Avrupa’nın göbeğindeki Osmanlı

Avrupa’nın göbeğindeki Osmanlı

Arnavut kaldırımlı sokaklarında yürürken kendinizi Türkiye’de hissediyorsunuz. Eğer yolunuz Saraybosna’ya düşerse Başçarşı’ya uğramayı ihmal etmeyin. Bir de Boşnakların her saatte yediği ‘burek’i tatmayı… Şehri çok severseniz çarşıdaki çeşmeden su için ki Saraybosna’ya bir kez daha gelme şansınız olsun.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın fethettiği topraklardayız. Boşnaklar, kan bağımız olmadığı halde dünyada bizi en çok seven milletlerden biri. Ülkenin başkenti Saraybosna, camileri, hanları, hamamları, kervansarayları, çeşmeleri ve köprüleriyle tam bir Osmanlı şehri. Başkentin silüetinde minareler var. Saraybosna; cami, kilise ve havrasıyla Avrupa’nın Kudüs’ü olarak adlandırılıyor. Fatih, Çarşı ve Begova camilerinde her gün beş vakit ezan, minareden çıplak sesle okunuyor.

Sabahtan öğleye üç ton ‘burek’ tüketiliyor

Başçarşı’yı dolaşmaya başlıyoruz. Boşnak böreği çok meşhur. Biz de bir Boşnak börekçisinde sabah kahvaltımızı yapıyoruz. Boşnaklar böreğe ‘burek’ börekçiye de ‘burekcinitsa’ diyor. Yerli halk böreği çok seviyor. Sabahtan öğleye kadar Saraybosna’da tam üç ton börek tüketiliyor. Böreği sadece sabah değil, günün her saatinde yiyorlar. Kıymalı, peynirli, patatesli ve ıspanaklı böreklerin hepsi birbirinden lezzetli. Yolunuz buraya düşerse Başçarşı’da ‘burek’ yemenizi tavsiye ederiz.

Bu topraklarda ilk tramvay hattını Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid Han döşetmiş. O dönemin  tramvayları, atların çektiği vagonlardan oluşuyormuş.

Gazi Hüsrev Bey Camii’nin hemen yanıbaşındaki çeşmeden buz gibi sular akıyor. Halk arasındaki yaygın inanışa göre bu çeşmeden su içen kişi Saraybosna’ya hayatında bir kez daha geliyor. Aslı vardır ya da yoktur bilinmez ama bu çeşmeden su içtikten sonra Saraybosna’ya birçok kez geldik.

Anıt mezarı reddeden cumhurbaşkanı

Lider, bilge kral Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in kabrini ziyaret ediyoruz. Gayet sade, mütevazı bir kabir. Arkadaşları hasta yatağındaki Aliya İzzetbegoviç’i ziyaret eder ve kendisi için anıt mezar yaptırmak istediklerini söyleyip, izin isterler. Aliya İzzetbegoviç bu fikre şiddetle karşı çıkar ve “Bana anıt mezar yapmayın, beni arkadaşlarımın yanına defnedin.” der. Bir vasiyette daha bulunur: “Mezar taşıma cumhurbaşkanı değil, Abdullah yazın.” Abdullah; Allah’ın kulu, kölesi demek. Şimdi mezar taşında, “Allah’a yemin olsun ki Allah’tan başka kimseye kul-köle olmayacağız.” yazıyor. Mezarın yanında ise 24 saat boyunca bir asker nöbet tutuyor.

Mezarlığa dönen parklar…

Merhum Aliya İzzetbegoviç’in kabri başında nöbet tutan askerler, ziyarete gelen her kim olursa olsun Fatiha okumaya başlar başlamaz sağ elini kaldırıyor. Bu hareketleriyle okunan Fatiha’ya şahitlik ediyorlar. Aslında burası savaş öncesinde parkmış. Bosna Savaşı sırasında o kadar çok kişi şehit olmuş ki parklar bile mezarlık haline gelmiş.

