Kanada’da Ramazan

“Müslüman her yıl, bir ay bir ruh şölenine çağrılır. Ramazan, yeniden başlamanın vaktidir.”

Sezai Karakoç

Gurbette bir başka Ramazan daha…

Bu yıl da Allah, bu mübarek ayı Kitchener’da idrak etmeyi takdir buyurdu. Bihakkın idrak edebilmek ne mümkün?

Şair, gurbet illerde yaşaya yaşaya gurbetin adamın içine işleyeceğini söylemiş ve zamanla da diyar-ı gurbet vatanlaşır demiş ya hani; elhak gurbette arkadaşlar da akraba gibi oluyor. Hususen de bir aşina simaya en çok ihtiyaç hissedilen böyle kutlu zaman dilimlerinde…

Bilmem ki Ramazanlar nasıl geçerdi başka türlü? “Her halimizin garipliğimize emare olduğu” ve çoğu itibariyle de “tasayla dolaştığımız bu yerlerde”… Gönül dostlarımızdan ayrı gayrı kalsaydık ne kadar hissedebilirdik? Yahya Kemal hem de İstanbul’da bir iftar vakti kendini nasıl da yapayalnız ve kimsesiz hissetmişti:

“Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş’esiz.
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı
Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı…”

Allah bize dostlarımızdan ayırmasın, oruçsuz ve neşesiz bırakmasın. Ruhlarımıza “gurbet” akşamları yaşatmasın. Ramazanları şahsi ve içtimai hayatımızda kurbete ve tevhide vesile kılsın ve bize Mehmet Akif gibi şöyle duyursun:

“Yâ Rab, şu muazzam Ramazân hürmetine,
Kaldır aradan vahdete hâil ne ise.
Yâ Rab, şu asırlarca süren tefrikadan
Artık ezilip düşmesin ümmet ye’se.”

Bu Ramazan da geçen yılki gibi, Anadolu Kültür Merkezi ortaya koyduğu birbirinden güzel işlerle hem yıllardır Kanada’da yaşayan Anadolu insanının, hem de Ramazan boyu vakfın tertip ettiği çeşitli etkinliklere iştirak eden Kanadalı gayr-i müslimlerin takdirini kazanmaya devam ediyor.

Anadolu Kültür Merkezi müdürü Sezai Yeter, Ramazan boyu, mukabelelerle başlayıp iftarlarla devam eden, teravihler ve sahurlara kadar uzanan bir dizi etkinliğe arkadaşlarıyla birlikte günler öncesinden hazırlandı.

Ramazan etkinlikleriyle ilgili olarak şunları söylüyor Yeter:

“Vakfımızın bahçesinde Ramazan boyunca halka açık iftar yemekleri veriyoruz. Baylar, bayanlar, çocuklar, Kanadalı dostlarımız hep birlikte her akşam Türk mutfağının en seçkin örnekleriyle oruçlarımızı açıyoruz.

Kanada’da kimse açta açıkta değil, dolayısıyla iftar yemeklerimizde bu diyar-ı gurbette, birliğe ve beraberliğe her şeyden daha çok ihtiyacımız olan şu günlerde insanlar bir araya gelsin, kaynaşsın ve dostluklar ilerlesin amacındayız.  Başlangıçta, sadece hafta sonları iftar versek, her gün yapmak hem zahmetli olur hem de herkes her gün gelmek istemez düşüncesi vardı, ama sonra vira bismillah deyip her gün iftar verelim kararı aldık.

Vakfımızın bahçesinde her gün yaklaşık 100 kişiye yetecek kadar yemek çıkıyor. Yemeklerimizi, fedakar Gaziantepli bir ablamız hazırlıyor. Her gün farklı ve bir birinden güzel yemekler yapılıyor.

Her akşam, mukabelenin ardından iftar vaktinden bir saat önce kadar hepimizi tatlı bir telaş sarıyor ve yaklaşık 10 kadar gönüllü arkadaşımız yemek masalarının kurulmasından yemek dağıtımına kadar görev alıyor.

Canlı okunan ezanın ardından hurmalar ile oruçlar açılıyor ve yemekten önce akşam namazı kılınıyor. Namazdan sonra ise, sorfalara geçiliyor ve hoş muhabbetler eşliğinde iftarlar yapılıyor. İftarın ardından yapılan çay ve tatlı ikramlarıyla teravih vaktine kadar muhabbet devam ediyor. Teravih namazının ardından, insanlar mutlu bir şekilde yarın akşam tekrar buluşmak üzere sözleşip ayrılıyorlar.  Bir çok katılımcı hayatımızın en güzel Ramazanını geçiriyorum sözleriyle memnuniyetlerini dile getiriyor.”

Sezai Yeter’e Ramazan etkinlikleri için masrafların nasıl karşılandığını da sordum:

“Bir günlük iftar bedeli 500 dolar. Tek başına sponsor olunabildiği gibi iki kişi beraber de sponsor olabilir.  Ramazan dan bir iki hafta kadar önce iftar vermek isteyen var mı diye duyurur duyurmaz, Kitchener Waterloo’da yaşayan dostlarımız 30 günlük iftar programını dolduruverdiler.

