ABD Başkanı Donald Trump, pek çok göçmenin oturma izni başvurusu için ülkelerini terk etmesini zorunlu kılacak yeni bir yönetmelik yayımladı. Ancak göçmenlik hukuku uzmanları, 22 Mayıs tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemenin hukuka aykırı olduğunu ve mahkemede itirazla karşılaşacağını öngörüyor.
“Kural Kamuoyuyla Paylaşılmalıydı”
Amerikan Göçmenlik Avukatları Birliği (AILA) Başkanı Jeff Joseph, 5 Haziran’da American Community Media’nın düzenlediği online bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, söz konusu politika değişikliğinin olağan federal kural yapım süreci işletilmeden, yalnızca bir iç yönergeyle hayata geçirildiğini vurguladı. “Bu düzenleme, halkın kurumla etkileşim biçimini doğrudan değiştirdiğinden bir kural niteliği taşımakta ve kamuoyu görüşüne açılması gerekmekteydi. Kurum bunu yapmadı” dedi.
AILA, yeni politikadan zarar görecek davacılar arıyor. Bunlar arasında ABD’de büyümüş ancak statü değişikliği için ülkeyi terk etmek zorunda kalacak olan H-1B vize sahibinin yetişkin bağımlı aile üyeleri (H4 vizesi sahipleri) ile nişanlı vizesiyle (K1) giriş yapmış bireyler yer alıyor.
USCIS: “Ziyaret Bitince Ayrılın”
ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) sözcüsü Zach Kahler ise kurumun “yabancıların ülkenin göçmenlik sistemini doğru biçimde kullanmasını sağlamak amacıyla yasanın özüne döndüğünü” ifade etti. “Bundan böyle ABD’de geçici olarak bulunan ve green card almak isteyen her yabancı, olağanüstü koşullar dışında, başvurusunu kendi ülkesinden yapmak zorundadır” dedi.
Öte yandan Joseph, bu tutuma itiraz ederek Göçmenlik ve Milliyet Yasası’nın 245. Maddesinin statü değişikliği talep edenleri güvence altına aldığını ve Kongre’nin bu yolu meşru bir kalıcı oturma iznine geçiş mekanizması olarak yasal çerçeveye dahil ettiğini hatırlattı.
Takdir Yetkisi Kaygıları
Göçmenlik savunucuları, yeni politikanın yetkililere geniş bir takdir yetkisi tanıdığını ve bunun ciddi risklere yol açabileceğini belirtiyor. Joseph, konsolosluk yetkililerinin bu tür yetkilere zaten sahip olduğunu kabul etmekle birlikte asıl tehlikenin farklı bir noktada yattığını vurguladı: “Endişe verici olan, bu yönergenin söz konusu takdir yetkisini süreçte olan pek çok kişiye zarar verebilecek belirli bir çerçevede ele almasıdır.”
Yeni düzenleme başta aile ve istihdam temelli green card başvurularını etkileyecek; mülteciler, sığınmacılar ve çeşitli insani yardım kategorisindekiler ise muafiyet kapsamında tutulacak.
Aile Birliktelikleri Tehlikede
Göç Politikası Enstitüsü ABD Göçmenlik Politikası Programı Genel Müdür Yardımcısı Julia Gelatt, her yıl yüz binlerce kişinin ABD vatandaşı olan eş, ebeveyn ya da çocukları aracılığıyla green card aldığını hatırlatarak yeni düzenlemenin bu süreçlerin işleyişini köklü biçimde sorgular hale getirdiğini söyledi.
Konsolosluk yolunun ağır yükler doğurabileceğine dikkat çeken Gelatt, “İnsanlar ek işlem adımlarına takılırsa aylarca ABD dışında kalabilirler. Bu süreç son derece masraflı olabilir, işlerini kaybetmelerine yol açabilir ve ABD’deki sevdiklerinden uzun süre ayrı kalmak zorunda kalmalarına neden olabilir” dedi.
En Ağır Bedeli Kayıtsızlar Ödeyecek
Yasal giriş yaptıktan sonra geçersiz statüyle ABD’de kalan kişiler için sonuçlar çok daha ağır olabilir. Mevcut yasaya göre, geçersiz oturma süresi biriktirdikten sonra ülkeyi terk etmek üç ile on yıllık giriş yasağını beraberinde getiriyor.
