‘Çocuğum gurbette Türkçeyi unutmasın’

‘Çocuğum gurbette Türkçeyi unutmasın’

Pensilvanya’da küçük bir kasaba Saylorsburg. Ortalama 20 Türk ailenin yaşadığı bu kasabada Türk anneler çocuklarının Türkçeden uzaklaşmaması için ellerinden geleni yapıyor.


İnternetin sadece bir oyun mecrası olmadığını çocuklara göstermek isteyen anneler, onların Türkçe konuşma ve yazma kabiliyetlerini de geliştirmek için ‘Canlaracan’ adında bir blog oluşturmuş. Yurtdışında büyüyen Türk çocuklara Türkçelerini unutturmamak amacıyla açılan blog sayesinde, yazdıkları yazılar, yaptıkları resimler ve çektikleri fotoğraflarla kendi kültürlerine dair bir algı oluşturmak istiyorlar.



Sitede yazı, şiir, resim, fotoğraf, powerpoint sunum hazırlama, sorulan sorulara cevap verme, konuyla alakalı internetten, kitaplardan örnekler bulup paylaşma, arkadaşlarının yazılarını okuyup yorum yazma gibi puan kategorileri var. Yarışmalar düzenleniyor, hediyeler veriliyor. Sitenin kendi çapında hayranları da var. Çocukların Türkiye’deki akrabaları özellikle büyükanne ve büyükbabaları. Her hafta gurbetten gönderilen mektup gibi yazıları okuyor, telefon açıp tebrik ediyorlar. Blog kurucusu Esra Şimşek, “Çocuklarımızın kendilerini değerlerimizle değil, arkadaşlarının istediği şekle bürünerek kabul ettirme çabası bizi çok korkuttu. ‘Çocuklarımıza, talebelerimize daha iyi nasıl sahip çıkabiliriz?’ kaygısıyla başladık bu işe.” diyor. Çocukların okul arkadaşları gibi sürekli Instagram, Facebook gibi sosyal medya araçlarında vakit harcadığını belirten Şimşek, “En mazbut ailelerin çocukları bile Amerikalıların beğendiği türden resimleri seçiyor, beğeniyor, sayfalarında paylaşıyor. Bunlara ‘Hayır, yasak!’ demek hiçbir şey kazandırmadığı gibi sadece çocuklarımızı toplumdan dışlamış oluyor. Ama onlara alternatif sunduğumuzda, güzel şeyler için gayret ettiğimizde, çok daha farklı neticeler elde ettik.” ifadelerini kullanıyor. Fatma Saraç’ın kızı da Canlaracan’da yazıyor. Saraç, blogdan önce kızının internette chat ortamlarına girmek istediğini söylüyor. Yasaklar konulsa da bir süre sonra arkadaşlarından etkilenip girdiğini fark etmiş. Artık içinin rahat olduğunu dile getiren anne Saraç, “Kızımız, 11 yaşına gelince bizim çok kontrol edemeyeceğimiz web sayflarına girmek istedi. Fakat Canlaracan’a başladıktan sonra, o web sayfalarına ve chat’lere ihtiyacımız olmadı. Kendi çektiği fotoğrafları, yaptığı resimleri daha güvenilir bir ortamda paylaşıyor ve çok mutlu oluyor.” diye konuşuyor.


‘Türkçeyi böyle öğrenmek daha eğlenceli’


Siteye yazı gönderen 11 yaşındaki Tuleyb, siteden çok memnun. Ona göre Türkçe öğrenmek böyle daha eğlenceli: “Siteden ödevi alınca düşünüyorum ve biraz araştırma yapıyorum. Her akşam en az yarım saat ayırıyorum. Yazmak çok zor, bazen önce İngilizce yazıyorum sonra Türkçesini yazmaya çalışıyorum. Yazdıklarımı anneme okuyorum, çok yanlışlar çıkıyor. Okuldaki öğretmenim, Mrs. Burkett de biliyor bu siteyi. Ona gösterdim ve ne yaptığımızı anlattım. Çok beğendi ve sürekli ‘Bu haftanın konusu ne?’ diye soruyor.”


Amerika’daki okullarda iyi imkânlar olduğunu ifade eden anne Mukaddes Sablak, çocukların da her şeyin kalitelisini istediğini belirtiyor. Sablak, oğluyla yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Amerika’da çocuklara çok güzel kitaplar hazırlanmış. Eğitim programları öyle zengin ki çocuklara metotlu bir şekilde Türkçe öğretmek için gayret etmiyorsanız, onların ilgisini çekmek çok zor. Her şeyin kalitelisini, iyisini, özenle hazırlanmış olanını biliyorlar. Bu sitedeki ilgi de onları çok etkiliyor. Tuleyb, ürünlerinin siteden yayınlamasını sabırsızlıkla bekliyor. Yazısı çıkınca evde bir bayram havası. Arkadaşlarının gönderdiklerini de heyecanla okuyor, yorumlar yazıyor. Geçen hafta ‘Bir okul açan bir hapishane kapatır’ konulu yazı istemişler. Bu sözü saçma buldu. Biraz münazara yaptık. Sonra Tuleyb, aklında kalanlarla yazısını yazdı.”

Write a comment

No Comments

No Comments Yet!

Let me tell You a sad story ! There are no comments yet, but You can be first one to comment this article.

Write a comment

Only registered users can comment.