Muhalefetten Bank Asya kararına tepki

Muhalefetten Bank Asya kararına tepki

Sandık korkusuyla seçimlere bir hafta kala Bank Asya’ya çöken AKP’ye her kesimden tepki yağıyor. Muhalefet partileri de, büyük tepki gösterdi.

Babacan külahıma anlatsın

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu: Mehmet Bekaroğlu, ‘Bank Asya’nın devri siyasi nedenlerle değil’ açıklaması yapan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a tepki göstererek, ‘Külahıma anlat’ dedi.

Twitter’dan açıklama yapan Bekaroğlu, Bank Asya’nın hukuksuz bir şekilde devrine tepki gösterdi. “Biri bu ülkeye çıksın, ‘Bank Asya’nın TMSF’ye devredilmesi ekonomik nedenlerden dolayıdır’ desin” ifadelerini kullanan Bekaroğlu, 28 Şubat’ta holdinglerden manav ve kasaplara kadar yapılanlarla bugün Bank Asya’ya yapılanlar arasında farkın olmadığını vurguladı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın, Bank Asya’ya devriyle ilgili olarak gösterdiği ‘ortaklık ve yönetim yapısı ile faaliyetlerde yaşanan sorunlar’ gerekçesine de tepki gösteren Bekaroğlu, “Külahıma anlatsın” ifadesini kullandı.

El koyma tamamen hukuksuz, bir saltanat talebinin yerine getirilmesidir

DSP Genel Başkanı ve Eski Ekonomi Bakanı Masum Türker: Bu bir el koyma operasyonudur. Bunun adına TMSF’ye devrettik filan deniyor ama bugüne kadar Türkiye’de TMSF’ye devredilip geri verilmiş bir banka yok . Devlet bir katılım bankası açarken aynı anda bir katılım bankasına devletinde bir yan organı olan TMSF el koyuyor. Bir kere bu el koyuş, BDDK’nın bazı yöneticileri, tayin etmesi tamamen hukuksuz tamamen bir saltanat talebinin yerine getirilmesidir. Yani eski tabirle padişah fermanının yerine getirilmesi için hukuk alt yapısı olmadan yapılan uygulamadır.Neden Bank Asya? Aslında bir kesime bir cemaate biraz daha göz dağı vermek amacı güdüyor. Belirli kesimlerin üzerine gidildi, taciz edildi, vergi incelemeleri yapıldı. bu tacizi şuan da finansal dünyada yapmaya çalışıyorlar. ”

Bu bir ekonomik değil siyasi amaçlı el koymadır

MHP Grupbaşkan Vekili Oktay Vural: “Bank Asya’ya el koyma talimatını zaten Cumhurbaşkanı vermişti. Bunların hepsi kılıf uydurma. Amaç vatandaşlara tehdit savurmak. Seçim öncesi bunu yapmak suretiyle korku devleti uygulayarak vatandaşı sindirmek istiyor. Bundan önce bazı bilgileri vermediler diye yönetimine el koymuşlardı, bankaya el koyma yoktu. O gündem bugüne kadar eğer bankayı bunlar yönettiyse bankayı bunlar batırmıştır demektir. El koyma gerekçesi daha önce vardı da niye el koymadılar? Yönetime el koymadan önce niye yapmadılar. Yönetime el koymak, değiştirmek suretiyle acaba el koyma şartlarını mı gerçekleştirdiler? Bu seçim öncesinde toplumun bütün kesimlerine korku üretmek sindirmek amacıyla yapılmış bir adımdır. AKP’nin seçim propagandasının bir parçası olarak açıkçası zorba devletin bir parçasıdır. Bugün tamamen karşımızda zorba bir devlet var. Tek çareside vatandaşı korkutup sindirmek ve düşman üreterek açıkçası kendi seçmenlerinin kaçışını engellemek istiyorlar. O bakımdan bu bir ekonomik değil siyasi amaçlı bir el koyma hareketi olduğu açık ve net. Bir cumhurbaşkanı hukuku ayaklar altına alıyorsa Türkiye’de zaten hukukun güvencesi kalmamıştır. Bu da Türkiye için büyük riskler doğurur. Bu el koyma bankacılık kesimi için de bir risk tehdidi oluşturacağı için önemli ölçüde para ve kur politikalarına önemli ve menfi ölçüde riski arttıracaktır. Bankacılığın mevcut ülke riskini de arttıracak bir müdahaledir bu. Hukuki olmayan bu tür müdahaleler ekonomik açıdan vatandaşımıza büyük bedeller ödettirir. Yerli ve yabancı tüm yatırımcılara gelince, insanlar hukukun güvencesinin olmadığı yerde zorbalık vardır, müteşebbis olmaz.

13 yıldır neredeydiniz? Bu banka 13 yıldır hizmet sürdürüyor iktidar olduğunuz dönemde. Bugüne kadar bu bankanın neleri bozuktu? Niye bunlarla ilgili adım atmadınız da önceden yönetimini değiştirip bugün böyle bir adım attınız? Bütün bunlar her zaman sorgulanacaktır. AKP, hürriyetlerin, demokrasinin düşmanı bir partidir. Hukukun üstünlüğü kalmamıştır. Yargının tarafsız ve bağımsızlığında bahsetmek mümkün değildir.”

