Ne oldu, ne oluyor, ne olacak?

3 tane soru: ne oldu, ne oluyor ve ne olacak?

Bunlar arasında bugün itibariyle en anlamlı sorunun ne oluyor sorusu olduğunu düşünüyorum.

Neden?

Çünkü ne oldu sorusunun cevabına ait kafalar çok karışık.

Evet, darbe teşebbüsü oldu.

Evet, darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlandı.

Evet, darbeye teşebbüs edenler ordu içindeki cuntacılardı.

Evet, darbe teşebbüsü esnasında cuntaya bulaşmayan TSK ve siyasi iradenin tavrı darbenin önlenmesinde etkili rol oynadı.

Evet, halkın darbe karşıtlığı üzerinde odaklanan engin sağ duyusu takdire şayandı.

Ama bütün bunlar darbenin planlayıcıları, katılımcıları, niyetleri, hedefleri hakkında net bir fikri vermiyor bize.

Çünkü darbe ile alakalı cevaplanması gereken yüzlerce soru ortalıklarda dolaşıyor.

Gerçeklerin gün yüzüne çıkma gibi bir huyu vardır.

Gün gelecek bu sorular etrafındaki kördüğüm teker teker çözülecek.

Şahsen benim bundan hiç kuşkum yok.

Nitekim ilmek ilmek çözülmeler başladı.

Şimdilerde resmin kareleri teker teker çekiliyor.

Puzzle’daki parçalar yavaş yavaş yerlerine yerleştiriliyor.

Bir gün o kareler bize büyük fotoğrafı gösterecek.

Dolayısıyla bu büyük fotoğrafı net olarak görünceye kadar söylenecek her şey gerçeğin tamamını değil bir kısmını yansıtacak.

NE OLACAK?

Hiç kimse kahin değil.

Gelecek adına bir öngörüde bulunmak hele Türkiye gibi ve hele Türkiye siyaseti gibi günde on defa gündemin değiştiği bir ülkede tek kelimeyle imkansız.

Mevcut siyaset bilim teorilerinin Türkiye’de olanları anlatmaya yetmediği bir gerçek.

Tahmin yapılabilir.

Bilinenlerden hareketle siyasi, ekonomik, tarihsel analizlerde bulunulabilir.

Ama adı üzerinde; tahmin ve analiz.

Eminim 10 gün önce bu olayların olabileceğini hiç kimse söylemezdi.

Dolayısıyla 10 gün sonrasını da, 10 yıl sonrasını da kestirmek, şöyle olacak, böyle olacak demek zor.

İşte bunun için diyorum ne oluyor sorusu ne oldu ve ne olacak sorularına nispetle çok daha anlamlı geliyor bana.

NE OLUYOR?

Çünkü cevabı gözümüzün önünde.

Başarısız askeri darbe girişimi bahanesiyle karşıt bir darbe gerçekleşiyor şu anda.

Yüzlerce masum insanımızın olduğu, binlerce insanımızın yaralandığı ve milletin haklı olarak sokaklarda bu darbecileri tel’in ettiği ortamda gerçekleşen karşıt darbe çok görülmüyor.

Görenler de hakim havanın etkisinde kalarak seslerini çıkartamıyor.

Çıkartamazlar da.

Zira en küçük bir eleştiri, yapıcı eleştiri sınıfına bile girse yıkıcı kabul ediliyor.

Darbeci damgası yemeye yetiyor.

Ne oluyor sorusuna cevap olmak için kısa bir kesit sunayım sizlere.

Kamu görevinden uzaklaştırılan personel sayısı 47 bin 188.

Dile kolay, 47 bin 188.

Sadece Milli Eğitim Bakanlığındaki sayı 42 bin 767.

Ve bu sayı her geçen gün artıyor.

Bugün kaç bilmiyorum.

Yarın kaç olur onu da kimse bilmiyor.

Gözaltı ve tutuklamalara gelince.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü konuşmasında verdiği şu rakamlara bakın.

13 bin 165 göz altı.

5 bin 583 tutuklu.

Kapatılan kurumlar da var.

934 okul.

109 yurt.

15 Üniversite.

104 vakıf.

35 sağlık kuruluşu.

1125 dernek.

19 sendika.

Tarihte bu kadar geniş çaplı bir cadı avı örneği var mıdır bilmiyorum.

Cadı avına ismini veren hadiseler bilmem ki bu ölçüde kapsamlı mıydı?

Bir de işkence görüntüleri var.

Devletin resmi haber ajansının yayınladığı fotoğraflarla sabit hem de.

Uluslararası Af Örgütünün söylediği şeyler daha iç yakıcı.

İfadeleri aynen şöyle: “Ankara ve İstanbul’da polisin gözaltındakileri yemek, su ve tıbbi tedaviden mahrum bıraktığı, 48 saate kadar zor pozisyonlarda durmaya zorladığı, sözlü saldırı ve tehditler yönelttiği, bazı durumlarda ağır dayak ve tecavüz dahil işkence uyguladığı.”

Dikkat edin, tecavüz de dahil olmak üzere diyor.

Doğru mu bu haberler? Kimdir bu canavarlar?

İntihar ettikleri söylenenler işkence altında can verenler olmasın?

Af örgütü sözlerini bir çağrı ile bitiriyor.

Çağrı yapılan kurum; Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT).

Bitirirken; ne oldu ve ne olacak soruları tabii ki çok önemli.

Biri varlığımıza, birliğimize, geleceğimize kast eden suçluların, milletin silahını millet doğrultan hainlerin bulunması ve cezalandırılması; diğeri geleceğimizi planlama, bir daha böylesi şeyler yaşanmaması için önlemler alınması adına önemli.

Ama ne oluyor sorusu bugünümüze hitap ediyor.

Unutmayalım; gelecek bugünden geçer.

Bugünü hoyratça harcayanlar geleceği bulamazlar.

Write a comment

1 Comment

  1. cihan July 27, 20:50

    Turkiyede ki durum anlasilabilir lakin basta amerika olmak uzre yurt disinda neden daha etkili bir habercilik yok.
    En azindan internet medyasi iyi isletilebilir sanirim.

Only registered users can comment.