“Yetişkin olarak bir yılı aşan geçersiz oturma süreniz varsa bu 10 yıllık yasağı tetikler. Birinin ABD’deki ailesinden bu kadar uzun süre ayrı kalmasını istemek son derece ağır bir yük” diyen Gelatt, bazı üyelerinin oturma izni bulunup diğerlerinin başvurmak zorunda olduğu karma statülü ailelerin de uzun ayrılık dönemleriyle karşı karşıya kalabileceğini vurguladı.
Öte yandan Dışişleri Bakanlığı’nın bu yılın başında federal yardım kullanma riski yüksek olduğu değerlendirilen 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik göçmen vize başvurularını askıya aldığını hatırlatan Gelatt, 21 Ocak’tan itibaren geçerli olan bu yasağın bitiş tarihi belirsizliğini korurken bu ülkelerdeki bireylerin yurt dışından green card başvurusu yapma imkânını fiilen ortadan kaldırdığını belirtti.
Uluslararası Öğrenciler Zorda
F-1 öğrenci vizesiyle ABD’de bulunanlar da yeni politikanın gölgesinde belirsiz bir gelecekle yüzleşiyor. Gelatt, uzun yıllar öğrenci olarak ABD’de kalan, ardından bir ABD vatandaşıyla evlenen ve green card sponsorluğu alan birisinin artık şöyle bir yanıtla karşılaşabileceğini aktardı: “Bize ‘döneceğim’ demiştin; o zaman git ve green card başvurunu yurt dışından yap.”
Evlilik Yoluyla Green Card’a Artan Şüphecilik
Boundless Immigration CEO’su ve kurucu ortağı Xiao Wang, evlilik temelli green card başvurularının artık çok daha yoğun bir incelemeye tabi tutulduğunu söyledi. Tarihsel olarak varlığını sürdüren 90 günlük kural çerçevesinde, turist vizesiyle girip 90 gün içinde evlenen kişiler hile şüphesiyle karşılaşabiliyordu. Wang, üç ayın ötesinde devletin geçmişte “Kimin ne kadar hızlı aşık olabileceğine biz nasıl karar verebiliriz ki” dediğini, ancak artık evlilik temelli başvuruların giderek artan biçimde göçmenlik mahkemelerine taşındığını vurguladı.
Ekonomiye Milyarlarca Dolarlık Darbe
H-1B vize sahipleri de bu tabloya kayıtsız kalamıyor. Tüm green card’ların yarısından fazlasının istihdam temelli kategoriye ait olduğunu hatırlatan Wang, yeni politikanın yerleşik yolu —öğrenci vizesi, ardından çalışma vizesi ve son olarak kalıcı oturma izni— derin bir belirsizliğe sürüklediğini ifade etti.
“Şirketler, bireyler ve öğrenciler, tüm yaşamlarını bu sürecin üzerine inşa etti. Kurallarda önceden uyarı yapılmadan, ayarlanmaya zaman tanımadan yapılan bu değişiklik, mevcut göçmenler arasında artan bir kargaşa yaratacak ve bu yolculuğa başlamayı düşünenler için büyük bir caydırıcı unsur oluşturacak” dedi.
Wang ayrıca bazı eşlerin çalışma izinlerini kaybedebileceğini, ebeveynlerinin göçmenlik statüsüne bağlı yetişkin çocukların ise hiç tanımadıkları ülkelere dönerek orada beklemek zorunda kalabileceğini vurguladı.
Trump yönetiminin göçmenlik politikalarının bu yıl H-1B başvurularını belirgin biçimde azalttığını aktaran Wang, söz konusu politikaların ABD’ye gelmek, burada kalmak ve çalışmak isteyen insanlar üzerinde “caydırıcı bir etki” yarattığını ve şirketlerin yurt dışından işçi istihdam etme, evrak ve eğitim masraflarına katlanma konusundaki isteksizliğinin ABD ekonomisine milyarlarca dolar kaybettirdiğini söyledi.
“Avukatınıza Gidin”
Jeff Joseph, göçmenlik savunucularının yönergenin yasallığına mahkemede itiraz edebileceğini ve uygulamayı geçici olarak durduracak bir ihtiyati tedbir kararı alınabileceğini belirtti. Joseph, statüleri konusunda endişe taşıyan herkese bir tavsiyede bulundu: “Avukatınızla yıllık bir kontrol yapın. Savunmasız durumda olmadığınızdan emin olun.”















