KAOS Gecesi: Abidin Ünal emretti, planı ben yazdım

KAOS Gecesi: Abidin Ünal emretti, planı ben yazdım

8 yıl bitti ancak sır perdesi kalkmadı. 15 Temmuz’un yıldönümündeyse şok bir bilgi mahkeme kayıtlarına girdi. Dönemin Hava kuvvetleri komutanı Abidin Ünal’ın 15 Temmuz’dan birkaç ay önce o gece yaşanacakları birebir simüle ettirdiği ve kumpasın başarı şansını ölçtürdüğü ortaya çıktı. Ankara 4. Ağır ceza mahkemesinde sanık sıfatıyla ifade veren Kurmay Albay Nihat Çırakoğlu, 15 Temmuz günü yürürlüğe konan ve Kaos ismi verilen seminer planının Abidin Ünal tarafından 15 Temmuz’dan birkaç ay önce kendisine hazırlattırıldığını ve bu planın o gece tıpatıp karşılarına çıktığını anlattı. Yani barış döneminde yaptırılan sanal oyun, askerlerin hayretler içinde seyrettiği gerçek bir kaosa dönüştü. Kurmay Albay Çırakoğlu’nun mahkemede anlattığı, birlikte kaldığı koğuş arkadaşına da detaylarını aktardığı Kaos planının detaylarını 15 Temmuz Ölümleri Araştırma Platformu Koordinatörü ve araştırmacı Selçuk Adıgüzel BOLD’a anlattı.

(Hava Kurmay Albay Nihat Çırakoğlu)

Selçuk Adıgüzel:

Benim kaynağım Albay Nihat Çırakoğlu ile beraber cezaevinde kalmış bir isim. Albay Nihat Çırakoğlu bu konuyu aslında mahkeme ifadesinde belirtiyor ama daha geniş bilgileri ben kaynağımdan edindim. Doğrudan onunla beraber cezaevinde kalan. Öncelikle neden seminer planı yapılır? Şimdi askerlik mesleğinin riskleri çok fazla ve maliyeti de çok yüksek. Eğer siz stratejilerinizi, harekat planlarınızı savaş esnasında, operasyon esnasında denemeye kalkarsanız bunun sonuçları ölüm olabilir, yaralanma olabilir. Bu ölümler ve yaralanmalar yaşanmasın diye öncesinde bunun bol miktarda tatbikatının, oyununun oynanması gerekir ki sonuçlar öngörülebilir olsun. Peki seminer planı nedir, harp oyunu nedir. Harp oyunu yabancı bir devletle savaşıyormuşsunuz gibi bir planla kırmızı kuvvetler-mavi kuvvetler şeklinde olur. Seminer planı ise şudur; dış devletle savaş esnasında terör unsurları bu güvenlik zaafiyetini fırsata çevirmek isteyebilirler. Bu zafiyeti engellemek için de seminer planı yapılır seminer planları daha ziyade “şehir içinde genel yaygın terör olayları yaşanırsa biz askerler olarak ne yaparız” bunun cevabını arayan meselelerdir. Buna da bir ad verilir. Yani Abidin Ünal’ın onay verdiği ve geliştirilmesini istediği bu plana Kaos planı demişler ama değişik isimler alabilirdi tabi. Nihat Çırakoğlu’na da o şekilde söylemişler, o da bir hayali kaos planı çalışmış.

Kaos Planının temeli, geniş çaplı bir terör alarmı verilmesi, sonrasında askerlerin hem polise destek vermek için bazı önlemler alması, hem de Genelkurmay ve Jandarma karargahlarına yapılacak baskınlarda/saldırılarda nasıl tutum takınacaklarına ilişkin bir sanal senaryoydu. Hava kuvvetleri bünyesinde Komutan Org. Abidin Ünal’ın 15 Temmuz’a aylar kala, 15 Temmuz’da yaşanan hadiselerin neredeyse tıpatıp aynısı bir seminer planı olarak çalışılmasını emretmesi o gece yaşandıktan sonra daha bir anlamlı hale geldi.