Bosna-Hersek’i ziyaret eden Türk turistlerden dolayı şehrin meydanındaki tabelada artık Türkçe bilgilendirmeler de bulunuyor. Boşnaklar, Türkleri candan seviyor. Osmanlı’dan kalan yemekleri hâlâ bu topraklarda yaşatıyorlar. Mesela bamya, bezelye, havuçun yanısıra isteğe bağlı olarak tavuk eti ya da dana etinden yapılan ‘Begova çorbası’na âşıklar. Üzerine karabiber atıyorlar. Karabibersiz çorba içmiyorlar. ‘Soğan dolma’, ‘yaprak sarma’ gibi yemek isimleri de Türkçe olarak yaşamaya devam ediyor. Yalnız kadınbudu biraz değişmiş ‘kadın butiç’ olmuş.

Tarihî Başçarşı’da memleket hasretiyle yorulmuş Sevdalinka Hasiba Agiç hanımefendiyle tanışıyoruz. Hasiba Agiç, Boşnakların aşk şarkıları ‘Sevdalinka’yı söyleyen ünlü bir ses sanatçısı. Hasiba Agiç’in enstrümansız ve çıplak sesiyle söylediği Sevdalinka’ların içine memleket hasreti, sevgisi ve sıla aşkı da giriyor. Agiç’in 25 senedir profesyonel olarak şarkı söylediğini öğreniyoruz. Yılların kendine vermiş olduğu güvenle sadece ses yeter diyenlerden. Entrümansız olarak üç farklı Sevdalinka örneği sunuyor bize.

Fidan Turizm Genel Müdürü Ali Dokumacı, “Türk turist sayısı Bosna-Hersek’te her geçen gün artıyor.” diyor. Türkiye’den gelip bu toprakları en iyi bilen Anadolu erenlerinden biri olan Dokumacı, 1995 yılından beri Bosna’da. Fidan Tur olarak her yıl yaklaşık 6-7 bin Türk turist ağırlıyorlar bu ülkede. Misafirlerini adım adım gezdiriyorlar. Kim bilir belki siz de kısa zamanda bir Bosna-Hersek ziyareti yapar ve Gazi Hüsrev Bey Camii’nin hemen yanı başındaki çeşmeden şu içer ve bir sonraki gezinizi de garantilersiniz.

460 yıldır her gün hatim indiriliyor

Vakit öğle namazı… Gazi Hüsrev Bey, diğer ismiyle Begova Camii’ndeyiz. Cami tıklım tıklım dolu, hatta cemaat dışarıya taşmış. Boşnaklar dinlerine çok saygılı. Öğle namazını huşu içinde eda ediyorlar. Yılın her günü caminin böyle olduğunu öğreniyoruz. Genci, yaşlısı her kesimden insan camiyi lebalep dolduruyor.

Her gün öğle namazının hemen ardından hatim indirilmeye başlanıyor Gazi Hüsrev Bey Camii’nde. Cami ibadete açıldığı günden bugüne aksatıllamadan, tam 460 yıldır. Savaş döneminde bile hatim indirilmeye devam etmiş. Hatime katılmak isteyenler namazdan sonra hemen yerlerini alıyor ve dağıtılan cüzü okuyorlar. Cüzler tamamlanınca duaya geçiliyor. Başçarşı’daki dükkânların kira gelirlerinin yarısının Gazi Hüsrev Bey Medresesi talebelerine burs olarak gittiğini öğreniyoruz.

Bosnalıların kahve ‘çeyif’i

Moriç Han’a kahve içmeye gidiyoruz. Kahvenin sunumu harika. Boşnaklar kahvesiz yapamayan bir millet. Güne kahvaltı yapmadan önce bir fincan kahve içerek başlıyorlar. Fincanın içindeki ay-yıldız dikkatimizi çekiyor. Kahvenin yanında da lokum geliyor. Lokumun adı da rahat lokum. Keyife de ‘çeyif’ diyorlar. Çeyif ama ne çeyif. Yavaş yavaş içiyorlar kahvelerini. Sohbet uzadıkça uzuyor, arada bir yudum alınıyor ve muhabbet kaldığı yerden devam ediyor.

Write a comment

No Comments

No Comments Yet!

Let me tell You a sad story ! There are no comments yet, but You can be first one to comment this article.

Write a comment

Only registered users can comment.