Polisten mahkemeye: Bylock delil değil

Polisten mahkemeye: Bylock delil değil

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Tahşiye Davası’nda ByLock’la ilgili Emniyet’e yazı yazdı.

Elde edilen verilerin mahkeme kararıyla olup olmadığını ve delil durumunu sordu. Emniyet’ten gelen cevap binlerce insanın keyfi olarak tutuklandığını gözler önüne serdi.

Emniyet ByLock listelerinin hukuki delil olmadığını istihbarat amaçlı veriler olduğunu itiraf etti.

Gazeteci Mahir Zeylanov bu konuda Huffington Post’ta bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı ve mahkeme belgeleri:

Sadece bir düşünün. Polis evinizi basıyor, bir minibüse bindiriyor ve uzaklaşıyor. Günlerce gözaltında kalıyorsunuz. Yiyecek bir şeyler verirlerse, uyumanıza müsaade ederlerse veya en azından işkence yapmazlarsa şanslısınız. Aşağı yukarı 10 gün içinde hakim önüne çıkarılıyorsunuz ve size, iki yıl önce telefonunuza indirdiğiniz iPhone uygulaması Telegram hakkında soru soruluyor. Siz, 2 yıl önce iPhone’unuza ne yüklediğinizi hâkimin nasıl bildiğini sorma imkanı bile bulamadan kaderinizi çiziyor… Mahkeme kararı, tutuklama kararını şöyle gerekçelendiriyor:  “Çünkü IŞİD militanları aralarında haberleşmek için Telegram kullanıyor, sen de büyük olasılıkla bu terörist gruptansın.” Şimdi, muhtemelen aylardır hapiste bulunuyorsunuz. Ne zaman salınacağınıza dair hiçbir fikriniz yok.

Bu, Türkiye’de yaşanan gerçek olaylara dayanan bir senaryo. On binlerce kişi, bir akıllı telefon uygulaması olan Bylock indirdiği için tutuklandı. Ve Türk polisi şu anda, Türkiye çapında binleri cezaevinde tutan bu suçlamanın hiçbir dayanağı olmadığını söylüyor.

10 Ekim’de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Başsavcılığı’ndan, sanıkların Bylock kullanarak aralarında nasıl gizlice haberleştiğine dair “bilgi, belge ve veri” sunmasını istedi.  Bunu üzerine Başsavcılık, polis departmanından Bylock’la ilgili gerekli bilgiyi sunmasını istedi. 11 gün sonra, İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele şube Müdürü Kayhan Ay, savcılara Bylock’ın nasıl çalıştığına dair 5 sayfalık yazı gönderdi. Yazı, çoğunlukla yandaş gazetelerin Bylock’la ve Gülencilerin onu nasıl haberleşmede kullandığıyla ilgili yayınladığı haberlerden oluşuyor. Emniyet, bulguların Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından gönderildiğini ve 53 bin kişinin bu programı kullandığını belirtiyor.

5 sayfalık dokümanın son sayfasında Bylock programını indirdiği iddia edilen kişilerin listesi bulunuyor. Listenin en altında ise bu bulguların mahkemede delil olarak kullanılamayacağı notu düşülmüş. Polis raporu, sanıkların telefon kayıtlarıyla ilgili bilginin istihbarat çalışmasıyla Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 2559 sayılı maddesi gereğince elde edildiğini söylüyor. Oysa bu kanun, istihbari bulguların adli ya da idari soruşturmada kullanılmasını yasaklıyor.

Türkiye Cumhuriyeti kanunları, mahkemelerin istihbarat çalışmasıyla elde edilmiş kanıtların mahkemede kullanılmasına izin vermiyor. Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesine göre de sadece ağır ceza mahkemeleri, “Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı durumunda, şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Elde edilen görüşmeler, ancak ilgili mahkeme kararından sonra mahkemede delil olarak sunulabilir.

İstihbarat teşkilatının yalnızca kimlerin programı kullandığını tespit ettiği Bylock davasında ise, Türk kanunları oldukça kısıtlayıcı. Aynı kanunun 6. Maddesi, şüphelilerin iletişim kanallarını kullanıp kullanmadığına, soruşturma esnasında yalnızca hâkimin, kovuşturma esnasında da yalnızca mahkemenin karar verebileceği şartını koşuyor. Bu prosedürü hiçe sayarak elde edilen bulgular, hiçbir mahkemede delil olarak kullanılamaz.

MİT kanununun 6. Fıkrasının 2937 nolu maddesi de, bu gibi bulguların istihbarat faaliyeti dışında kullanılmasını yasaklar.

Savcılar, Bylock programının Gülen hareketine mensup kişilerce, 15 temmuz darbesini yönetmek için kullanıldığını iddia ediyor. Bu savcılar, Bylock’ın sahibinin, programın Eylül 2014’te AppStore’dan ve Ocak 2016’da (Darbeden 7 ay önce) GooglePlay’den kaldırıldığını açıkladığı habere bile soruşturma açtılar. Bylock’un bu iki platform üzerinden de kamuya açık olduğunu varsaysak bile, Türk mahkemeleri tarafından tutuklanan insanlar, uzaktan yakından darbeye hiçbir şekilde karışmamış kişiler.

Listede yok yok… Gazeteciler, yargı mensupları, akademisyenler, öğretmenler, polis, doktorlar ve hatta futbol hakemleri. Hepsi de Bylock programını indirmek ve bu yüzden başarısız darbe girişimini organize eden bir terör organizasyonuna üye olmakla suçlanıyor.

Bir program, bir grup suçlu tarafından iletişim amaçlı kullanılmış bile olsa, bu, programın kendisini suç aleti, onu yükleyenleri de suçlu yapmaz. Polis raporu da zaten, Bylock programını indirmiş olmanın –başka bir delil getirilmiyorsa- adli ve idari soruşturmalara dayanak teşkil edemeyeceğini söylüyor. Ama görünen o ki Türk mahkemeleri polisin ne söylediği ya da anayasanın neyi gerektirdiğiyle ilgilenmiyor. Polisin uyarı içeren raporuna rağmen, mahkemeler her gün onlarca kişiyi “Bylock bulundurmaktan” tutuklamaya devam ediyor.

bylock-1 bylock-2 bylock-3 bylock-4

Yorum Yaz

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış!

Henüz hiçbir yorum yapılmamış. Ama bu habere ilk yorum yapan siz olabilirsiniz.

Yorum Yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*