Alemin Nurları

Işık, hayat kaynağı, rahmet ve lûtufların temâşa vesilesidir. Işığın maddi kaynağı güneş, hem maddi  hemde manevi kaynağı peygamberlerdir. Zira hayatın manasını öğreten; Necisin, Nereden geliyorsun ve Nereye gidiyorsun sorularının cevabı Peygamberlerin dilinde izahını bulmuştur.


Peygamber Farsça bir kelime. Manası; rehber, yol gösterici, elçi. Arapça karşılığı Resul yada Mürsel. Allah’ın kulları arasından seçtiği; doğru, emin, zeki, iffet sahibi kimseleri tebliğ vazifesiyle vazifelendirmesidir. Tebliğ; yani dînin emir ve yasaklarını anlatma, iyiyle kötüyü ayırt etme, ahlakı alîyeyi ikame etme, hak ve adaleti inşa edip, zulumatı dağıtma… Rahmeti sonsuzun kullarına en büyük ikrami… Onlara güzel misal, rehber olsunlar diye gönderdiği, insanlığa kemâlât yollarını gösteren kamil şahsiyetlerdir. İnsanlık silsilesinin altından halkaları, medeniyet yolculuğunun kilit taşlarıdır onlar.

Muhtacız onlara. Kaptansız gemi nasıl ki olmaz, pusulasız, menzile nasıl ki varılmaz, aynen öylede sonsuz rahmete varılamaz nebisiz. Sırat-ı müstakime ulaşılmaz Peygambersiz. Hem yaradan nasıl ki arıyı beysiz, karıncayı yasûbsuz bırakmamış öylede bırakmamış insanlığı elçisiz, resûlsüz. Her kavme göndermiş mutlaka bir peygamber. Efendimiz (sav) yüz yirmi dört bin peygamberin geldiğini söyler. Bunlardan üçyüz onüçü resul, diğerleri nebi peygamberdir. Allah peygamber göndermediği hiç bir kavmi hesaba çekecek değildir. “Her milletin bir resûlü vardır ve resûlleri geldiği vakit aralarında adâletle hüküm verilir ve hiçbirine zulmedilmez.” (Yûnus 47) ilahi beyanı bu hakikati bize ifade eder. Kendisine hususi bir kitabın indirildiği peygamberler resul peygamberlerdir. Peygamberlik vazifesiyle şereflendiği halde özel bir kitabı olmayan mürşitler ise nebi peygamberlerdir.

Nebiler  arasında bazıları ûlul azîmdirler. “Biz, o peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık.” ( Bakara 253) ayetince, bazı peygamberlerin diğerlerinden faziletçe üstün olduklarını biliriz. Hz Nuh (as), Hz İbrahim (as), Hz Musa (as), Hz İsa (as) ve Hz Muhammet Mustafa (sav). İkisi celali isimlerde azâm mertebede ikisi cemali. Her peygamberin Allah’ın isimlerinden âzam mertebede ayine oldukları vardır. Efendimiz ise câmi peygamber. Hem bütün esmanın, hem de her esmanın azâm mertebesinin yegane temsilcisi. Kutlular halkasının seçkin imamesi.
Bu halkanın ilk temsilcisi Hz Adem babamız. Üçyüz sene tevbe ve istiğfar eden Safiyyullah.

İkincisi Hz İdris (as). Terzilerin piri. İlk defa kumaş, kesip biçip elbise yapan, demiri işleyen, ölçü ve tartı aletlerini yapan.  Allah’ın (cc) öldürmeyip üçüncü hayat tabakasına çıkardığı mübarek temsilci. (Enbiya 85-86) (Meryem 55-57).
Sonra Hz Nuh (as) geliyor. Ulûl azîm peygamberlerin ilki. Kavmine 900 sene sabırla, hak ve hakîkati anlatan, tufandan insanlığı kurtaran Neciyyullah. Asıl adı Abdulğafur. Çokça ağlayıp göz yaşı dökmesinden, bolca tevbe ve istiğfar dilenmesinden, bu manaya gelen  Nuh  ismiyle anılmış. Hz Adem babamızdan bin sene sonra geldiği rivayet edilir. İlk defa putperest olmuş bir kavme peygamber olarak gönderilmiş. Karısı ve çocuğunun kendisine inanmama imtihanınıda yaşamış sabırlı elçi. Hanımının peygamberliğine inanmayıp kafir olarak öldüğü diğer ğeygamber ise Hz Hud (as).


