Related Articles
ABD-İran Savaşı’nda Ekonomik ve Diplomatik Alarm: “Küresel Bir Şokun Eşiğindeyiz”
Uzmanlar, “İran’a Karşı Savaş”ın küresel ekonomiyi derin bir resesyona sürükleme potansiyeli taşıdığı konusunda birleşti. American Community Media (ACOM) tarafından 17 Nisan 2026 Cuma günü düzenlenen bilgilendirme toplantısı, devam eden ABD-İran çatışmasının derinleşen küresel etkilerini mercek altına aldı. Alanında uzman isimlerin katıldığı oturumda, savaşın yalnızca askeri bir çatışma değil, Amerikan halkını ve dünya ekonomisini sarsan devasa bir ekonomik darbe olduğu vurgulandı.
Ekonomik Yıkım ve Tüketici Maliyetleri
Bir saat süren oturumda; petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, tedarik zincirindeki kırılmalar ve gıdadan ulaşıma kadar temel ihtiyaç maddelerindeki maliyet artışları detaylıca ele alındı. Minnesota Üniversitesi’nden Orta Doğu uzmanı Dr. William Orman Beeman, UC Riverside Kamu Politikaları Okulu Kurucu Dekanı Dr. Anil Deolalikar ve Yale Bütçe Laboratuvarı’ndan Dr. Ryan Nunn, savaşın Amerikalı tüketiciler üzerindeki ağır bilançosunu ortaya koydu. Uzmanlar, “İran’a Karşı Savaş”ın küresel ekonomiyi derin bir resesyona sürükleme potansiyeli taşıdığı konusunda birleşti.
Nunn, “Çatışma öncesi döneme kıyasla varil başına yaklaşık 35 dolarlık bir artış gördük,” dedi. “Bunu diğer aylık değişimlerle kıyasladığınızda, bu, son 50 yılda yaşadığımız en büyük artışlardan biri,” diye konuşan Nunn; Boğaz derhal yeniden açılsa bile, dalgalanmanın yüksek kalmaya devam edeceğini ve tedarik zincirlerinin normalleşmesinin önemli ölçüde zaman alacağını belirtti.
Petrol fiyatları düşmeye devam etse bile, tüketicilerin bu düşüşü hemen hissetmesi pek olası görünmediğine dikkat çeken Nunn, “Petrol fiyatları ile insanların akaryakıt istasyonlarında karşılaştığı fiyatlar arasındaki bağlantı anlık işlemez,” uyarısında bulundu. “Tarihsel olarak, petrol fiyatlarındaki şokların etkisinin geçmesi biraz zaman alır; bu süre, ortalama olarak yaklaşık bir buçuk yıldır.”
Dini Retorik ve Diplomatik Gerilim
Toplantıya katılan gazeteciler Washington’daki söylem değişikliğine dikkat çekti. ABD Savunma Bakanı Hegseth’in savaş bağlamında İncil referanslı terminoloji kullanması ve Başkan Trump’ın İran’a yönelik “bir medeniyetin yok olması” yönündeki sert uyarıları gündeme geldi.
Dr. Beeman, Avrupa’daki savaş karşıtı cepheyi değerlendirirken İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in çabalarına değindi. Beeman, “İspanya’nın askeri desteği reddetmesi sembolik olarak önemli ancak ABD’yi bu yoldan caydırmak için yeterli kozu bulunmuyor,” ifadelerini kullandı.
İnsani Kriz ve Bölgesel Tahribat
Savaşın sadece ABD ekonomisine değil, bölge coğrafyasına verdiği zarar da gündeme getirildi. İran’ın, Kuveyt ve Katar gibi ülkelerin içme suyu ihtiyacının %99’unu karşılayan tuz arıtma tesislerini hedef almasının büyük bir insani krizi tetiklediği belirtildi. Öte yandan, Trump yönetiminin “enerjide bağımsızlık” iddialarına rağmen Venezuela petrolüne yönelik politikaları ve nükleer tehdit iddialarının hiçbir kurumca kanıtlanmamış olması, askeri müdahalenin meşruiyetinin sorgulanmasına neden oldu.
Siyasetin Çıkmazı: “Bitmeyen Savaşlar”
Yaklaşan ulusal seçimler öncesi kamuoyu yoklamaları, Amerikan halkının büyük çoğunluğunun bu savaşı desteklemediğini gösteriyor. Gelişmeleri yakından takip eden uzmanlar, Trump’ın “ABD’yi bitmek bilmeyen savaşlardan uzak tutma” vaadiyle iktidara geldiğini hatırlatarak, mevcut durumun seçmen nezdinde nasıl karşılık bulacağının belirsizliğini koruduğunu ifade etti.
Prof. Beeman, ABD’nin İran’ın (olmayan) nükleer faaliyetlerini durdurma çabasının günde milyarlarca dolara mal olduğunu belirterek, “Bu durum dünyayı daha güvenli bir yer yapmıyor, aksine yıkıma sürüklüyor,” dedi.
Vatikan ile Gerilim: “Kutsala Saygısızlık”
Toplantıda dikkat çeken bir diğer başlık ise Papa Leo ile Trump yönetimi arasındaki gerginlikti. Beeman’a göre Papa, Hristiyan sembolizminin savaş ve şiddet aracı olarak kullanılmasını “kutsala saygısızlık” olarak niteleyerek sert bir dille reddetti. Papa’nın ne Trump’tan ne de Hegseth’ten çekinmediği, özellikle Katolik dünyasında uydurma İncil alıntılarıyla savaşın meşrulaştırılmasına karşı büyük bir hoşnutsuzluk olduğu vurgulandı.
Tarihsel Perspektif: 1953 Darbesi ve Emperyalizm Mirası
Analizlerde, mevcut krizin kökeninin Mart 2026’ya değil, 1953 yılında CIA öncülüğünde gerçekleştirilen ve demokratik yollarla seçilen Muhammed Musaddık’ı deviren darbeye dayandığı hatırlatıldı.
Dayvon Love’ın analizlerine atıfta bulunulan oturumda, Musaddık’ın petrolü millileştirme çabasının Batılı şirketlerce engellendiği ve Şah rejiminin dayatıldığı belirtildi. Love’a göre, 1979 Devrimi ve bugünkü Amerikan karşıtı hissiyat, aslında on yıllardır süregelen emperyalist müdahalelere ve egemenlik ihlallerine verilmiş bir yanıttır.
Toplantı, cevapsız kalan kritik bir soruyla sona erdi: “Kuzey Kore’nin nükleer silahlarına izin verilirken, neden İran benzeri görülmemiş bir askeri ve ekonomik baskıyla karşı karşıya?” Dünya sahnesindeki bu tehlikeli satranç oyunu sürerken, Amerikan halkı her şeyden önce kendi mutfağını ve geleceğini etkileyen bu krizin sona ermesini bekliyor.