(Albay Çırakoğlu’nun mahkeme ifadesinden bir bölüm)

IŞİD TERÖR ALARMI VERİLECEK, ASKER HAREKETE GEÇECEK

Selçuk Adıgüzel’in kaynağının anlattıkları bu noktada önem kazanıyor. Zira devlet sırrı niteliğinde olan ve planın detaylarını yazan tutuklu albay Çırakoğlu’nun mahkemede anlatamadığı ve dosyaya girmeyen Kaos planının detaylarında şunlar var:

-Plan ülke çapında yaygın terör olayları yaşanması durumunda askeri birliklerin pozisyonları ve operasyon ihtimallerine odaklanıyor. Plan seminerinde saldırı yapma ihtimali olan terör örgütü IŞID olarak belirlenmiş. (O gece medyada da ülke çapında IŞİD terör saldırısı olduğu şeklinde ilk haberler geçtiği biliniyor)

-Seminerde IŞİD’ın eylem biçimi olarak; kamu kurumlarına saldırı, askeri birliklere yaygın saldırı senaryo olarak işlenmiş. (Genelkurmay Karargahı ve Jandarma Karargahı başta olmak üzere askeri birliklere girildi)

-Üst düzey komutanların veya kamu görevlilerinin kaçırılması senaryo içinde yer alıyor. (Bazı üst düzey generallerin en hareketli saatlerde İstanbul Moda’da düğünü terk etmemeleri ve gözaltına alınmak için beklemelerinin sırrı çözülemedi)

-Senaryoda en önemli unsur polis kuvvetlerinin müdahale için yetersiz kalması ve askerin destek vermesi varsayımı. (15 Temmuz’dan 1 gün önce yürürlüğe giren EMASYA düzenlemesi Adıgüzel’e göre tesadüf olamaz. Kendisine bir türlü ulaşılamayan Erdoğan bu yasayı imzalayacak vakit bulabildiğini de not düşüyor)

-Özellikle hava kuvvetlerinin bu kaos ortamının ortadan kaldırılmasına nasıl destek vereceği seminer planının maddelerinden biri. Ankara semalarında F16’ların uçması gerektiği, alçak uçuş ve sonik patlama şeklinde uçuşlarla caydırıcılık hedeflendiği değerlendirilmiş. (Mahkeme ifadelerine göre o gece uçan pilotlar TMH (terörle mücadele harekatı) kapsamında uçtuklarını ifade etmişlerdi. Peki Ankara’da terörle mücadele harekatı olur mu? Adıgüzel, mahkeme dosyalarından edindiği bilgiye göre tam bir yıl önce 30 Ağustos günü terör alarmından dolayı aynı pilotların Akıncı’da TMH için nöbetçi kaldıklarını ifade ediyor.)

Planın ilginç noktalarından biride böyle yaygın terör olayları yaşanırsa ‘ne kadar kayıp yaşanır’ın simülasyonda hesabı da yapılmış. Bulgulara göre 200-250 civarında ölüm olabileceği seminer planındaki ilginç bulgulardan biri olarak kayda geçmiş. Dolayısıyla 15 Temmuz günü hayatını kaybeden kişi sayısına yakın bir rakamı aylar önce bulmuşlar.

KAFALARINDA NASIL BİR PLAN VARDI?

Selçuk Adıgüzel’e göre Erdoğan’ın kafasında çok basit bir kurgu vardı. Planlama da ona göre şekillendi.

Selçuk Adıgüzel:

Bence 15 Temmuz’da amaçladıkları şu: Bir şekilde askerin zırhlı araçlarla bir bölük ya da bir tabur askerle dışarı çıkması onlar için yeterli. Ben bunu kulaklarımla duymadım ama tahmin ediyorum kendisine belki sunum yapılırken Recep Tayyip Erdoğan dedi ki “Siz iki tane tank bir grup askeri dışarı çıkartın, ben propaganda gücümle bu halkı ikna ederim” dedi. Amaç da buydu bunu yapmak için bir seminer planı yaptılar. Şimdi bunun sonuçlarından emin olmaları gerekiyordu. Böyle bir emir verildiği zaman tuzağa düşürülen insanların nasıl tepki verecekleri, hangi sonuçların ortaya çıkacağı, bu tuzak başarılı olur mu bunu öğrenmiş oldular. İkincisi tuzağa düşürülen insanların bunu kanıksamasını sağladılar yani terör dendiği zaman, tatbikat dendiği zaman terör alarmı verildiği zaman ısıtma diyoruz biz buna. Bunlar yapıldığı zaman askerlerin şaşırmaması ya “bu daha önce de olmuştu” demesi için bunu yaptırdılar.

