Çinli-Amerikalı yazar Curtis Chin, anı kitabının turunda geçmişin acılarına rağmen geleceğe umutla bakıyor.
Çinli-Amerikalı yazar ve aktivist Curtis Chin, 22 Mayıs’ta ACOM tarafından düzenlenen online bilgilendirme toplantısında hem kişisel hikâyesini hem de Asya kökenli Amerikalıların tarihsel mücadelesini masaya yatırdı. “Everything I Learned, I Learned in a Chinese Restaurant” (Öğrendiğim Her Şeyi Bir Çin Lokantasında Öğrendim) adlı anı kitabıyla tanınan Chin, hem Çinli-Amerikalı hem de eşcinsel kimliğiyle büyürken yaşadıklarını ve bugünün dünyasına dair gözlemlerini dinleyicilerle paylaştı.
Kötümserliğe Yer Yok
Chin’in genel tutumu, organizatörlerin beklediğinden çok daha iyimser bir çizgide ilerledi. “Asya Amerikan topluluğuna ve geliştirdiğimiz altyapıya odaklanmayı seviyorum” diyen Chin, ırkçılığın varlığının sürdüğünü kabul etmekle birlikte, azınlık topluluklarının kendi aralarında kurduğu dayanışma ağlarının güçlendiğine dikkat çekti.
Chin, bu bağlamda Detroit tarihinin acı bir sayfasına döndü: 1982’de yaşanan Vincent Chin cinayeti. Otomotiv sektöründe işlerini kaybetmekten korkan beyaz işçilerin öfkesinin Japon göçmenlerine yöneldiği bir dönemde, muhtemelen Japon zannedilerek saldırıya uğrayan Vincent Chin, bu saldırı sonucunda hayatını kaybetti. Failler ise tek bir gün bile hapis yatmadı.
O dönemle bugünü karşılaştıran Chin, ilerleyen en somut alanın medya olduğunu vurguladı. “Vincent Chin öldürüldüğünde, ana akım bir gazetenin olaydan söz etmesi günler aldı. Şimdi ise haber odalarında Asya kökenli gazeteciler var ve bu hikâyeleri gün yüzüne çıkarıyorlar” dedi. Vincent Chin cinayetini Asya kökenli Amerikalıların siyasi aktivizmindeki bir kırılma noktası olarak değerlendiren yazar, bu trajik olayın topluluk bilincini uyandırdaki rolünün altını çizdi.
Milyonlarca Yumurtalı Rulo ve Bir Aile Tarihi
Chin, söyleşiye hafif bir dokunuşla başladı: Ailelerinin Detroit’teki restoranında toplam kaç yumurtalı rulo yaptıklarını sordu katılımcılara. Yanıt milyonlarla ifade ediliyor. Bu ayrıntı, kitabının simgesi hâline gelen ve her konuşmasında yinelediği bir anekdota dönüştü.
2023’te yayımlanan kitabının ardından yaklaşık 350 söyleşi gerçekleştiren ve çok ülkeli turdan yeni dönen Chin, ailesinin Amerika’ya gelişini anlattı. Büyük büyük büyükbabası Guangzhou’dan yola çıkarak önce Ohio’daki Canton’a ulaşmış; ancak bu Canton’un Çin’deki Kanton ile hiçbir ilgisi olmadığını anlayınca Detroit’e taşınmıştı. Aile önce çamaşırhane işletmiş, ardından restorana geçmiş; 1940’ta ise Chung’s adını verdikleri lokantayı açmıştı.
Chin, ailesinin artık restoranın sahibi olmadığını biraz hüzünle dile getirdi. “Bu mirası yaşatmak istiyorum ama henüz nasıl yapacağımı bilmiyorum” dedi. Bir dinleyicinin “Kitabınız sizin mirasınız” sözü üzerine Chin, kitabı gerçekten de topluluğun gücüne duyduğu inancın bir yansıması olarak tanımladı.
Orta Batı’nın Görünmez Göçmenleri
Chin’in kitabı yazarken güden amaçlarından biri, Orta Batı’daki Çinli göçmen yaşamını görünür kılmaktı. Asya kökenli Amerikalıların California veya doğu kıyısındaki varlığına kıyasla çok daha az işlenen bu hayat kesitini kayıt altına almak istediğini belirten Chin, Detroit’e duyduğu bağlılığı da söyleşide açıkça ortaya koydu. “Kitap, bana ve kardeşlerime bu dünyada yol bulmayı öğreten ailem için bir teşekkür mektubu” diye tanımladı eserini.
Çin Lokantaları Amerika’yı Kurtarabilir mi?
Chin’in en çarpıcı sözü, aynı zamanda en umut dolu olanı oldu: “Çin restoranlarının Amerika’yı kurtaracağını düşünmeyi seviyorum.” Yarı şaka yarı ciddi söylenen bu cümle, aslında derin bir gözlemin ürünüydü. “Sokak tacolarından önce Çin yemeği vardı. Bu mutfağın, her renkten Amerikalıyı bir araya getiren nadir geleneklerden biri olduğunu düşünüyorum” dedi Chin.
Yeni Dönemde Değişen Sorular
Dünya turunda karşılaştığı insanların Amerikalılara yönelik tutumunu değerlendiren Chin, yurt dışında genellikle dostane bir ilgiyle karşılandığını aktardı. “Sanırım herkes Amerika’da neler olduğunu anlamaya çalışıyor” dedi. Renk sahibi biri olarak ziyaret ettiği ülkelerde insanların kendisine daha anlayışlı yaklaştığını da şakacı bir dille dile getirdi: “Belli ki karar vericilerden biri değilim.”
Kitap turlarındaki sohbetlerin içeriği de değişti. Önceki dönemde dinleyiciler ağırlıklı olarak göçmen girişimciliğini merak ederken, yeni yönetimle birlikte sohbetler farklı bir boyut kazandı. Chin, Trump yönetiminin Kanada’ya yönelik tutumunun Detroit halkı üzerindeki etkisini somut bir örnek olarak verdi: “Kanadalıları gerçekten seviyoruz. Ohio’dakilere göre çok daha iyi anlaşırız onlarla” diye güldü.
Öte yandan kitabının Michigan’ın “Büyük Michigan Okuması” ödülüne seçilmesi, ona hem gurur hem de hayal kırıklığı yaşattı. Federal bütçe kesintileri nedeniyle eyaletin okullara dağıtmayı planladığı kitap sayısı büyük ölçüde azaltıldı.
Söyleşinin sonunda Curtis Chin, her şeye rağmen iyimser duruşundan taviz vermediğini bir kez daha kanıtladı. “Kitap turları yaparken daha büyük bir misyona sahip olmak gerekiyor” dedi. Onun misyonu ise netti: “Bu kitabı, farklı topluluklar arasında dostluk ve bağ kurmak için kullanmak.”















