Stratejik maden

Dr. Zbigniew Brzezinski, merhum Sakıp Sabancı anısına düşünce kuruluşu Brookings’de geçen çarşamba düzenlenen konferansta temelde şu tezi savundu: İnsanlığın geleceği Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrasya’da tayin edilecek.

O coğrafyada yeni bir güçler dengesi kuruluyor. Türkiye ile Batı’nın, özellikle Avrupa Birliği’nin entegrasyonu bu bağlamda her iki taraf için de önemli. Türkiye’nin demokratikleşmesi cazibesini ve nüfuzunu artırdı. Bu da gerek Batı gerek Türkiye için kazan-kazan.

Demokratikleşme sürecinde yola diğer İslam ülkelerinden çok daha erken çıkmasına ve epeyi mesafe kaydetmiş olmasına rağmen, Washington’da Türkiye’nin stratejik değeri yakın zamana kadar büyük oranda NATO’ya sağladığı askerî katkılarla ölçülüyordu. Şimdilerde ise demokratik vasfı stratejik değer olarak daha sık ön plana çıkıyor. Demokraside özellikle son yıllarda alınan mesafe bunda büyük rol oynadı.

Türkiye’nin bölgesinde ve global arenada yıldızının giderek parlamasında en az ekonomideki başarıları kadar demokrasi hamleleri de etkili oldu. Daha yapılacak çok şey olması, şimdiye kadar alınmış mesafenin küçümsenmesine yol açmamalı. Eski siyasî sistemimiz, istikrar adına çoğu zaman baskıcılığa yeltenen bir ulusal güvenlik anlayışı üzerine oturuyordu. Bugünse, uygulamada hâlâ arızalar bulunmakla birlikte, iktidarıyla muhalefetiyle demokratik ve özgürlükçü değerleri -en azından söylem düzeyinde- önceleyen bir sistem var. Çalkantılı sularda dalgalara girip çıkarak seyreden bir geminin yolcularını deniz tutabilir. Kamaralarından sadece denizi görüp ne kadar gittiklerini ölçmekte de zorlanabilirler. Ama o gemiye uzaktan bakanlar, güzergahı ve alınan mesafeyi çoğu zaman daha iyi görüp takdir edebilirler. Nitekim dünyanın önde gelen stratejik gözlemcilerinden Dr. Brzezinski de Türkiye’ye uzaktan bakarken şunu görüyor: “Türkiye’nin demokrasi alanında hâlâ problemleri var. Bunların neler olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama temelde demokrasi alanında kaydadeğer kazanımlar sağlamış, demokratik güzergahta bir devlet söz konusu… Benim hissim o ki, Türkiye’de şu anda laik demokratik sivil hakimiyeti nosyonu baskın.”

Türkiye’nin demokratik güzergahı, iç huzur ve istikrarının sigortası olmasının ötesinde, uluslararası açılımlarında da hayati önem taşıyor. Bir başka ifadeyle, demokrasi ve özgürlükler alanında ilerledikçe, bölgesel ve global arenada önümüz daha da açılıyor. Mesela Brookings’deki toplantıda Türkiye’nin sadece İran ve diğer İslam ülkeleri için değil, Rusya için de bir demokratik ilham kaynağı olabileceği ifade edildi. Demokrasiyi doğrudan Batı’dan ithalde zorlanan ülkelerin işi Türkiye’nin kullanıcı-dostu mahalli yorumları ile biraz daha kolaylaşıyor olabilir. Batılıların Türkiye’deki demokratik modelin başarıya ulaşmasını istemesinin temel stratejik sebeplerinden biri de bence bu pazarlama avantajı.

Demokrasi güzergahında seyir emniyetinin sağlanması Türkiye’nin en hayati ulusal güvenlik çıkarlarından biri. Bu bağlamda, militarist gelenekle evrensel hukuk normlarına uygun şekilde mücadele şüphesiz önemli. Daha genel manada, güvenlik-özgürlük dengesinin iyi gözetilmesi işin nirengi noktasını teşkil ediyor. Mesela kendi Kürt meselesini barışçı ve özgürlükçü yollarla çözemeyen bir Türkiye, bölgesinde yeterince inandırıcı örnek olamaz. Gayrimüslim azınlıklarımızın bazı dini özgürlükleri kısıtlıyken, özellikle Avrupa’daki Türkiye diasporasına reva görülen İslamofobi türü ayrımcılıklarla güçlü mücadele edemez. AB üyeliği dahil Batı’yla siyasi entegrasyon süreçlerini verimli götürmenin de yolu demokratikleşmeden geçiyor. Sırf reformları besleyen bir araç olarak bile AB üyeliği perspektifinin kaybedilmemesi önemli.

Kim ne derse desin, Batı’nın en başarılı ürünlerinden biri demokrasidir. Kendi kültürel renklerimizi de katarak, Batı’nın demokrasi tecrübesinden faydalanmaktan gocunmamalıyız. ABD ve AB’nin yıkılma sürecine girdiği yolundaki teorileri de abartılı buluyorum. Yükselen diğer güçler sebebiyle dünyadaki kontrolleri biraz azalıyor, o kadar. Türkiye’nin çıkarları, Batı ittifakının bir parçası olarak kalıp gözünü diğer fırsatlara da açık tutmayı gerektiriyor. Batı’yla entegrasyonun en büyük faydalarından biri ise stratejik bir maden olan demokrasinin işlenmesi.

Write a comment

No Comments

No Comments Yet!

Let me tell You a sad story ! There are no comments yet, but You can be first one to comment this article.

Write a comment

Only registered users can comment.