WP – ” Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: ‘Esad gitmeli’ “

WP – ” Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: ‘Esad gitmeli’ “

The-Washington-Post-logoWEYMOUTH: ABD ile Rusya arasındaki kimyasal silah anlaşması hakkında ne düşünüyorsunuz?

GÜL: Bu anlaşmadan memnunuz ancak Suriye’deki kriz sadece kimyasal silah krizi olarak algılanmamalıdır. Bu elbette anlaşmanın önemini azaltmaz. Kimyasal silah konusunun ne kadar teknik bir konu olduğunun ve bunun onaylanması gerektiğinin de farkındayız. Burada dikkat edilecek husus, konunun çok uzun zamana yayılmasını engellemek ve ilerlemeyi kontrol edecek mekanizmaların yerinde olduğundan emin olmaktır. Bu sebeple Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, konuya net bir çerçeveyle yaklaşmalıdır.

WEYMOUTH: Bunun ile 7. maddenin uygulanmasından mı bahsediyorsunuz?

 

GÜL: Elbette 7. madde dâhilinde konuşuyorum. Eğer kimyasal silah konusunda bu gelişmeler olur ve Suriye’de her şey bitmiş gibi davranılırsa uluslararası arenada güvenirlilik yitirilecektir. Kimyasal silah araştırması bittiğinde işin de bittiğini düşünmemeliyiz.

 

WEYMOUTH: Görünüşe göre mevcut anlaşmada Esad yerinde kaldı. Bu sizce yanlış mı?

 
GÜL: Bu kabul edebileceğimiz bir durum değil. Hatırlamalıyız ki olaylar başladığında, Suriye halkına büyük umutlar vaat edildi. Söylemler çok güçlüydü ancak eylemler, bu söylemleri doğrulamadı. Bugüne kadar 100 binden fazla kişi öldürüldü ve ülke nüfusunun yaklaşık yarısı sığınmacı statüsünde. Eğer şimdi dönüp “Bu, bizi ilgilendirmiyor. Olaylar sadece ülke halkının kendi arasındaki bir problem.” dersek, baştaki söylemlerimizle zıt düşmüş oluruz. Olayları akışına bırakırsak Afganistan’da yaşanan tehlikeler, Akdeniz kıyılarına inecek. Bunu kimse tolere edemez.

 WEYMOUTH: Görünüşe göre Esad yerinde kalacak.

 GÜL: Kimyasal silah konusunda bir ilerleme olduğu doğru. Ancak savaşa bir çözüm bulunmaz ve yeni bir düzen kurulmazsa olacakları size söylüyorum.

 WEYMOUTH: ABD halkı, Suriye’deki muhalefette aşırılıkçıların baskın olduğunu söylüyor. Silahların Türkiye üzerinden Suriye’ye sokularak aşırı grupların, örneğin el Nusra’nın eline ulaşmasında, Türkiye ve Katar’ı suçluyorlar. Haklılar mı?

 GÜL: Suriye’de aşırı dinci gruplar başta yoktu. Eğer olaylar bu şekilde bırakılırsa insanlar önce fanatik, sonra radikal sonra da terörist olacak. Olayların en başından itibaren çok daha etkin olmalıydık ancak olamadık. Eğer gerekli önlem alınmazsa altı ay ila bir yıl içerisinde karşımıza sistematik işleyen ve çok sayıda katılımcısı olan gruplar çıkacak ve bunları engellemek çok zor olacak. Bu grupların oluşmasına imkân verenler de Suriye’de olacaklardan sorumlu olacak.

 WEYMOUTH: Bunun için ABD’yi mi suçluyorsunuz?

 GÜL: Hayır, bence bunda herkesin payı var; özellikle P5 üyelerinin ve bütün müttefiklerinin. En başından beri gerekli önlemler alınmalıydı. Bir tek ülkeye işaret etmek istemiyorum. Ancak elbette aralarındaki en güçlü ülke ABD.

 WEYMOUTH: Son zamanlardaki Amerikan politikasına bakınca -Obama’nın güç kullanmakla tehdit etmesi ve güç kullanmaktan vazgeçmesi- ABD hükûmetinin Türkiye’yi yarı yolda bıraktığını düşünüyor musunuz?