ISITMA ÇOK ÖNCEDEN BAŞLADI

Adıgüzel’in ifade ettiği terör saldırılarına askerin alıştırılması ve “ısıtılması” işi 2015-2016 yılları arasında başta Ankara olmak üzere birçok şehirde yaşanan, subayları da hedef alan  terör saldırılarıyla görüldü. Özellikle Ankara’da subayların servis araçlarına ve lojmanlarına yönelik Merasim sokak saldırısı akıllarda. Bu saldırılarda en az 500 insan hayatını kaybetti, binlerce insan yaralandı.

(En büyük saldırılar: 10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı: 107 can kaybı, 17 Şubat 2016 Ankara Merasim sokak saldırısı: 29 can kaybı, 13 Mart 2016 Ankara Güvenpark Saldırısı: 38 can Kaybı, 28 Haziran Atatürk Havalimanı saldırısı: 45 can kaybı gibi)

Gelinen noktada bazı yorumcuların dediği gibi tuzağa düşürülmek istenen askerler için ortam oldukça ısıtılmış. Sokağa çıkmasını istedikleri askerlerin terör saldırısı, tatbikat gibi emirler karşısında şaşkınlık yaşamadan, zihinsel olarak hazır bir biçimde sokağa çıkmasına da ortam hazırlanmış.

PLAN NEDEN MAHKEMEYE GETİRİLEMİYOR VE HANGİ GENERAL İRTİBAT ELEMANI OLDU?

Madem 15 Temmuz günü yaşananlar önceden seminer planı şeklinde askeri çerçevede simüle edilmiş ve sonuçları itibariyle birileri için başarı şansı test edilmiş, bu plan neden kamuoyunun görebileceği bir şekilde açıklanmıyor veya taleple mahkemeler tarafından incelenmiyor. Bu soruya cevap için Selçuk Adıgüzel yaptığı araştırmaları adres gösteriyor. Hava Pilot Kurmay Albay Nihat Çırakoğlu’na göre bir de kilit irtibat elemanı var.

(Albay Çırakoğlu’nun ifadesinden ilgili bölüm)

Selçuk Adıgüzel:

Mahkemede çok önemli bir noktanın altını çiziyor Nihat Çırakoğlu. Diyor ki bu plan devlet sırrıdır, gizlidir. (Bu seminer planlarının yabancı güçlerin eline geçmesi felaket olur)Bunu hava kuvvetlerinden biri almış/çalmış olmalı. Ve bu noktada işaret ettiği bir isim var. Korgeneral Yılmaz Özkaya. Yılmaz Özkaya da Recep Tayyip Erdoğan’labirlikte15 Temmuz’da. Marmaris’te Cumhurbaşkanı’nın yanında Cihat Yaycı olduğunu hatta medyaya “başkomutanım de’’ suflesini verdiğini biliyoruz. Ama Cihat Yaycı’nın bu planın çalınması ve uygulanmasıyla ilgili bir rolü yok. Bunun bir havacı general olması gerekiyor. Bir hafta boyunca Aksaz’da tatil yapıyor Yılmaz Özkaya. Hayatın olağan akışına aykırı biçimde Korgeneral Mehmet Şanver’in çocuğunun düğününe gitmeyen ve nedense Marmaris’te kalmayı yeğleyen kişi o gün Korgeneral Yılmaz Özkaya. Şanver’in kızının düğünü için kesmediği Marmaris’teki tatilini ansızın keserek 11.00’de Dalaman’a geldi. 14.00’de darbe ihbarı alındıysa sabah saat 11.00’de muhtemelen Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla Dalamana gelip bir dizi faaliyet planlayan bir isim. O gece Erdoğan’ın yanında olduğuna dair de iddialar var. Bu şahıs 15 Temmuz’dan sonra sanıklara karşı yürütülen soruşturma heyetinin başkanlığını da yürüttü. Dolayısıyla Çırakoğlu’nun işaret ettiği isim kuvvetle muhtemel Korgeneral Yılmaz Özkaya.