İftar sponsorluğu için beklentilerimizin de çok ötesinde teveccüh olunca bayramlaşma kahvaltısı ve bayram yemeği için de sponsorlar kabul ettik.”

Özellikle bayanlar her akşam verilen iftarlardan çok memnun:

“Ev hanımları her gün hummalı bir şekilde iftar hazırlığı yapmaktansa, o zamanlarını Kuran okuyarak, ibadet ederek ya da diğer işlerini yaparak değerlendiriyor. Hiç kimse bu aksam ne pişirsek, acaba marketten ne alsak diye düşünmüyor.”

Sezai Bey, iftarların özellikle toplumsal boyutuna dikkat çekerek:

“Hiç bir şeyde ifrat etmeyin ama bir araya gelmekte ifrat edebilirsiniz diyen Bediüzzaman hazretleri ne güzel söylemiş. Her gün bir araya gelen ve ekmeğini bölüşen insanlar arasındaki sevgi ve muhabbet her geçen gün daha çok artıyor.”

 

Ruh ve mana köklerimizden beslenen bu tür etkinliklerle, yurtdışında yaşayan insanımız, yepyeni dinamiklerle yeni bir toplum inşa ediyor. Türkiye’deki toplumsal kutuplaşmalara hiç aldırmaksızın, her kesimden insanımız sadece bu iftarlara gelmekle kalmıyor, sponsor da oluyor. Dostluklar tazeleniyor, yanlış anlama ve anlaşılmalar telafi edilmeye çalışılıyor, gece yarısı evlere güler yüzlerle, ruhen hafifleyerek, manen güçlenerek dönüyor insanlar.

Sahurlar ayrı bir neşve ile değerlendiriliyor. Sahur vakti, Anadolu Kültürleri Vakfı’nda bir araya gelen Kitchener Waterloo’lular, keyifli sohbetlerle, birlikte filmler izleyerek  sabah namazına kadar dua ve ibadetle gecenin en kıymetli vakitlerini birlikte değerlendirip dostluklarını da pekiştiriyorlar. Bana da bu sahurların birinde hayatımda ilk kez bıldırcın yemek nasip oldu. Kitchener Waterloo bölgesindeki bu gönül dostları, komşu illerden, hatta Kuzey Amerika’nın her yerinden sahurlar için de misafirleri bekliyorlar. Gönül kapılarını sonuna kadar açtıkları gibi aynı zamanda sahur menüleri de oldukça cazip: Kelle paça, ciğer kebab, fırında bıldırcın, kudret helvası, kahvaltılıklar…

Arkadaşlar arasında, görenlerin “aman Allah’ım bu ne kardeşlik” diyebileceği bu havayı hissetmemek, yaşamamak mümkün değil! Buralara, sırf bu havayı teneffüs etmek için gelinir!

Bölgedeki Kültürlerarası Diyalog Vakfı da, her akşam Kanadalı dostları bu toplu iftarlara davet ediyor. Kanadalılar, Ramazan ruhunu ve atmosferini yerinde müşahede etme imkanı buluyor. Fevkalade müspet intibalarla, kalıcı dostlukların sağlam temellerini atarak ayrılıyorlar vakıftan. Kanadalı yazar Paul Born,Ramazanı ve bu manevi atmosferi anlatan bir yazı kaleme alacak. Yine iftara iştirak eden bir mühendis Christopher Dennis da, kendimi kendi evimde gibi hissettim. Bu gece evime çok farklı, daha önce hiç tatmadığım duygularla dönüyorum diyerek hissiyatını hem yazılı hem sözlü olarak paylaştı. Christopher’un tekrar gelebilir miyim diye çekinerek sorduğu soruya, Vakfın yetkililerinin cevabı tam Mevlanaca: “Yüz kere, bin kere de gelebilirsin.”

Kültürlerarası Diyalog Vakfı’nın gerek diğer dinlerin kutsal mekanlarında gerekse Türk ailelerinin mekanlarında basın mensuplarına, politikacılara, din görevlilerine, akademisyenlere özel düzenlnediği yemekleri bir sonraki yazıda anlatacğım.

Velhasıl, bu yıl da Kitchener Waterloo bölgesinde Ramazan kah bütün manevi derinliğiyle kah bir festival havasında yaşanıyor. Şehir dışından gelen ziyaretçilerin ardı arkası kesilmiyor. Allah, emeği geçenlerin sa’yini meşkur eylesin. Bu çok aziz ve kıymetli hizmeti ortaya koyan Sezai bey ve arkadaşlarının gayretleri her türlü takdirin fevkinde. Çıktıkları yolda Allah mahcup etmesin.

Son kelamı da Han Duvarları şairine bırakalım:

“Alnımız secdede bulsun bizi her lahza ezan
Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan.”

Write a comment

No Comments

No Comments Yet!

Let me tell You a sad story ! There are no comments yet, but You can be first one to comment this article.

Write a comment

Only registered users can comment.