konferansa üçyüze yakın katılım oldu. Akademisyenlerin ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konferansta Balcı, apolitik grubu da kendisi içinde ikiye ayırdı. Balcı, bunları da ‘‘şiddeti savunan ve savunmayan’’ diye kategorize etti. Salafi ve Vahabileri şiddeti savunan apolitik gruba örnek gösteren Balcı, ‘‘Bunlar Şeriatı savunuyor ancak hükümete bağlı bir şeri yönetim olarak değil’’ dedi. Salafi ile Vahabiler’in de yer aldığı bu sınıflamaya Balcı, Suriye’deki El Nusra, Nijerya’daki Buka Haram ve Somali’deki El Şebab’ın da dahil olduğunu ifade etti. Balcı, ‘‘Bunlar şiddet taraftarıdır ama apolitiklerdir’’ dedi.

Dördüncü sınıflandırmasını Balcı, ‘‘apolitik ve şiddet taraftarı olmayanlar’’ şeklinde tarif etti. Balcı bu gurubun içinde, dünya genelinde fenomen hale gelen Hizmet (Camia) ile Cezayir, Türkiye ve Orta Asya ülkelerinde yaygın olan Sufi düşünce merkezli hareketleri örnek gösterdi. Dördüncü grubun hiçbir şekilde politika da yer almak gibi hedefinin olmadığının altını çizen Balcı şöyle devam etti; ‘‘Ancak politik bir duruşları olmadığı anlamına gelmez bu. Türkiye’de Hizmet hareketinin duruşu Avrupa Birliği (AB) sürecini ve demokratikleşmeyi destekler. Hizmet hareketi yalnızca Türkiye’de değil demokratikleşmenin tüm Müslüman ülkelerde olmasını savunur. Hizmet hareketi de değişimden yanadır ancak bu değişimi bireyden başlatır. Bireyi değiştirirseniz toplumu değiştirirsiniz anlayışı ile hareket eder.’’

ARAP AYAKLANMASI ORTADOĞU’DA DEMOKRASİ İÇİN FIRSATTI

Uluslararası panele Japonya’dan katılan ve Tokyo Üniversitesi öğretim görevlisi olan Haise Nakanishi, Tunus’da başlayıp Mısır’da dünya kamuoyuna mal olan Arap ayaklanmalarının Ortadoğu’da otoriter rejimlerinin yıkılması ve İslami kurumların demokratikleşmesi yolunda bir fırsat sunduğunu söyledi. Nakanishi, ancak bu fırsatı seçimle başa gelen İslami kökenli partilerin iyi değerlendiremediğini belirterek, ülkenin kilit konumundaki kurumları ile uyumlu çalışamadıklarını kaydetti.

Mısır’da Müslüman Kardeşlerin seçim ile başa gelmesinden sonra Türkiye’nin model ülke olma konusunun küresel düzeyde dikkat çeker hale geldiğini aktaran Nakanishi, ‘‘Ilımlı İslam ve seküler yapısı ile Türkiye’nin yalnızca demokratikleşme değil ekonomik kalkınmada da Mısır için örnek olarak gösterilmişti’’ dedi.

Mısır’ın demokratikleşme yolunda yakaladığı fırsatı Müslüman Kardeşler içindeki aşırı dindar grupların baskısı ile yitirdiğini aktaran Nakanishi, Mursi hükümetinin toplumdaki farklılığı iyi hesap edememesi nedeniyle de eleştirdi.

BATI’NIN SEKÜLER DEMOKRATİK ANLAYIŞI MÜSLÜMAN ÜLKELERE DAYATILMAMALI

 

NYIT Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim görevlilerinden Dr. Gail Linsenbard ise Batı’nın Ortadoğu ile İslam ülkelerinde kendisinin anladığı şekilde liberal bir demokrasi yolunda zorlamasının doğru bir yaklaşım olmadığını savundu. ‘‘Arap Baharı veya ayaklanması Ortadoğu’da küresel bir ahengin kurulması adına fırsat olarak görülebilmeli ama Batı’nın bakışının tesisi şeklinde değerlendirmeye kalkışılmamalı’’ diyen Dr. Linsenbard, ‘‘Dışarıdan ithal edilmeye çalışılan rejimler İslam ülkelerinde radikalizmi körüklüyor.’’ dedi.

ABD’nin Irak’ı işgali ile Ortadoğu’da radikal unsurların daha da güçlendiğine dikkat çeken Dr. Linsenbard, bu tezine Hamas ile Hizbullah’ı örnek gösterdi. ‘‘Demokratikleşme, Batılılaşma olmamalı.’’ diyen Linsenbard, ayrıca Avrupa’nın seküler anlayışı ile İslam ülkelerinde demokratik bir rejimin kurulması fikrinin doğru bir yaklaşım olmadığını ifade etti.

 

İki oturum şeklinde gerçekleştirilen uluslararası panelin ilk oturumuna NYIT üniversitesi Sanat ve Bilim Koleji Dekanı Roger Yu modaratörlük yaparken ikincisini Uluslararası IDEA derneğinin Başkanı Massimo Tommasoli yaptı. Panelin bir diğer konuşmacısı olan ve oldukça akıcı Türkçesi ile dikkat çeken Sasakawa Barış Vakfı Başkanı ve akademisyen Akira Matsunaga, Türkiye’de ordunun 1923’ten 2002’ye kadar politikada aktif olarak yer aldığını dile getirdi. Ordunun birkaç defa demokratik şekilde işbaşına gelmiş hükümetlere karşı darbe yaptığını belirten Matsunaga, Ergenekon ve Balyoz davaları ile artık askerin politikadan uzaklaştırıldığını savundu.

Orhan Akkurt
Yorum Yaz

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış!

Henüz hiçbir yorum yapılmamış. Ama bu habere ilk yorum yapan siz olabilirsiniz.

Yorum Yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*