Abdülilâh’ın katledilmesi

Taberi Tefsirinin “Hâ, Mim, Ayn, Sin, Kâf” harflerinin izahında, ilâhî birer şifre olarak bu harfler ele alınıp şöyle denilmektedir. Biz bu âyetin mânâsına dair sadece Hz. Huzeyfe’den (r.a) bir kavl zikrediyoruz: Ertat b. Münzir diyor ki: İbn-i Abbas’a bir adam geldi. (İbn-i Abbas’ın yanında Hz. Huzeyfe de vardı.) Ve ona “Hâ, Mim, Ayn, Sin, Kâf kavl-i şerifinin tefsirini bana anlat.” dedi. İbn-i Münzir diyor ki, İbn-i Abbas hemen başını önüne eğdi. Sonra da yüz çevirdi. Biraz sonra adam söylediği sözü tekrar edince yine yüz çevirdi ve aynı zamanda söylediğini hoş karşılamadı. Cevap vermiyordu. Adam üçüncü defa tekrar etti fakat yine cevap vermedi. Hz. Huzeyfe (r.a) “Ben sana İbn-i Abbas’ın bu soruyu  niçin hoş görmediğini söyleyeyim, sebebini biliyorum.” dedi.

“Evet bu âyet-i kerime, Resûlullah’ın (s.a.s) ehl-i beytinden olan ve Abdülilâh veya Abdullah isminde bir kişi hakkında nâzil oldu. Bu adam Şark nehirlerinden bir nehrin kenarında konaklar. Bu nehrin kenarında iki şehir kurulur ki, nehir bunları birbirinden ayırmıştır. Allah mülklerinin zevâline, devletlerinin ve müddetlerin son bulmasına izin verdiği zaman, o şehirden biri üzerine bir gece bir ateş gönderir de o şehrin bulunduğu taraf sabahleyin yanmış olarak simsiyah hâle gelir. Sanki o yerinde yokmuş gibidir. Öbür taraftaki şehir ise, şaşkın olarak sabahlar da, insanlar nasıl kurtulduklarına hayret ederler. Az bir müddet geçer geçmez onlardan bütün anîd (inatçı)  cebbarlar orada toplanırlar. Sonra Allah, onu ve onların hepsini batırır. Bu, Hâ, Mim, Ayn, Sin, Kâf âyetinin tefsiridir. Yani Allah’tan bir azimet, bir fitne, bir kaza (Hâ Mim). Ayn: yani adâlet olarak. Sin, yani olacak. Kâf yani bu iki şehirde vâki olacak.”

Bu âyet-i kerimedeki şifrelerin işaret ettiği hâdiseler 1958’deki Irak ihtilâli ile alâkalıdır. Çünkü General  Kâsım ihtilâli yaptığı zaman, ehl-i beytten bir devlet adamı olan Abdülilah, Bağdat şehrinde öldürüldü. Bağdat şehri, Dicle nehri ile ikiye bölündüğü için iki bölge halinde iki ayrı şehir gibidir. Bu âyetin inişinden çok sonra Bağdat kurulmuştur. Yukarıdan gelen ateş, uçaklardan atılan bombalardır. Zâlimin de Allah’ın bir kılıncı olduğunu hak yoldan ayrılanları onunla takip ettiği gibi o zâlimden de intikamını er geç Cenâb-ı Hakk’ın alacağını ifade eden hadis-i şerifin mânâsına göre bu ihbarın değerlendirilmesi gerekir. General Kâsım o cinayeti işledikten sonra belâsını bulmuştu ve hadiseler rivayetin haber verdiği şekilde gelişmektedir. Yani General Kasım’ı da General Arif devirmiştir. Onu da Hüseyin  Saddam…

Saddam, solcu baas anlayışıyla, halkına büyük zulüm ve haksızlıklar yaptı… Kontrolsüz gücün genetiğinde ifrat ve aşırılık olduğu için kendisine Irak dar gelen Saddam, Kuveyt’i işgal etti. Bu sefer dünya başına çullandı. Kuveyt’ten çekildi ama, bu sefer daha başka bir bahane ile bütün vurucu güçler Saddam’ın ensesine bindi… Ama sadece Saddam’ın mı? Ehl-i Beytin katline, işkencesine el çırparak destek verenler yüzünden halka da büyük acılar yaşatıldı… Elbette zâlim kılıçlardan, zamanı gelince, İlahî Adâlet intikamını ibret verir şekilde alacaktır…

Bu âyetlerin gerçekleşen işaretlerini bir hikaye gibi okumaktansa, gerekli ibret ve dersleri almamız gerekir.

Evet tarih tekerrürden ibaret bir mânâda ama, biz ibret alırsak, aynı şekilde tekerrür etmeyecektir…

Yorum Yaz

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış!

Henüz hiçbir yorum yapılmamış. Ama bu habere ilk yorum yapan siz olabilirsiniz.

Yorum Yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*