Gazze’de Kıtlık ve Sağlık Krizi Derinleşiyor

Gazze’de Kıtlık ve Sağlık Krizi Derinleşiyor

Uluslararası Af Örgütü’nün İsrail-Filistin araştırmacısı Budour Hassan, Gazze’de tarım arazileri, seralar ve gıda sistemlerinin yıkımının, milyonlarca insanı felaket boyutunda açlığa sürüklediğini belirtiyor.

Ölüm, Yerinden Edilme ve Çöküş

İsrail ile Hamas arasındaki iki yılı aşkın savaş, Gazze’de eşi görülmemiş bir yıkım yarattı. 60 binden fazla Gazzeli hayatını kaybetti; ölenlerin 18 binden fazlası çocuk. Birleşmiş Milletler verilerine göre nüfusun yaklaşık %90’ı evinden edildi; birçok aile defalarca göç etmek zorunda kaldı. Bu tablo, yalnızca bireysel trajediler değil, tüm bir toplumun çöküşünü işaret ediyor.

Dünya Barış Vakfı İcra Direktörü ve Tufts Üniversitesi Fletcher Hukuk ve Diplomasi Fakültesi’nde kıtlık uzmanı olan Alex de Waal, 8 Cuma günü Amerikan Toplum Medyası’nın düzenlediği bilgilendirme toplantısında (ACOM) yaptığı açıklamada, “2023 sonbaharından 2024 sonuna kadar, ABD, İsrail’i daha fazla yardım sağlamaya zorladı ve bu eşiğin hemen altında tuttu… Son birkaç ayda yaşadığımız şey, bunun daha da kötüleşmesi; tam bir kuşatma, gıda bulunabilirliğinde tam bir çöküş,” dedi.

Açlığın Eşiği Aşıldı

BM destekli Entegre Gıda Güvenliği Faz Sınıflandırması (IPC), Gazze’de “kıtlığın en kötü senaryosunun” yaşandığını açıkladı. Nisan’dan bu yana 20 binden fazla çocuk yetersiz beslenme nedeniyle hastanelerde tedavi görüyor. Uzmanlara göre yarım milyon Gazzeli Eylül ayına kadar felaket seviyesindeki kıtlık kategorisine düşebilir.

Kıtlık uzmanı Alex de Waal, son aylarda yaşananları “tam bir kuşatma ve gıda sisteminin çöküşü” diye nitelendirdi. ABD destekli Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) yalnızca dört dağıtım noktasında faaliyet gösterirken, Temmuz ortasına kadar 875 kişi yiyecek yardımı almaya çalışırken öldü.

“Güvenli Noktalar” ve Ölümcül Kalabalıklar

De Waal, GHF’nin “güvenli dağıtım noktaları” ifadesine dikkat çekerek, “Ürünler yalnızca oraya ulaşana kadar güvende. İnsanların güvenliği için hiçbir garanti yok” dedi. İsrail yetkilileri yardımların Hamas tarafından saptırıldığını öne sürse de, İsrail ordusu ve ABD’nin federal USAID incelemeleri bu iddiayı doğrulamadı.

Sahadaki Tanıklıklar

Gazeteci Afeef Nessouli, Mart–Haziran arasında Gazze’de gönüllü çalışırken yaşadıklarını şöyle anlattı:

  • 170 mahalle mutfağından geriye yalnızca birkaçının kaldığını,
  • yiyeceklerin astronomik fiyatlara satıldığını (örneğin, tanesi 15 dolara konserve ton balığı),
  • yardım almaya çalışan meslektaşlarının vurulduğunu,
  • patlayıcı yaralanmalarında morfinin dahi bulunmadığını aktardı.

“Bu kazara ateş değildi; doktorların elinde çok sayıda kanıt vardı,” dedi. “Genç gönüllüler, bombardıman altındaki bölgelerden ikinci saldırı gerçekleşmeden önce olabildiğince çok kişiyi kurtarmak zorundaydı.”

Tarım ve Balıkçılıkta Çöküş

BM raporuna göre Temmuz sonu itibarıyla tarım arazilerinin yalnızca %1,5’i hem erişilebilir hem de hasarsız durumda. Balıkçılık sektöründe kayıp ise %94’e ulaştı. Bu, Gazze’nin kendi kendine yeterlilik ihtimalini ortadan kaldırıyor ve dış yardıma bağımlılığı artırıyor.

Toplumsal Çözülme ve Sağlık Tehlikeleri

Budour Hassan, açlığın yalnızca fiziksel değil, toplumsal bir yıkıma da yol açtığını vurguluyor:

“İnsanların ilk içgüdüsü yardımlaşmak. Ama kaynaklar bu kadar kısıtlı olunca dayanışma yerini hayatta kalma mücadelesine bırakıyor.”

Yetersiz beslenmenin ötesinde sağlık krizleri de büyüyor: menenjit ve Guillain-Barré sendromu gibi hastalıkların yayılmaya başladığı bildiriliyor. Hassan’a göre:

“Açlık, sadece daha fazla gıda girdiğinde bitmez. Tamamen harap olmuş bir sağlık sisteminden söz ediyoruz. İyileşmenin tek yolu işleyen bir sağlık sektörü ve acil ateşkes.”

Siyasi ve Etik Tartışmalar

Hassan, Hamas’ın da yıllardır Gazze’de hak ihlalleri yaptığını hatırlatıyor. Ancak uluslararası toplumun yalnızca büyük çatışmalar sırasında Gazze’ye ilgi gösterdiğini belirtiyor: “Savaşlar arasındaki dönemlerde yaşananlar neredeyse hiç dinlenmiyordu.”

Hassan’ın vurgusu net: “Bombalar düştüğünde değil, durduğunda da gözümüzü Gazze’den ayırmamalıyız.”

Bir babanın sözleri ise durumun kırılganlığını özetliyor:

“Bu sefer hayatta kaldık. Ama bir dahaki sefere bizi bulabilecek misiniz, bilmiyoruz.”

“Bizim yükümlülüğümüz şu: Bombalar düşmeyi bıraktığında, durum düzeldiğinde, gözümüzü Gazze’den ayırmamalıyız,” diye ekledi. “Hâlâ aklımdan çıkmayan ve her şey yeniden başladığında kehanet niteliğinde olduğunu düşündüğüm bir cümle, bir drone saldırısında çocuğu ağır yaralanan bir babanın şu sözüydü: ‘Bu sefer hayatta kaldık. Sırada ne olacağını bilmiyoruz. Bizi bir daha sağ salim bulabilecek misiniz, bilmiyoruz.'”