‘Akar mektupları’nın izinde; ne aradık ne bulduk?

‘Akar mektupları’nın izinde; ne aradık ne bulduk?

HABER-ANALİZ | ABDÜLHAMİT BİLİCİ

Dokuz yıldan fazla zaman geçmesine rağmen 15 Temmuz hadisesi üzerindeki sis perdesi aralanamadı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan ve dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ne TBMM’ye ne savcıya ne de mahkemelere muhatap olmadığı için sorular hala cevapsız.

Yaşananların bir de darbe ile suçlanan Hizmet Hareketi’ne bakan tarafı var. Özellikle de 15 Temmuz akşamı ‘darbe girişiminin merkezi olduğu’ iddia edilen Akıncı Üssü’ndeki siviller ile ilgili Hizmet Hareketi’nin de kamuoyuna tatmin edici açıklamalar yapması gerektiği konusu hep tartışılageldi. Bugüne kadar Akıncı Üssü’nde olduğu iddia edilen siviller ve Fethullah Gülen’in darbedeki rolü üzerine çok şey söylendi, çok spekülasyon yapıldı. Şimdiye kadar ortaya çıkan bir çok gerçeğin yanında, sis perdesini daha da aralayacak ve belki de Erdoğan rejiminin resmi 15 Temmuz söylemini tersine çevirecek iddialardan biri uzunca zamandır gündemde.

Ocak 2019 yılına kadar Herkul.Org sitesinin editörlüğünü yapan Osman Şimşek, 15 Temmuz sürecinde Fethullah Gülen’in manipüle edilmesi ve Cemaat’in darbeyle ilişkilendirilmesi için bir takım komplolar kurulduğunu öne sürdü. Şimşek’in gerek sosyal medya paylaşımları gerekse de gazeteci Asım Yıldırım’ın Youtube kanalında dile getirdiğine göre, 15 Temmuz sürecinde Hulusi Akar’dan Fethullah Gülen’e hitaben özel mektuplar geldi. Şimşek’e göre söz konusu mektuplarda Akar darbe yapacağını ima ederek yönlendirmeler yapmaya çalıştı ama Fethullah Gülen cevabi mektuplarında demokrasiden ve hukuktan ayrılmaması gerektiğini yazdı.

Söz konusu yayın öncesinde dile getirilen, kulis yazılarına konu olan mektubun, sürecin şahitlerinden Osman Şimşek tarafından teyit edilmesi önemli bir dönüm noktası sayılabilir. Hele ki darbecilikle suçlanan Hizmet Hareketi ve Gülen’in sadece 15 Temmuz olayları akabinde değil, öncesinde de herhangi bir darbe girişiminin ilkesel olarak karşısında durduğuna dair bir belge özellikle AKP iktidarının 15 Temmuz hikayesini zayıflatacak nitelikte olurdu. Hatırlayacak olursak Gülen, 15 Temmuz’un hemen ardından iddiaların araştırılması için uluslararası bir komisyon kurulması çağrısında bulunmuş; ‘kendisine sempati duyanlardan katılanlar varsa davaya ve Hizmete ihanet ettiklerini’ vurgulamıştı. (https://www.voaturkce.com/a/fetullah-gulen-suclamalar-iftira-darbe-iddialarini-arastimak-icin-uluslararasi-bir-komisyon-kurulsun/3421653.html )

Her gazeteci gibi biz de uzunca bir zamandır gündemde olan söz konusu mektupların peşine düştük. Osman Şimşek’in, mektupların bir kopyasının Fethullah Gülen’in yaşadığı Chestnut Retreat Center (Kestane Kampı)’da olabileceğini söylemesi üzerine merkezin yöneticileri ile irtibata geçtik. Uzun yıllardır Gülen’in yanında olan Cevdet Türkyolu başta olmak üzere çok sayıda isimle görüşerek ‘Akar Mektupları’ etrafındaki tartışmalara ışık tutmaya çalıştık. Kamp yönetimi Osman Şimşek’in açıklamalarını gördüklerini ve bunun üzerine mektubu araştırdıklarını fakat Osman Şimşek’in görevden ayrılırken bıraktığı mektuplar arasında söz konusu mektuplara rastlamadıklarını beyan etti. Osman Şimşek’in yıllar boyu biriken 40 bin mektuptan bahsetmesi nedeniyle araştırmanın zaman alabileceği ifade edildi. O aşamada elimizde sadece Osman Şimşek’in beyanına karşı Kamp yönetiminin beyanı vardı ve ötesine geçememiştik. Dolayısıyla bu haliyle haberi yazmadık ama takip etmeye devam ettik. Geçtiğimiz hafta Cevdet Türkyolu başta olmak üzere bu konuyu sormak istediğimiz isimlerin röportaj teklifimizi kabul etmesiyle birlikte meslektaşım Adem Yavuz Arslan ile birlikte Pensilvanya’ya doğru yola çıktık. Bu esnada iddiaların sahibi Osman Şimşek’i de arayıp kendisiyle de röportaj yapmak istediğimizi, bu amaçla Pensilvanya’dan sonra yaşadığı Connecticut’a gelebileceğimizi ifade ettik.

https://www.tr724.com/akar-mektuplarinin-izinde-ne-aradik-ne-bulduk/