Dünya Bankası’ndan ‘kusursuz fırtına’ uyarısı

Dünya Bankası’ndan ‘kusursuz fırtına’ uyarısı

Dünya Bankası “Küresel finansal piyasa çalkantısı, özellikle kalıcı düşük hammadde fiyatları ve sıkı finansal koşullar beklentisine yönelik düzenleme ihtiyacı bulunan ya da daha zayıf büyüme ve süregelen kırılganlık zeminine karşı iç siyasi belirsizlikle karşılaşan kimi yükselen piyasalardaki belli başlı zayıflıklarla bir ‘kusursuz fırtına’da birleşebilir” uyarısında bulundu.

Dünya Bankası’nın yeni “Gelecek ABD Faiz Sıkılaştırma Döngüsü: Sakin Denizde Yelken Açmak mı, Fırtınalı Sular mı?” başlıklı raporunda yükselen piyasaların ABD’deki “parasal genişlemenin azaltılması tartışmalarına ve bizzat tahvil alımının azaltılması eylemine verdikleri tepki” ele alındı.

Raporda 2014 yılında Fed tarafından yapılan bir çalışmadan bahsedilerek “Yükselen piyasalar 2013 yazındaki parasal genişlemenin daraltılması tartışmaları döneminde genellikle önemli ölçüde büyük bir para değeri kaybı deneyimi yaşadı. Bu değer kaybının büyüklüğü gerçek parasal genişlemenin daraltılması döneminin başladığı Aralık 2013-Ocak 2014 dönemindekinden daha fazla oldu. Nominal döviz kurlarında ortalama değer kaybı tartışma döneminde yüzde 3, bizzat daraltılma döneminin başlangıcında ise yüzde 1.5 oldu. En büyük kayıp yaşayanlarda ise ‘tartışma’ dönemindeki kayıplar yüzde 6.6’yı, gerçek daralma döneminde ise yüzde 3’ü buldu” denildi.

2014’te bir Fed uzmanının “dedikodu” ile “gerçeğin” neden olduğu para değeri kaybını incelediği çalışmada Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkeler hakkında şöyle denildi:

“Yedi yükselen piyasada – Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya, Güney Afrika ve Türkiye- ülkelerin döviz kuru ve uluslararası rezervlerindeki hızlı düşüş anlamında potansiyel bir kriz dönemine erken uyarı sinyali oluşturacak 12 değişken sınandı. Yakın gelecekte bir kriz tahminine yönelik güçlü bir kanıt rapor edilmedi.”

-“KUSURSUZ FIRTINA” UYARISI-

Sıkılaştırma döneminin yükselen piyasalar için getireceği en büyük riskler konusunda şöyle denildi:

“-Sıkılaştırma döneminin yavaş gerçekleşeceği tahmin edilmişti ve büyük olasılıkla yavaş yavaş gelişecek. Piyasa beklentileriyle aynı çizgide olursa ABD uzun vadeli kazançlarının düşük ve vade primlerin dar kalması olası. Avrupa Merkez Bankası ve Bank of Japan’ın sıradışı uyumlu para politikalarını takibe devam etme ihtimali bulunurken küresel faiz oranlarının da düşük kalması bekleniyor. O nedenle gelecek sıkılaştırma döneminin yükselen piyasalara sermaye akışları üzerindeki etkisinin ılımlı olması muhtemel.

Ancak parasal genişlemenin azaltılması dönemindeki gibi, sıkılaştırma döneminde piyasa beklentilerinin düzensiz bir yapıda ayarlanması riski var. Özellikle düşük ABD vade primleri, piyasalar ve Fed karar alıcıları arasında gelecekte faizin izleyeceği yol hakkındaki farklı görüşler, hassas piyasa likiditesi ve yükselen piyasalar için giderek artan dış zorlukların tümü finansal piyasa risklerini artırıyor. Formunda olmayan bir küresel büyüme, zayıf ticaret ve düşük hammadde fiyatları bağlamında sıkılaştırma döneminde risklerin ani realizasyonu yükselen piyasalara sermaye akışlarında önemli bir azalışa yol açabilir (bir yıl sonra GSYH’nın yüzde 2.2’sine kadar).

Küresel finansal piyasa çalkantısı, özellikle kalıcı düşük hammadde fiyatları ve sıkı finansal koşullar beklentisine yönelik düzenleme ihtiyacı bulunan ya da daha zayıf büyüme ve süregelen kırılganlık zeminine karşı iç siyasi belirsizlikle karşılaşan kimi yükselen piyasalardaki belli başlı zayıflıklarla bir ‘kusursuz fırtına’da birleşebilir.”

Dünya Bankası raporunun, yükselen piyasaların sıkılaştırma döneminin potansiyel karşı etkileriyle başa çıkmak için sahip oldukları politika seçeneklerini özetlediği bölümünde ise şöyle denildi:

“Sıkılaştırma dönemi çevresindeki risklerin beklentisiyle yükselen piyasalar büyüme beklentilerini iyileştiren, kırılganlıkları azaltacak ve yapısal politika önlemlerini üstlenecek para politikalarıyla mali politikalarına öncelik vermeliler. Risklerin gerçekleştiği durumda öncelik kısa vadeli finansal stresi hafifletecek politika önlemlerinde olmalı.

Döviz kuru esnekliği kimi ülkelerde şokları tamponlayabilir ancak düzenli piyasa işlerliğini desteklemeye yönelik belli hedefi olan müdahaleler ve para politikası önlemleriyle tamamlanmalı.

Uzun soluklu yapısal reformların hızlı biçimde uygulanması riskten kaçınan yatırımcılara iyileştirilmiş uzun vadeli büyüme beklentisi sinyali olabilir. Yükselen piyasa ekonomileri yaklaşan sıkılaştırma dönemi sırasında en iyiyi umabilseler de ilişkili önemli riskler göz önüne alındığında en kötüye hazır olmalılar.”

Yorum Yaz

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış!

Henüz hiçbir yorum yapılmamış. Ama bu habere ilk yorum yapan siz olabilirsiniz.

Yorum Yaz
Yorumları Gör

Yorum Yaz

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.
İşaretlenen alanların doldurulması gereklidir*