Son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğneleriyle ilgili soruları yanıtlayan Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Delibaşı, bu ilaçların doğru hastalarda etkili olduğunu ancak kontrolsüz kullanımın ciddi risklere yol açabileceğini söyledi.
Metin Yıkar’ın sorularını cevaplayan Prof. Dr. Delibaşı, obezitenin artık yalnızca “irade meselesi” olarak görülemeyeceğini belirterek kilo sorununun hormonlar, beyin, insülin direnci ve yağ dokusunun birlikte rol aldığı kronik bir süreç olduğunu anlattı.
Delibaşı, bu ilaçlara ilişkin genel yaklaşımını şöyle özetledi: “Bu ilaçlar ne mucize ne moda. Doğru hastalarda gerçek, güçlü bir metabolik tedavi. Obezite artık sadece bir irade meselesi değil; hormonların, beynin, insülin direncinin ve yağ dokusunun birlikte rol aldığı kronik bir durum. Bu ilaçlar bu biyolojiyi hedefledikleri için etkili oluyorlar. Ama normal kilolu birinin birkaç kilo için takip olmadan kullanması tıbbi tedaviden çok riskli bir trende dönüşebilir.”
GLP-1 ilaçları nasıl etki ediyor?
Delibaşı, halk arasında zayıflama iğnesi olarak bilinen ilaçların büyük bölümünün GLP-1 temelli ilaçlar olduğunu söyledi. Bu maddelerin normalde bağırsaktan salgılanan hormonların sentetik formları olduğunu belirtti.
Bu ilaçlar kan şekeri yükseldiğinde pankreastan insülin salgısını artırıyor, kan şekerini yükselten glukagon hormonunu azaltıyor, mide boşalmasını yavaşlatıyor ve iştahı düşürüyor. Delibaşı’na göre bu etki mekanizması nedeniyle ilaçlar hem diyabet tedavisinde hem de obezite tedavisinde kullanılıyor.
İlk geliştirildiklerinde bu ilaçların diyabet tedavisi için kullanıldığını anlatan Delibaşı, daha sonra hastalarda iştahın ve kilonun da belirgin şekilde azaldığının görüldüğünü söyledi. Bunun ardından obezite çalışmalarının başladığını, dozların ve hasta seçiminin daha sistematik biçimde değerlendirildiğini belirtti.
Delibaşı, bu ilaçların kan şekerini normalin altına indirme riskinin düşük olduğunu da ifade etti. Kan şekeri yüksek olan kişilerde şekeri normale yaklaştırdığını, kan şekeri normal olan kişilerde ise ciddi bir düşüşe yol açmadığını anlattı.
Kimler kullanabilir?
Delibaşı, zayıflama iğnelerinde doğru hasta seçiminin temel ölçütlerden biri olduğunu vurguladı. Buna göre vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan kişiler obezite grubunda değerlendiriliyor ve bu hastalarda ilaç kullanımı için tıbbi gerekçe oluşabiliyor.
Vücut kitle indeksi 25 ile 30 arasında olan, yani fazla kilolu kabul edilen kişilerde ise ilacın kullanımı eşlik eden hastalıklara göre değerlendiriliyor. Delibaşı; diyabet, prediyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve karaciğer yağlanması gibi ek riskler varsa bu ilaçların obezite sınırına gelmeden de gündeme alınabileceğini belirtti.
Hasta seçiminde yalnızca kilo ve boy oranına bakılmadığını söyleyen Delibaşı; kişinin kullandığı ilaçların, yeme davranışının, daha önceki kilo verme deneyimlerinin ve eşlik eden hastalıklarının da dikkate alınması gerektiğini anlattı.
Kimler kullanmamalı?
Delibaşı, bazı hasta gruplarında bu ilaçların kullanılmaması gerektiğini söyledi. Gebelik ve emzirme döneminde zayıflama iğnelerinin önerilmediğini belirtti.
Kişide ya da ailesinde medüller tiroid kanseri öyküsü varsa bu ilaçların kullanılmaması gerektiğini aktaran Delibaşı, bazı genetik kanser sendromlarında da aynı uyarının geçerli olduğunu söyledi.
