[YORUM] Darbeye darbe diyemeyen demokratlar!

[YORUM] Darbeye darbe diyemeyen demokratlar!

Demokrasi, zamanımızın büyülü kavramı. Eskiden hiç olmazsa faşistler demokrasiye doğrudan karşı çıkardı. Sosyalistler ise kavrama özel bir anlam yükleyerek, yani sosyalizmi demokrasiyle özdeşleştirerek kullanırdı.

Şimdilerde neredeyse önüne gelen demokratım diyor. Bu hem iyi hem kötü. İyi, çünkü demokrasinin, sözde de olsa, yaygın biçimde benimsendiğine işaret ediyor. Kötü, zira demokrasiyi anlam kaybına uğratıyor ve muğlaklaştırıyor. Allah aşkına, birileri söylesin, Maocu nasyonal sosyalist İşçi Partisi demokrat olabilir mi? Sosyalist fraksiyonlar demokrasiden ne anlar? Taksim Platformu’nun ve Taksim Dayanışması’nın demokrasinin ne olduğundan ve nasıl işlediğinden haberdar olduğu söylenebilir mi?

Bununla beraber, beni asıl ilgilendiren demokratım diyen herkesin tavrı değil. Birer savaş ideolojisi olan sosyalizmin ve Atatürkçülüğün müntesiplerinin demokrat olma derecesiyle en azından bu yazıda pek ilgilenme durumunda değilim. Gözlerimi çevirdiğim yer liberalim diyenlerin veya liberal olduğu söylenenlerin demokratlığı. Aynen 28 Şubat süreci ve Gezi kumpanyası gibi Mısır’daki darbe de bazı liberallerin rotasını şaşırmasına, yalpalamasına yol açtı. Şahin Alpay, 6 Temmuz 2013 tarihli Zaman’daki “Mısır’da asker niçin müdahale etti?” başlıklı yazısında, ne yazık ki, demokrasi ve Mısır darbesi hakkında vahim yanlışlıklarla dolu yorumlar yaptı. Yazıyı değerlendirmeden önce şunu belirtelim: Bu tür konularda yapılacak değerlendirmeler, kişiler değil ilkeler üzerinden yapılmalıdır. Yani konunun özü Mursi değil, demokrasinin ilkeleri. İlkeli bakmayan herkes kolayca oraya buraya savrulabilir. Maalesef yazı demokrat değil jakoben, tepeden inmeci, ilkesiz olduğu söylenebilecek bir tavrı yansıtıyor. Başlığından itibaren darbeyi meşrulaştırıcı tonda.  Sandığı küçümseyen koroya katılmakta. Aslında bu yazıya aynı gün Gülay Göktürk’ün Bugün’deki yazısı (“ ‘Sandık’ ” her şey değildir”), o niyetle yazılmış olmamakla birlikte, harika bir cevap teşkil etti. Ben de birkaç noktanın altını çizeyim.

Yazı vahim maddî bilgi hatalarıyla dolu. Tam manasıyla Batılı oryantalistlerin izinde. İddiaya göre Mursi kucaklayıcı olmamış, halkı ikiye bölüp kutuplaştırmış, ekonomik ve sosyal sorunlara çözüm bulmamış, zaten halkın azınlığı tarafından seçilmiş ve istifası talebiyle 22 milyon imza toplanmış. Mısır, demokratik geleneği olmayan bir ülke. 25 Ocak 2012’de Mübarek’in devrilmesiyle bir gecede herkes demokrat olmadı herhalde. Mursi de üç aşağı beş yukarı her Mısırlı ne kadar demokratsa o kadar demokrat olmalı. Mursi’nin kendisi dahi hatalar yaptığını ifade etti, ama her yaptığının hata olduğu iddiası Batı’daki amansız İslam ve Müslüman Kardeşler düşmanlarının propagandası. Bakın aynı gün Erdal Şafak, Sabah’ta “Bir krizin anatomisi” başlıklı yazısında Mursi’nin Mübarek dönemi yargı bürokrasisi ve elitleri tarafından nasıl yalnızlaştırıldığının dökümünü vermiş. Aynı şekilde nasıl otorite kullanamaz hâle getirildiğini, en temel atamaları yapmasının engellendiğini ve muhalefetin her türlü ortak çalışma teklifini reddettiğini de. Erdal Şafak’ın aktardığı bilgiler başka kaynaklar tarafından da doğrulanıyor. Mantığa uygun olan da bu. On yıllarca bir diktatörün emrinde, uyum içinde çalışan yargıçlar, generaller ve girdiği her seçimi kaybeden ama darbecilerden görev talep etmekte beis görmeyen Baradey demokrat oldu, Mursi olamadı öyle mi?