 

 GÜL: Hayır, bunu söyleyemem. Elbette askerî müdahale en son çare. Diplomasinin işlemesine izin vermek daha doğru. ABD’yi bu gelişmelerin tek sorumlusu olarak gösteriyor değilim. En başından beri iyi hesaplanmış bir politik strateji oluşturulamadı. Politikanın dışında olan herhangi bir askerî müdahale çözüm yaratmayacaktır. Kapsamlı bir politik stratejiye ihtiyacınız var.

WEYMOUTH: Bana kalırsa Amerikan Kongresinin Suriye’deki muhalefete karşı tutumunun sebebi, Türkiye üzerinden el Nusra’ya silah yardımı yapıldığına dair raporların olması. Bu doğru mu?

 
GÜL: Bunu iddia eden insanlar, yanlış düşünen, öngörüsü olmayan ve bizi tanımayan insanlar. Bu suçlamaları asla kabul edemem. Ayrıca bu iddiaları olaylardan uzaklaşmak için ileri sürülen bahaneler olarak görüyorum.

 WEYMOUTH: Kongredeki bir başka tartışma konusu ise Katar ve Suudi Arabistan’ın, Suriye’deki radikal gruplara yardım ettiği ve Türkiye’nin, radikallerin ve silahların sınırlarından geçişine izin vermesiydi.

 
GÜL: Aşırı gruplar Türkiye’ye gelmiyor. Ancak ılımlılar yani demokrasi için çalışanlar Türkiye’de toplanıyor. Biz, ılımlılara yardım etmek konusunda öncülük ediyoruz. Yine de bu yaptıklarımız çarpıtılıyor ve tam tersi davranmakla suçlanıyorsak bunun, olaylardan kaçış için bir bahane olarak kullanıldığını düşünüyorum.

 
WEYMOUTH: İsrail’in, Mavi Marmara konusundaki özründen sonra ilişkilerinizde hiçbir gelişme olmaması, sanırım Obama’yı biraz hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye-İsrail ilişkilerinde gelişme için bir umut var mı?

 
GÜL: O anlaşma için delegeler karşılıklı görüşüyor. Belirli bir toplantı takvimleri var. Özrün dışında, hiçbir ilişkimiz olmadığı söylenemez. Millî bayramlarımıza ve kutlamalarımıza katılıyorlar. Ayrıca toplantılar da pozitif yönde ilerliyor.

 WEYMOUTH: Yani ilişkilerin zamanla düzeleceğine mi inanıyorsunuz?

 

GÜL: Her şey yoluna giriyor.

WEYMOUTH: Avrupa Birliği konusunda bazı olumlu açıklamalarınız oldu.

 GÜL: AB, Türkiye için stratejik olarak çok önemli bir konu. Üyelik için görüşmeler devam ediyor ancak çok yavaş ilerliyor. Türkiye’nin AB üyeliği stratejik hedefimiz.

 
 WEYMOUTH: ABD ile İran arasında nükleer konusundaki anlaşmaya yönelik gelişmelere nasıl bakıyorsunuz? Destekliyor musunuz?

 GÜL: Yeni seçilen Cumhurbaşkanının İran’da yepyeni bir dönem başlattığı çok açık ortada. ABD-İran ilişkileri olumlu bir şekilde gelişirse buna hiç şaşırmam.

 
WEYMOUTH: Esad’a dönecek olursak, Suriye’deki kimyasal silahları iade edeceğine dair verdiği söze inanıyor musunuz?

 
GÜL: Eğer, Birleşmiş Milletlerin kararı hiçbir şekilde 7. madde dâhilinde -eksik veya yanlış tercüme edilemeyecek- kadar net olursa Esad’ın anlaşmaya uyacağı konusunda daha umutlu olabiliriz.

 
WEYMOUTH: Ama Ruslar böyle bir anlaşmayı desteklemeyeceklerini belirttiler?

 GÜL: Bu durumda kimse anlaşma sonuçlarına bakıp da hayal kırıklığına uğramasın. Anlaşmanın dili çok açık ve net olmalıdır.

