Türkiye’de 200’den fazla gazetecinin pasaportuna el konmuş durumda

Türkiye’de 200’den fazla gazetecinin pasaportuna el konmuş durumda

Deniz Aşırı Amerikan Basın Kulubü’nde (Overseas Press Club of America-OPC) düzenlenen panelde konuşan Turkish Review Genel Yayın Yönetmeni Kerim Balcı, Türkiye’de hapiste olanların yanı sıra dışarıdaki gazetecilerin de açık hapishanede olduğunu ifade etti.

Türkiye’de bağımsız medyaya karşı yürütülen sistematik baskıların gün geçerek arttığını belirten Balcı, 200’den fazla gazetecinin pasaportuna el konulduğunu söyledi. Balcı, ‘‘Bakarsanız bu gazeteciler içeride değil ama açık hava hapishanesinde. CPJ hapishanedeki gazetecilerin sayısını açıklarken bunu da göz önüne almalı’’ dedi.

Panelin moderatörlüğünü OPC üyelerinden gazeteci Azmat Khan yaparken diğer bir katılımcı da Columbia Üniversitesi Küresel İfade Hürriyeti İnisiyatifi Direktörü Dr. Agnes Callamard oldu.

Kendisinin Türkiye’ye gidemediği, hakkında asılsız suçlamalar ve yargılamanın olduğunu belirten Balcı şöyle konuştu; ‘‘Benim iki kızım var. Birisi üniversite çağında diğer 3.5 yaşında. Kızımla her akşam ancak Facetime üzerinden oyun oynayabiliyoruz. Ama inanın Kürtlerin yaşadıklarını gördükçe kendi derdimi unutuyorum. Çok şükür benim eşim, çocuğum hayatta ama Kürtlere bir bakın. Başbakan daha geçenlerde son 6 ayda 5 binden fazla terörist öldürüldü diye açıklama yaptı. Bu öldürülen insanların PKK’lı diye bir kaydı yok. Bu öldürülenlerin çoğu sivil olma ihtimali yüksek.’’

Panelin bir diğer konuşmacısı olan Columbia Üniversitesi görevlisi  Dr. Agnes Callamard, demokratik ülkelerin Türkiye’de bağımsız basın ile akademisyenleri desteklemesinin gerektiğini söyledi. Callamard, ‘‘Biz Columbia Üniversitesi olarak Türkiye’de akademisyenlerle dayanışma içerisindeyiz. Bunu da Türkiye’de açmış olduğumuz Küresel Merkez (Global Center) ile akademisyenlerin bir nebze olsun nefes almalarına yardımcı oluyoruz’’ dedi.  

Panelin moderatörü olan bağımsız gazeteci Azmat Khan, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 7 yıllık görev süresinde hiçbir gazetecinin cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiası ile hapse atılmadığına dikkat çekti. Khan, ‘‘Ancak Erdoğan göreve geldikten 7 ay sonra 8 kişi cumhurbaşkanına hakaret suçlaması nedeni ile hapse atıldı’’ dedi.

Khan, Gazetecileri Koruma Cemiyeti’nin (CPJ) Türkiye’nin son dört, beş yıldır Çin’den sonra en fazla gazeteciyi hapse atan ülke olduğunu rapor ettiğine dikkat çekti. Khan, ‘‘Oysa Çin hem demokratik ülke değil hem de nüfusu Türkiye’nin 20 katı büyüklüğünde’’ dedi.

Moderatör Khan’ın, Can Dündar ve Erdem Gül’ün duruşmasında diplomatların katılmasına Erdoğan’ın neden sert tepki verdiği sorusuna Balcı, Cumhurbaşkanı’nın özellikle Twitter’a karşı olan antipatisine bağladı. Balcı şöyle devam etti; ‘‘Elçilerin mahkemeye gitmesi onun için problem değildi. Konsolosların selfie’si onu çıldırttı. Kendi otoritesine karşı bir meydan okuma saydı. Büyükelçilerden hiç bahsetmedi, fotoğraftaki konsoloslara çıkıştı. Twitter, sosyal medya her demokratator (seçim ile iş başına gelmiş diktatör) gibi Erdoğan için de Aşil’in topuğu. Tweet atmasalar hiç problem olmazdı. Bir sonraki mahkeme kapalı olacak doğru ama ben bütün konsolosları bu sefer mahkeme önüne gidip selfie çektirmeye davet ediyorum.’’

”CİHAN RADYO VE IRMAK TV KAPATMAK RADİKALİZME HİZMET ETMEKTİR”

Türkiye görünürde Twitter, Facebook gibi sosyal medyayı kapatmadığını ancak işin hakikatinin öyle olmadığını belirten Balcı, ‘‘Ne zaman önemli bir olay olsa hükümetin ilk işi interneti yavaşlatmak oluyor. Bu sayede insanlar sosyal medyadan ne tepkilerini verebiliyor ne de bilgi alabiliyorlar. Zaten ülkede bağımsız medyaya insanların ulaşması son derece güç’’ şeklinde konuştu.

Panelin soru cevap bölümünde Balcı, iktidar tarafından haksız, hukuksuz şekilde el konulan Feza Medya grubunun son 15 yıldır adeta okul gibi çalışarak birçok basın kuruluşuna muhabir yetiştirip verdiğini kaydetti. Erdoğan iktidarının Cihan Haber Ajansı ile birlikte Irmak Televizyonu ile Cihan Radyo’yu da gasp ettiğini hatırlatan Balcı şunları kaydetti; ‘‘Anadolu inancı sufizm kökenlidir. Yani her vakit barış, sulh ister ve şiddete asla tevazu göstermez. Irmak televizyonu ile Cihan Radyo’da bu eksende yayın yapıyordu. Türkiye’de bu iki kuruluşun sesinin kesilmesi aslında Türkiye’de radikalleşmeye hizmet etmekten öte başka bir şey değil.’’

Erdoğan’ın otokratik rejimine nasıl durdurulabileceği yönündeki soruya Balcı, demokratik yoldan olması gerektiğini kaydetti. Balcı, ‘‘Hiçbir şekilde anti-demokratik yol tercih edilmemeli. Her türlü askeri darbe bugünkü yönetimden çok daha kötü olur. Anti-demokratik yapı ile mücadele ancak demokrasi ile yapılmalı’’ diye cevap verdi.

Aynı soruya Dr. Callamard, ‘‘Türkiye, dünyadan izole edilmemeli. Bu yöntem ülkeyi daha da kendi içine kapatır ve bu da demokrasiden daha da uzaklaştırır. Demokrasiyi savunanlar Türkiye’de demokrasi mücadelesi verenlere maddi, manevi destek vermeli’’ diye konuştu.

Yorum Yaz

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış!

Henüz hiçbir yorum yapılmamış. Ama bu habere ilk yorum yapan siz olabilirsiniz.

Yorum Yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*