Ciddi pankreatit atağı geçiren kişilerde de bu ilaçlardan uzak durulması gerektiğini belirten Delibaşı, mide boşalmasının ciddi biçimde yavaşladığı gastroparezi durumlarında ve nedeni açıklanmamış kontrolsüz mide-bağırsak şikâyetlerinde de kullanımın uygun olmadığını anlattı.
Bu nedenle “arkadaşım kullanıyor, ben de alayım” yaklaşımının çok tehlikeli olduğunu vurguladı.
“Doktor kontrolü şart”
Delibaşı, bu ilaçların reçeteli ve hekim kontrolünde kullanılması gereken tıbbi tedaviler olduğunu söyledi. Kendi pratiğinde obezite ve diyabet hastalarında bu ilaçları sık reçete ettiğini belirten Delibaşı, doğru kullanıldığında çok etkili sonuçlar alınabildiğini ifade etti.
Buna karşın ilacın tek başına bir zayıflama aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Tedavinin etkilerinin, yan etkilerinin ve doz düzenlemesinin doktor tarafından izlenmesi gerektiğini söyledi.
Delibaşı, özellikle tüp mide ameliyatı sınırındaki bazı hastalarda bile bu ilaçlarla ciddi kilo kayıpları sağlanabildiğini belirtti. Ancak bunun doğru hasta seçimi ve düzenli takip gerektirdiğinin altını çizdi.
Ozempic, Wegovy, Mounjaro ve Zepbound farkı
Yayında ilaç isimleriyle ilgili kafa karışıklığı da ele alındı. Delibaşı, Ozempic ve Wegovy’nin etken maddesinin semaglutid olduğunu, aynı firmanın ilaçları olmalarına rağmen farklı kullanım alanları bulunduğunu söyledi.
Delibaşı’nın aktardığına göre Ozempic diyabet hastalarında, Wegovy ise kilo yönetimi amacıyla onaylanan bir ilaç. Benzer şekilde Mounjaro ve Zepbound isimleriyle bilinen tirzepatid etken maddeli ilaçlarda da kullanım alanına göre ayrım bulunuyor. Mounjaro diyabet hastalarında, Zepbound ise diyabeti olmayan fakat kilo tedavisi gereken hastalarda kullanılıyor.
Delibaşı, diyabeti olmayan obez hastalarda da bu ilaçların kullanılabileceğini; ancak bunun tıbbi endikasyon, hasta profili ve doktor değerlendirmesiyle belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Beyin, iştah ve metabolizma üzerindeki etkisi
Delibaşı, bu ilaçların en görünür etkisinin iştah azalması olduğunu belirtti. İlaçların yalnızca genel yemek yeme isteğini değil, tatlıya yönelimi de azaltabildiğini söyledi.
Ayrıca bazı hastalarda sigara ve alkol isteğinde de azalma görülebildiğini aktardı. Ancak bu ilaçların sigara ya da alkol bırakma tedavisi olarak onaylı olmadığını özellikle vurguladı.
Delibaşı, zayıflama iğnelerinin yalnızca “iştah kapatan iğne” olarak tanımlanmasının eksik olduğunu belirtti. İnsülin direnci, kan şekeri, karaciğer yağlanması, kolesterol ve bazı kardiyometabolik göstergeler üzerinde de olumlu etkiler görülebildiğini söyledi.
- “Sadece halk arasında iştah kapatan bir iğne denmesi aslında eksik bir tanım. Metabolik sistemi yeniden dengelemeye yardımcı olan bir tedavi grubu demek daha doğru.”
En kritik risk: Kas kaybı
Yayındaki en önemli uyarılardan biri kas kaybı oldu. Delibaşı, zayıflama iğneleriyle verilen kilonun her zaman yalnızca yağdan gitmediğini söyledi.
Hızlı kilo veren kişilerde yağ kütlesi azalırken yağsız kütleden, yani özellikle kastan da kayıp olabileceğini belirtti. Çalışmalarda verilen kilonun yaklaşık dörtte birinin yağsız kütleden olabildiğini aktardı.
Bu nedenle tedavinin yalnızca iğneyle yürütülmemesi gerektiğini vurguladı. Yeterli protein alımı ve direnç egzersizinin tedavinin vazgeçilmez parçası olduğunu söyledi.