Demokrasi bir oyun gibidir. Kuralları önceden bellidir. Kimse oyunun ortasında ben kuralları tanımıyorum diyemez. Sandık, demokrasinin en önemli aracıdır ve onun sonucunu başka hiçbir şey geçersizleştiremez. Ayrıca demokrasilerde halk zaten parçalıdır. Halkın bir bütün olması ihtimali ancak totaliter sistemlerde akla gelir. Mursi, oyunu herkes gibi oynamış ve kazanmıştır. Dolayısıyla, iktidarı meşrudur. Azınlık tarafından seçildiği iddialarına gelince, evet öyle olmuş olmalıdır, başka türlü olması zordur, ama bu, onun meşruiyetini yitirmesine sebep olamaz. Mursi iktidarını muhalefetle birlikte kullanmak zorunda da değildir. Sadece,  demokratik anayasanın sınırları içinde kalmak ve insan haklarına saygı göstermek zorundadır. Kilit görevlere elbette kendine yakın hissettiği, birlikte verimli çalışabileceğine inandığı kimseleri atayacaktır. Ayrıca, darbeci Sisi ve korsan devlet başkanı Mansur da onun tarafından atanmadı mı? Demek ki her atadığı, Mursi ile hemfikir değilmiş. Demokrasi teorik olarak çoğunluğun yönetimidir ama pratikte her zaman en büyük azınlığın yönetimidir. Meşruluk çoğunluk olmaktan değil en büyük azınlık olmaktan kaynaklanır. ABD, istikrarlı demokrasiler arasında oy kullanma oranının en düşük olduğu ülkedir. Bu oran bazen yüzde 50’nin altına bile inmektedir. Bu anlayışla  bakarsak, meselâ, Obama yönetimi de toplumun dörtte hatta beşte birinin tercihidir ve iktidarı meşru olmayabilir. Ama nedense Cumhuriyetçiler Beyaz Saray’ın önüne 2 milyon insan yığıp “Obama, Beyaz Saray’dan defol!” demiyor. Mursi muhalifleri onun gitmesi için 22 milyon imza toplamış. Olsun, ne önemi var ki? Demokrasi imza toplama rejimi değil oy toplama rejimidir, mühim olan muhaliflerin o imzaları seçimde oya dönüştürebilmeleridir. Dönüştürürlerse zaten Mursi’den kurtulacaklardır. Demokrasi budur ve böyle işler. Şimdi ne oldu? Darbeciler tüm toplumu kucakladı mı? Seçmenlerin yarısından çoğu, Mursi’ye oy veren yüzde 52’si dışlandı. Demokrasi böyle mi kurulacak? Mursi sosyal ve ekonomik problemleri çözememiş. Ne yani, çok fakir bir ülke olan Mısır’da Mursi bir yıl içinde mucizeler yaratıp ülkeyi Avrupa seviyesine mi getirecekti? Bunun sihirli formülü mü var? Biliyorsanız darbecilere verin, mutlu olsunlar. Kaldı ki, problemleri çözememesi muhalefet için daha iyi değil mi? Bu ilk seçimlerde iktidardan indirilmesini kolaylaştırmaz mı? Bahsettiğim yazıda geçen bazı ifadeler ise kelimenin tam anlamıyla dehşet verici. Deniyor ki:  “Sonunda kendi atadığı genelkurmay başkanı onu azletti.” Evren de darbe yapmamış, Demirel’i azletmişti bu bakışa göre. Azli, atayan makam yapar. Veya, bazen, ABD’de olduğu gibi, geri çağırma müessesesi parlamento tarafından işletilir. Mursi’yi Sisi mi atamıştı ki Sisi azledebilsin? Darbeye darbe demek çok mu zor?  Yazıda hortlayan “demokrasi sandıktan ibaret değildir” anti demokrat zihniyetine hiç girmeyeyim, zaten Gülay Göktürk ve Zaman’da 8 Temmuz’daki yazısında Nuri Yurdusev (“Sandık demokrasinin her şeyidir”) gerekeni benim yapabileceğimden daha iyi söylemişler.

Demokratım diyenler bugünlerde daha ilkeli olmaya ve durmaya dikkat etmeli. Tarihin şahitliğinde herkes kendi sicilini yazıyor. Demokrat olduklarını iddia edenler darbeye darbe demekten kaçınıyorlarsa onların gerçek bir demokrat olduğundan şüphe etmeye yerden göğe kadar hakkımız var.

 

Write a comment

No Comments

No Comments Yet!

Let me tell You a sad story ! There are no comments yet, but You can be first one to comment this article.

Write a comment

Only registered users can comment.