Allah’ın (cc) öldürmeyip, üçüncü hayat tabakasında misafir ettiği diğer peygamber ise Hz İsa(as)’dır. Otuz yaşında bu kutlu vazifeyle vazifelendirilmiş, üç yılda, kıyamete kadar akacak bir nehir oluşturmuş Ruhullah. Gelişide gidişinde mucize insan. Eliyle, doğuştan amâlara mesh edince, görmeyen gözlerin görür olduğu ulûl azîm resul. İffetli Meryem anamızın emaneti. Hiç evlenmemiş bakir nebi. Nebiler arasında hiç evlenmeyen başka bir peygamber de Hz Yahya dır (as). Çok ağlayan, yanında bir kere Allah denilince günlerce göz yaşı döken kutsi. Hz Yahya, Hz. Zekeriya’nın geç gelen müjdesi. Üç beş harami tarafından, babasının gözleri önünde boğazı kesilerek şehid edilen nebi.

İnsanlığın öğlen vakti ışığıdir Hz İbrahim (as). İbrahim denince hicret gelir akla hemencecik. Mısır’a, Babil’e, Mekke’ye uzanan dava yolculukları. İbrahim fitratı infak etmedir mailen. Evladı ıyalı, kimsesiz, ıssız Bekke vadisine terktir. Bizi bu ıssız ve kimsesiz çölde bırakmanı sana Allah mı emretti sorusuna; sadece evet manalı baş sallamadır. Tevekküldür, teslimiyettir İbrahimlik. Dağlar cesametinde ateşe atılırken “Ni’mel mevla ve ni’men nasir” demektir hem. Bir emirle, hanımı ve çocuğunu ıssız kimsesiz Bekke vadisinde bırakıp, hıçkırıkları boğazda düğümleyerek gerisin geri dönmedir.


Bu altın silsilenin diğer bir halkası; sabır kahramanı Eyyub (as), bir diğeri dua ve niyaz sultanı Hz Yunus ibni Metta ala nebiyyina. Bir diğeri, gözü yaşlı Yakub, diğeri ciğer paresi Yusuf aleyhimüs selam. Büyük kumandan Davut olur bir vakit adı, bir başka zaman dünyanın sultanı Süleymandır O. Bir gün Hud’dur, başka bir gün Salih olur. Şuayb’dır  hilekarların arasında. Ahlaksızlar içerisinde Lût adını alır. İsmaildir, İshaktır, Harun’dur, İlyas’dır, Zulkif’tir, Şit’tir onların adları.
En son peygamber peygamberlerin son mührü,  âlemlere rahmet olarak gönderilen, gaye insan ufuk peygamber Hz Muhammed Mustafa (sav) dir. Peygamberlerin peygamberlik alametleri; sıdk, emanet, fetanet, ismet, tebliğ ve mucizedir.

Yada her peygamber bu vasıflarla muttasıftır mutlaka.

Firesiz topluluktur onlar. Her cinsde, çeşitte, işte vardır mutlaka biraz fire. Zeytinyağı yapılırken nasıl çıkar tortusu, mobilyanın dökülür talaşı. Sahabide’de olmuştur, havaride de. Firesiz tek topluluktur peygamberler. Zira onlar ûmmidirler, Rab’dır onları terbiye eden.

Bir de ismi Kur-an’da geçen ama peygamber denilmeyenler vardır ki; onların da Zûlkarneyn, Hızır, Uzeyr, Lokman’dır adları.
Cenab-ı Hakk şefaatlerine mazhar kılsın bizleri.

Write a comment

No Comments

No Comments Yet!

Let me tell You a sad story ! There are no comments yet, but You can be first one to comment this article.

Write a comment

Only registered users can comment.