Bu karar hukukî güvenliğin yok oluşu

CHP Milletvekili Mahmut Tanal: “Bundan üç dört gün önce Başbakan bir işadamının evinde bir toplantı yaptı. Bu, işadamlarına bir gözdağı oldu. Bakın kardeşim, biz istediğimiz kişiye, istediğimiz anda bir kılıf bularak mal varlığına el koyabiliyoruz. Bu, mülkiyet hakkının ihlali. Bu aynı zamanda hukukun, güvenliğin yok oluşudur. Bir ülkede hukuki güvenlik yok olduğunda istikrar olmaz. Yatırım olmaz, para da kaçar. Bu mülkiyet hakkının da ihlalidir, girişimci özgürlüğünün ihlalidir. İktidara kim muhalifse düşman hukuku uygulanıyor. Bu, sermaye düşmanlığıdır, mülkiyet hakkının ihlalidir. Burada bir amaç da Cumhuriyet Gazetesi’nde çıkan MİT TIR’larıyla ilgili haber yüzünden gündem değiştirmektir. Ancak burada mülkiyet hakkı ihlal edildiği için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı vardır. Hukuk kırıntısı varsa bu yanlışlıktan dönülmesi lazım. Ama Türkiye’de hukuk siyasi sopa olarak kullanılıyor. Gerçi yargı, yargı olmaktan çıkmış, karar veren yargıçlar cezaevinde, soruşturma yapan savcılar cezaevinde. Böyle bir ülkede artık hukukun bittiği noktadayız.”

Karar, hukukun yok edildiğinin kanıtı

Eski BBP Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır: “Daha önce Cumhurbaşkanı çıktı, Bank Asya’nın battığı ile ilgili birtakım iddialarda bulundu. Bir buçuk yıldır bunları söylerken de TMSF’ye buyruk gönderdiğini söylüyordu. Daha ilk zamanlarda Bank Asya’ya el koyma iştahları vardı. Devletin emrine verme, devletleştirme fikirleri vardı. Bu yapılan ekonomik bir operasyondan ziyade siyasi bir operasyondur. Hükümet kendisi gibi düşünmeyen her kesime karşı düşmanca bir tavır içerisindedir. Biliyorsunuz İhlas Finans vardı. Hâlâ İhlas Finans’ın mudileri bugün olmuş daha parasını alamayan binlerce insan var. Bununla ilgili bir soruşturma var mı? Yok. Allah’tan korkar insan. Herhangi bir müşterinin, bankayla ilişkisi bulunan ortaklardan birinin bir şikâyeti veya mağduriyeti söz konusu mu Bank Asya’da? Türkiye’de en sağlam birkaç bankadan birisi olduğu ifade ediliyor. Buna rağmen sen hırsla, siyasi kinle hareket edersen ve bir bankayı devletleştirirsen bu, Türkiye’nin demokrasiden ve özel sektörden yoksun kaldığını gösterir. Tek adam yönetimine doğru Türkiye’nin gittiğini, keyfiliğin ve hukukun yok edildiğini gösterir.”

Bank Asya operasyonu siyasi, başrolde de Cumhurbaşkanı var

AKP Kurucularından ve HDP’li Dengir Mir Mehmet Fırat: Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Mersin milletvekili adayı ve AK Parti’nin kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat, Bank Asya operasyonunun siyası olduğunu, başrolde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunduğunu belirtti. Bağımsız olarak bilinen BDDK ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) bağımsızlığının şüphe götürür vaziyette olduğunu anlatan Fırat, dolayısıyla aldıkları kararın doğru olduğuna inanmadığını kaydetti.

Bank Asya’ya el konulmanın başından beri zaten hükümetçe projelendirildiğini ve batırılmak için her türlü yöntem uygulandığını Fırat, “Tabi farkında olmadıkları şey şu eğer banka sistemi ile böyle oynandığı takdirde bu yalnız bu bankayı tasfiyeye götürmez tüm ekonominin sarsılmasını ve tüm ekonominin etkilenmesini getirir. Bildiğim kadarı ile Bank Asya’nın mali yapısı eğer TMSF’ye devrini gerektiriyor ise o zaman buna benzer ondan daha kötü durumda olan birçok banka var. Onlarında o zaman tasfiyeye tabi tutulması lazımdı. Tutulmadığına göre tamamen siyasi bir karardır. Tabi bunun yasal yolları var. Olmazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bu iş gider. Mesulleri de bunun altında kalırlar.” diye konuştu.  Bank Asya’ya operasyonun tamamen siyasi olduğunu ve başrolde de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunduğunu vurgulayan Fırat, “Başından beri aynı şey. Özellikle devlete ait mevduatın oradan geri çekilmesi, vatandaşın mevduatını oraya yönlendirmesi bu tamamen bir hukuksuzluk örneği. Türkiye’de hukuk tanımazlığın bir örneğini daha yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yorum Yaz

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış!

Henüz hiçbir yorum yapılmamış. Ama bu habere ilk yorum yapan siz olabilirsiniz.

Yorum Yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*