  WEYMOUTH: Yani Esad gitmeli mi?

 GÜL: Bunca kan akıttıktan sonra kim kalması gerektiğini düşünebilir ki?

 WEYMOUTH: Ama dünyayı bu konuda ikna etmelisiniz.

 GÜL: Bu sebeple P5 ülkeleri ve komşular üzerinde yoğunlaşıyorum. Eğer bir araya gelip de çok çalışırlarsa bu krizden politik bir yolla çıkılabilir.

 
WEYMOUTH: Rusya ile veya Rusya olmadan politik bir yol?

 
GÜL: Her zaman Rusya ve İran’ın bu anlaşmada taraf olması gerektiğini söyledim. Başından beri her iki ülkenin de Suriye konusundaki pozisyonlarına diğer ülkelerden daha fazla bağlı olduklarını gördüm.

 
WEYMOUTH: Kazanan taraf onlar galiba?

 GÜL: Burada kimsenin kazandığını sanmıyorum. Bence herkes kaybediyor. ABD güçlü bir ülke. Sadece bunu göstermesi gerekiyor. Güçlüler, güçlerini son aşamada gösterir.

 WEYMOUTH: Sizce, Türkiye ile Mısır’ın ilişkilerini güçlü tutmaları önemli mi?

 GÜL: İlişkilerimizin güçlü olması çok önemli çünkü Mısır ve Türkiye, Akdeniz’deki iki önemli ülke. Türk ve Mısır halkı, mevcut konulardan bağımsız olarak birbirine çok derin sevgi besleyen iki halk. Devrimden önce de Mısır halkıyla çok iyi ilişkilerimiz vardı.

 WEYMOUTH: Tekrar cumhurbaşkanlığına aday olacak mısınız?

 GÜL: Henüz bunun için vakit var. Yaklaşık bir yıl var. Doğru zaman geldiğinde bu konuda açıklama yapacağım.

 WEYMOUTH: Eğer Esad kalırsa mülteci krizi Türkiye için büyük bir soruna dönüşecek.

 

 GÜL: Mülteciler konusu çok ciddi bir konu. Şu an 200 bini kamplarda olmak üzere toplam 500 bin sığınmacımız var. Türkiye, hepsinin bakımını üstlenmiş durumda ve bunun şimdiye kadarki maliyeti yarım milyar doları geçti. Elbette bununla gurur duyuyoruz. Yardımlarımız devam edecek. Dışarıdan elle tutulur hiçbir yardım almıyoruz. Eğer sığınma süreleri uzarsa bu hem ev sahibi ülke hem de sığınmacılar için sorun yaratacaktır. Ülkelerine geri dönmeleri ve aidiyet hissini koruyabilmeleri için bir anlaşmaya ihtiyaç var.

 WEYMOUTH: Sizce bir anlaşma yolu var mı?

 GÜL: Eğer herkes bunun için azimli bir şekilde üzerine düşeni yaparsa bir anlaşma yolu bulunacağına inanıyorum.

 WEYMOUTH: Herkes, laik muhalefetin hiç şansı olmadığına çünkü el Kaide’nin çok güçlü olduğuna inanıyor. Siz laik muhalefetin şansı olduğuna inanıyor musunuz?

 
GÜL: Daha önce de ifade ettiğim gibi eğer olayların başından beri anlamlı ve kararlı bir şekilde hareket edilseydi, şu anda, korktuğumuz bu gelişmelerle karşı karşıya kalmayacaktık. Şimdi, Suriye’deki krize yönelik net bir pozisyon alınmazsa daha sonraki günlerde çok daha iç karartıcı olaylar yaşanacaktır.

 Haberin orjinali: http://www.washingtonpost.com/opinions/turkish-president-abdullah-gul-assad-must-go/2013/09/23/ffc45d7a-246e-11e3-b75d-5b7f66349852_story.html

Write a comment

No Comments

No Comments Yet!

Let me tell You a sad story ! There are no comments yet, but You can be first one to comment this article.

Write a comment

Only registered users can comment.